Makale Tavsiye EtMakale Yazdır

Aziz Okuyucu
Altınoluk
2014 - Aralık, Sayı: 346, Sayfa: 001
Altınoluk’un Aralık sayısının kapağına “Grup Nefsinin Terbiyesi” konusunu getirdik.

“Grup nefsi” ifadesi, yeni bir terim.

Altınoluk bu sayısında, İslam’a hizmet gayesiyle oluşmuş yapıların da bir nefis sahibi olduğundan yola çıkıyor ve bunun da terbiye edilmesi gerektiğini ifade etmeye çalışıyor.

Tabii burada ilk soru, gerçekten grupların nefsinden bahsedilebilir mi, şeklinde sorulabilir, sonra da böyle bir hadise varsa, şu anda bir terbiye ihtiyacı ile karşı karşıya mıyız, sorusuna gelinebilir.

Hani Rasulullah Efendimiz (s.a.v.)’in bir hadisi şerifleri vardır:

Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Yahudiler yetmiş bir fırkaya ayrıldılar, biri cennete yetmişi cehenneme gitti. Hristiyanlar yetmiş iki fırkaya ayrıldılar, biri cennete yetmiş biri cehenneme gitti. Benim ümmetim de yetmiş üç fırkaya ayrılacaktır, biri cennete yetmiş ikisi cehenneme gidecek.”

Sahabeler:

- O kurtuluşa erenler kimdir ya Rasulallah! diye sordular.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

-“Onlar benim ve ashabımın gittiği yoldan gidenlerdir.”

(Ebu Davud, Tirmizi, İbni Mace)

Bu hadisi şerifteki “cennete gidenler” grubu, İslam tarihinde “Fırka-i naciye – kurtulanlar fırkası kimdir?” tarzında çok geniş bir tartışmayı beraberinde getirmiştir. “Fırka-i naciye biziz”den, “Bizden başkası fırka-i naciye değildir”e kadar uzanan çok geniş bir tartışma.

Hatta iş zaman içinde “Kendini kutsama” ve “Başkalarını tekfir”e, hatta “ötekinin boynunu vurma”ya kadar uzanmıştır.

Oysa hiç kimsenin elinde bir “iman ölçer” alet bulunmamaktadır.

Aynı şekilde hiç kimse ahiretteki hesabın nasıl sonuçlanacağını, amellerin içinin gerçekten dolu olup olmadığını, ahiret müflisi olma riskinden kurtulup kurtulamayacağını bilmemektedir.

Üstelik hassas mü’minler, daima son nefesle ilgili havf ve reca halinde bulunmakta, bu dünyadan iman ile göçebilme gayreti içinde bulunmaktadırlar.

Tek kişinin kendini kurtulmuş bilip, başkalarını yargılama mevkiine çıkması ne kadar problemli ise, grup haline gelip, ötekini daha baskın nitelikte yargılama tavrı da o derece, hatta daha vahim bir davranıştır.

“Çoklukla böbürlenmek sizi o kadar oyaladı ki sonunda gidip kabirlerinizdekileri de hesapladınız.” (Tekasür, 1-2)

Gücün – kudretin içinde tekebbür saklıdır.

Onun için gücün-kudretin, kulluk şuuru içinde terbiye edilmesi gerekir.

Gücü – kudreti, topluluklar için de terbiye zarureti vardır. Toplulukların temsilcisi halindeki kurumlar için de güç terbiyesi zaruridir. 

Tüm bu hususlar, bugünün, her birinde Müslüman gruplaşmaların birbirini ifnaya yöneldiği İslam toplumları için de hayati bir zaruret halini almıştır.

Allah’ın huzuruna doğru ilerlemekteyiz, ve kimi zaman birbirimizi tükete tükete ilerlemekteyiz. Huzur-u ilahiye vardığımızda bile hâlâ kendimizi kutsayacak, hâlâ birbirimizin kanını dökecek miyiz?

Bu sayımız böyle zor bir soruyu getiriyor İslam dünyasının önüne.

İbret alma niyazıyla...

Sizleri Altınoluk’la başbaşa bırakıyor, saygılar sunuyoruz. Allah’a emanet olunuz.