"O (c.c.)" Bizimle Beraberken...
Bir Allah Dostunu Tarif Etmek.. - Altınoluk
“Hiçbir fert ile çekiştiklerini, münakaşa ettiklerini, gıybetini yaptıklarını, münazaraya girdiklerini gören, işiten yoktu.” “Her an kader bahsine hakkıyla vukufları olduğu için hiçbir kimse hakkında su-i zanda bulunmazlardı.” “Sevenlerini katiyyen ümitsizliğe düşürmezlerdi. “Bi.....
Sayı: 216, Sayfa: 001
O Bizimle Beraberken... - Ahmet Taşgetiren
Zikrullah, insana “maiyyet - birliktelik” bilinci kazandırır. Nerede olunursa olunsun O'nunla beraberlik, O'na şah damarı kadar yakınlık. O'nun bizimle beraberliği, yakınlığı... Mekandan, tariften münezzeh... “Nerede olursanız olun O sizinle beraberdir.” (Hadid, 4) O kim? Allah.....
Sayı: 216, Sayfa: 003
Mutmain Kalb - Prof. Dr. Hasan Kâmil Yılmaz
Mutmain kalb veya itminana ermiş bir nefis, Türkçe’de “gönül bütünlüğü” ya da “kalb doygunluğu” diye ifade edilebilen teslimiyetin Kur’anî ifadesidir. İtmi’nân ve mutmain kelimeleri Kur’an’da on beş kadar yerde geçmektedir. Sözlük manasıyla ıstılahî manası arasında yakın bir ilişki bulunan bu.....
Sayı: 216, Sayfa: 006
Rızık - Ahmet Rüstemoğlu
İşi  fena halde bozulmuştu. Açtığı dükkanda günlerce siftah edememişti. Elektrik, telefon kesilmişti. Dükkanın, evin kirasını, bakkala olan borcunu ödeyemiyordu. İyice tıkanmıştı. Ama rızkın ilahi kefalet altında bulunduğuna inanıyordu. Hiç şüphesi yoktu. Telefon çaldı, arayan eşiydi: -Gelirken bir ekmek alır mısı.....
Sayı: 216, Sayfa: 008
Nefs-i Mutmainne - Prof. Dr. Mustafa Kara
Nefs-i mutmainne ifadesi Kur’an-ı Kerim’de, nefs-i emmare, nefs-i levvame gibi bir defa geçmektedir. (Fecr, 89/27) Bu terimler daha sonraki asırlarda yaşayan alim ve ariflerce nefis eğitiminin kademelerine isim olarak verilmiştir. İnsan nefsinde var olan kin, kibir, hased, şehvet, riya gibi hastalıkları tedavi etmek için nefsin basam.....
Sayı: 216, Sayfa: 009
Nefsin Avunması mı? Kalbin İtmi’nânı mı? - Dr. Adem Ergül
İtmi’nân, Kur’ânî bir kavramdır. Gönlün çalkantılardan kurtulup huzur ve sükûn bulması, kişiliğin istikrar, denge ve dinginliğe erişmesi demektir. Diğer bir ifadeyle iç huzuruna kavuşup vesvese, endişe ve havâtırdan kurtulmak ve bu sayede selâmet ikliminde huzur nefesleri alıp vermektir. Her kulun itmi’nânı, kalbî sev.....
Sayı: 216, Sayfa: 012
“Gönlü Örten Tozlar Silkelenince” - Prof. Dr. Ethem Cebecioğlu
A.Ü İlahiyat Fakültesi Tasavvuf Kürsüsü Başkanı Prof. Dr. Ethem CEBECİOĞLU ile... Altınoluk: Zikirle insanın ulaştığı kalbi mutmainne nasıl bir kalb durumu demektir? Nasıl bir kişilik demektir? İtminan kelimesi nasıl bir ruhî durumu ifade eder?” Prof.Dr. Ethem CEBECİOĞLU:.....
Sayı: 216, Sayfa: 014
Mutmain Nefis’in Üç Ana Özelliği - Prof. Dr. Süleyman Derin
Tasavvufun gayesini, insanın nefsini terbiye ederek kalbini Allah’a bağlaması olarak ifade edebiliriz. Tasavvuf, bir maden cevheri gibi işlenmemiş olan insan nefsini eğiterek maddenin esaretinden kurtarmayı ve onu yaratılış gayesine ulaştırarak itminana erdirmeyi hedefler. Bu sebeple nefis iyi tanınmalıdır. Nefis nedir? Nefis Allah tarafın.....
Sayı: 216, Sayfa: 017
Bir Allâh Dostunun Ziyâretinde Sükûtu Teybe Almak - Cafer Bekiroğlu
Yüzler vardır pırıl pırıl. Bakmaya kıyamazsınız. Huzur verir gönüllere, görmeğe doyamazsınız. Söz vardır sözler içinde, dinlemeğe can atarsınız. Başınızın üstünde duran güvercin, hemen uçuverecekmiş gibi dikkat kesilirsiniz; bu verese-i enbiyânın kelamıdır diye. Bir bakış vardır nazarlar içinde, sevgi gibi akar içimize. Bir s.....
Sayı: 216, Sayfa: 018
Dua Kapılarını Açan Fâtiha’nın Eşiğinde - Dr. Senai Demirci
Kur’ân’ın “açılış” sûresi Fâtiha, kul olmanın ana eksenini belirlediği gibi, Kur’ân’ın temel kavramlarına işaret eder. Hamdin Allah’a mahsus kılınmasıyla, tevhid, yani Allah’ın birliği ifade edilir. “Alemlere Rab” olan Allah’ın “Din Günü”nün de “Sahibi” old.....
Sayı: 216, Sayfa: 020
Sünnete Uymak - Prof. Dr. İsmail Lütfi Çakan
Sahâbe Kıvâmı” başlıklı yazı dizimizde değerlendirmeye çalıştığımız İmam el-Evzâî’nin (v. 157) sahâbe neslinin karakterini ve bir ölçüde de ayrıcalığını oluşturan özelliklere yönelik –lüzûmü’l-cema’a, ittibau’s-sünne, imaretü’l-mescid, kıraatü’l-Kur’an ve cihad fî sebilillah-.....
Sayı: 216, Sayfa: 024
Dostluğun Sınırını Anlamak - Cafer Durmuş
Kur'ân-ı Kerîm'in belirgin özelliklerinden biri de, insanın idrakine sunduğu meseleleri onun kolayca anlayacağı misallerle ortaya koymasıdır. Yüce Kitabımız iman, inançsızlık ya da günahta ısrar etme gibi durumlara göre insanın tercih ettiği tarafı, onun en kolay anlayacağı dost, düşman, harb ilan etme ve benzeri teşbihlerle izah ediyor. .....
Sayı: 216, Sayfa: 026
Yüce Hedefler Uğrunda - Prof. Dr. M. Yaşar Kandemir
Mü’minin hedefi yüce, beklentisi büyük olmalıdır. Onun en yüce hedefi Allah’ın rızâsı, en büyük beklentisi âhiret saâdetidir. Bu hayata bir gün veda edeceğini, maddî güzelliklerin solacağını, sıkıntıların yok olacağını unutmamalı, dünyanın ne saadetine ne felâketine önem vermeli, ne makam ve mevkiin ne de servet ve lezzetin kölesi ol.....
Sayı: 216, Sayfa: 028
Selim Kalb - M. Sâmi Ramazanoğlu
Bir müminin nefsi, yedi sıfatında terakkî edebilmesi için vücudunun müştemil bulunduğu letâif-i seb’a zikir, fikir  ve tefekkürle tasfiye ve terbiye görmesi lâzımdır. O yedi sıfat da: Kalb, ruh, sır, hafî, ahfâ, nefs ve ceseddir. Bunlardan ilk beşi yani kalb, ruh, sır, hafî, ahfâ âl.....
Sayı: 216, Sayfa: 030
Güzel Ahlâk - Sâdık Dânâ
Allah Teâlâ ve Tekaddes hazretleri buyurur: “Zatı uluhiyyetime yemin ederim ki, sizin için Allah’ın Rasûlünde iktidaya şayan muhakkak hasleti hamide, ahlâkı hasene vardır ki o haslet Allah’ın sevabını ümid edip rıza-ı ilâhiyeyi tahsile sa’y ile ahiret gününe imân eden ve Allah’ı çok anan (zikreden) kimsele.....
Sayı: 216, Sayfa: 031
İhsân ve Murâkabe - Osman Nûri Topbaş
Tasavvuf; kulun her zaman ve mekânda Cenâb-ı Hakk’ın mânevî huzûrunda bulunmakta olduğu şuurunu hatırında ve gönlünde dâimâ canlı ve zinde tutmasıdır. Çünkü ancak bu şuur içinde olan has kullar, ibâdet, muâmelât, hissiyât velhâsıl bir ömrü kuşatan bütün davranışlarına îtinâ ederler. Her nefes: “…Biz ona (insan.....
Sayı: 216, Sayfa: 032
Ey Nebî İşte Türkiye’li Kardeşlerin... - Ayten Yadigar
MEDİNE HEYECANI: Yirmi gün kadar süren Mekke misafirliğinden sonra içimizi Medine heyecanı sarmaya başlalıyor. Allah’ın Habibi’ne çok zorda kaldığı bir zamanda kucak açan bu beldeyi ziyaret etmek mutlaka farklı bir iklime sürükleyecek bizleri. Mekke’den Medine’ye gidiş bir destan.. Bir dönüm noktası.. İbr.....
Sayı: 216, Sayfa: 037
Helâlinden Yeyin ve Şükredin - Prof. Dr. Ömer Çelik
Bütün canlı varlıklarda olduğu gibi, insan da beslenerek büyür, gelişir ve hayatiyetini devam ettirir. Bir farkla ki, diğer canlılar için alınan gıdaların haram veya helal olması bir mana ifade etmezken, akıl ile mücehhez kılınmış, peygamberler ve ilâhî kitaplarla irşad edilmiş insanoğlu için, boğazından geçen lokmaların haram veya helal oluşu ö.....
Sayı: 216, Sayfa: 040
Hayatın Temel Meselesi Ne? - İdris Arpat
Uzun yürüyüşler tefekkürü geliştirir. Kırda bayırda, derede tepede Yaratanla başbaşasınız demektir. Her biri bir ayet (işâret, ipucu) olan nice varlık düşünce ve hayranlık konusudur. İnsanlardan uzak oluşunuz düşüncenin yoğunlaşmasına imkân sağlar. Tadına doyum olmaz uzun yürüyüşlerin. İnsanlar neyi konuşuyorlar? Yüzbin kere konuşulmuş.....
Sayı: 216, Sayfa: 042
Deccâl’in Cenneti ve Cehennemi - Ali Rıza Temel
Deccal, kelime olarak “bir şeyi örten, yaldızlayan, boyayan” demektir. Kelimenin kalıbı mübalağa ifade ettiği için deccal: gerçeği örtmekte, bâtılı allayıp pullamakta, göz boyamakta çok mahir anlamına gelmektedir. Hadis-i şeriflerde kıyametin büyük alametlerinden sayılan Deccal’in mahiyeti hakkında çok şey söylenmiştir. Âhir za.....
Sayı: 216, Sayfa: 044
Kar Tanesinin Sonsuzluğu - Ümit Şimşek
Biz kimiz?” Daha önce hiç sormuş muydu Cem bu soruyu kendisine? Belki. Hattâ, evet, defalarca. Ama üzerinde çok fazla kafa yormamıştı. Yahut cevabını bildiğini sanıyordu. Aslına bakılırsa, içindeki Uzaylının da Cem uzun zaman farkında değildi. Neden sonra, günlük hayatın rutin işlerinden ve bitip tükenmek bilm.....
Sayı: 216, Sayfa: 046
Kur’ân’da İnsan - Prof. Dr. İbrahim Emiroğlu
Kur’ân-ı Kerim, merkezinde Allah-insan-âlem ilişkisinin yer aldığı son ilâhî kitaptır. İnsanın yaratılışını, değerini, sorumluluğunu, kaâbiliyetlerini, irade gücünü ve iradesizliğini, inançlılığını ve inançsızlığını, yücelişini ve düşüşünü en veciz bir şekilde Kur’ân’da okumaktayız. Bu yüce kitap kendisini bütün insan.....
Sayı: 216, Sayfa: 048
Gerçeği Arayanlar ve Asa'nın Gücü - Altınoluk
Gerçeği Arayanlar Hak yüce mevla’nın isimlerinden birisi. Hakikat ise hayatın çileleri sonucunda insanın bizzat ulaştığı erdemin adı. Hak  ve hakikatı birleştirdiğimiz zaman karşımıza insanın varoluş tablosu çıkıyor. Ne arar insan? Yiten bir şeymi var? Ya da devamlı yolda oluş telaşesine ne demeli? Sorularımız ço.....
Sayı: 216, Sayfa: 051
Nimetlerden İstifadede Fıtrî Olanı Okumak - Dr. Alican Tatlı
Allah Teâlâ, bu âlemde mevcut olan her şeyi insanın istifade etmesi için yaratmıştır1        . Bütün nimetlerin özellikle insan için yaratılmış olması, onun "üstün varlık" olmasındandır. İnsanın üstünlüğü ise, "Muhakkak ki Ben, yeryüzünde bir halîfe yaratacağım"2 âyetinde açıkça belirtildiği gibi halifelik vasfından kaynakl.....
Sayı: 216, Sayfa: 052
Saatli Bomba IRAK - Beytullah Demircioğlu
Irak hızla etnik-mezhebi iç kargaşaya hatta bölünmeye doğru mu gidiyor? Son dönemdeki gelişmelere ve Irak'ta etnik-mezhebi grupların beyanatlarına bakıldığında bu yöndeki kaygılara katılmamak mümkün değil. Bir taraftan Kürtler diğer taraftan Şiiler ve öteki gruplar, Irak'ın siyasi yapılanması noktasındaki taleplerinin yerine getirilmesi için ABD.....
Sayı: 216, Sayfa: 054
Hazret-i İkrime'nin Hanımı Ümmü Hakîm Binti Hâris -radıyallahu anha- - Mustafa Eriş
Ümmü Hakîm binti Hâris radıyallahu anhâ Mekke Fethi günü İslâm’la şereflenen bir hanım sahâbî... İslâm’ın amansız düşmanlarından İkrime İbni Ebû Cehil’in hidayetine vesîle olan çilekeş, gayretli, fedakâr bir aile... Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimizden eman alıp kocası İkrime’yi bulmak için çöllere düşen can.....
Sayı: 216, Sayfa: 058
Müzmin Yorgunluğu Yenebiliriz - Dr. Ali Akben
 Modern çağın en önemsenen hastalıklarının başında yorgunluk gelmektedir. İkinci dünya savaşından sonraki yıllarda dikkati çekmeye başlayan bir hastalıktır. Dayanılmaz yorgunluk şikayeti ile birlikte halsizlik, bitkinlik, yaygın kas ve baş ağrısı, boğaz, göz, yüz ağrıları, hafif ateş, grip benzeri bulgular ve şikayetler şeklinde kendini gösterir.....
Sayı: 216, Sayfa: 060