> 2014 > Aralık - Grup Nefsinin Terbiyesi > Akaid Bozukluğu Cehennemliktir
Makale Tavsiye EtMakale Yazdır

Akaid Bozukluğu Cehennemliktir
Cemal Nar
2014 - Aralık, Sayı: 346, Sayfa: 027
Übâde b. Sâmit’in oğlu Velid b. Übâde anlatıyor:

- “Babam Übâde b. Sâmit hastalanmıştı. Ziyaretine gittiğimde kendisinde ölümün alametlerini gördüm ve:

- “Babacığım! Bana; en lüzumlu gördüğün konuda tavsiyede bulun!” dedim. Bunun üzerine:

- “Beni oturtunuz!” dedi.

Kendisini oturttuğumuzda da:

- “Ey oğul! Kaderin hayrına ve şerrine iman etmedikçe imanının tadını alamaz ve Allah’ı tanımış olmanın hakikatına varamazsın!” dedi.

- “Ey babacığım! Kaderin hayrı ile şerrini birbirinden nasıl ayırt edebileceğimi söyleyebilir misiniz?” diye sorduğumda da şunları söyledi:

- “Başına gelmesi takdir olunan şeyler mutlaka başına gelecektir. Diğer taraftan şunu da bilmelisin ki sana başına gelmesi takdir olunmayan hiç bir şey de sana gelmeyecek, isabet etmeyecektir. Ben Hz. Peygamber’in “Allah ilk olarak kalemi yaratmış ve sonra ona yazmasını buyurmuştur. Kalem de kıyamete kadar olacak olan her şeyi yazmıştır” dediğini duydum. Ey oğul! Eğer bu inanç üzerinde değilsen öldüğün zaman cehenneme girersin.”1

Ehl-i sünnet mezhebi inancın ve akaidin doğrusunu tesbit etmişlerdir. Bu tesbitler yüzyılların tartışmalarını bitirmiştir. Kader hakkında da çok yersiz konuşanlar olmuştur. Bunların içinde biri ifrat, diğeri tefritte olmak üzere dikkati çeken iki fırka vardır; biri Kaderiyye diğeri Cebriyye.

Bu mesele bitmiş iken maalesef günümüzde kimi hocalar yeniden bu inanç sanki “yeniymiş” ve “doğruymuş” gibi ısıtıp önümüze koymuşlardır. Yersiz bir kısım tartışmalarla hem emekler heba olmakta, hem de muhabbet bozularak birlik dağılmakta, tefrika yayılmaktadır. Bunlardan bazılarını anlıyoruz, ama anlamadıklarımız da var maalesef. İslam için samimi çabalarına şahit olduğumuz bu alimlerin acaba dertleri nedir, anlamıyoruz doğrusu!

Şimdi bu iki fırkayı kısaca görelim isterseniz. Ta ki bu tartışmaların ne kadar eski ve bitmiş olduğunu bilelim.

Bunlardan birisi Kaderiyye’dir. Bunlar kaza ve kaderi tamamiyle inkâr ederler. Ancak bunu sırf şer-i şerifi ta’zim maksadıyla yaptıkları için küfre nisbet edilmezler, Bunlar: “Kul kendi fiilini kendisi yaratır.” diyecek kadar ileri gitmiş; ve bu sebeble Ehl-i Sünnet uleması tarafından pek şiddetli hücumlara ma’ruz kalmışlardır. Bahusus Mâvera-ün’Nehir uleması bu bâbda pek şiddet göstermiş ve: “Mecûsilerin halleri Kaderiyyenin halinden daha iyidir.” demişlerdir.

Kaderiyye mezhebinde olanlar sonraları Allah’ın kaderine inanmağa başlamışlarsa da hayrın Allah’dan, şerrin başkasından geldiğine inandıklarından iki tanrılı Mecusilere benzemekten yine kurtulamamışlardır.

Bunlardan diğeri de “Cebriyye” isimli bid’at mezhebidir. Bunlar kaderiyyenin zıddına olarak: “Her şey kaza kadere bağlıdır. Kulun elinde hiç bir şey yoktur. Fiili, ihtiyar ve kudreti yaratan Allah’dır.” derler. Kula irâde-i cüz’iyye tanımadıkları için onlarca kul kendiliğinden iman etmeğe bile kâadir değildir. Allah kime iman ettirirse o mü’min, kime iman ettirmezse o da kâfir olur.

Görülüyor ki bunlar da iyi niyetle güya Allah’ı tenzih edelim derken, kıt ilimleri yüzünden müthiş bir tefrite saplanıyor ve farkına varmadan ona (hâşâ) zalimlik isnâd ediyorlar.

Öyle ya! Kulun hiç bir ihtiyarı yoksa Ebu Cehil: “Benim ne kabahatim var yâ Rabbi? Beni sen kâfir yarattın, küfrüm de bana değil sana aittir. Çünkü benim elimde hiç bir şey yoktu. Sen nasıl diledinse öyle halk ettin. Ben de öyle hareket ettim. O halde bena niçin azâb ediyorsun? Bu bir zülüm değil midir?” diye Allah’a itiraz etmez mi?

Böyle inanan birisine kuvvetli bir tokat atınız. “Bana niye vurdun?” derse, şöyle cevap veriniz: “Allah kaderimde böyle yazmış, benim elimden ne gelir ki?”

Ne dersiniz, sizce kabul eder mi?

Dipnot: 1) İbn Kesir, Tefsir IV/268 (İmam Ahmed’den. Ayrıca Tirmizi’nin de rivayet ettiği kaydedilmektedir). Bkz. Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, 3/305-306.