> 2014 > Kasım - İnsanlık İçin 'Hayırlı Ümmet Olun' > Bir Fatiha / Mehmet Aydın Ağabeyin ardından… Âmentü’ye Devam
Makale Tavsiye EtMakale Yazdır

Bir Fatiha / Mehmet Aydın Ağabeyin ardından… Âmentü’ye Devam
Sadık Üzer
2014 - Kasım, Sayı: 345, Sayfa: 056

Efendimiz -sallallâhü aleyhi ve sellem-: “Mü’minler ölmezler, ancak bir evden öbür eve nakledilirler” buyuruyor. Mü’min-i kâmil için ölüm yoktur. Yalnız, bir nakl-i mekân vardır.

Zamanının din alimlerinden olan Ali Rıza efendi ve Ahmet Hamdi Topbaş beyin kerimesi Aliye hanımın oğlu olan ve 5 K. Sani (Ocak)1928 tarihinde doğan Merhûm Hacı Mehmet Aydın ağabeyimizi 29 Eylül 2014 tarihinde âhiret alemine uğurladık.

Yaklaşık son dört senesini yatağa bağımlı olarak geçiren Merhum Hacı Mehmet Aydın’ın bu zaman zarfında devamlı şükür ve amentü halinde olduğu, hiç bir şekilde şikayet etmediği hemşireleri ve çocukları tarafından beyan edilmiştir. Yine bu zaman zarfında şuuru açık olduğu süre içinde kendisini ziyarete gelenler olunca çok mutlu olurdu. Bilhassa Osman Nuri Topbaş Hocamızın teşrifini duyduğunda çok heyecanlanır ve sevinirdi.

Umre ve Hacca gücü yettiğince devam ederdi. Kendi deyimiyle “Hicaz” muhibbiydi. Çocukları, hastalanıncaya kadar İstanbul’da Kurban Bayramı geçirdiğini hemen hemen hatırlamadıklarını söylerler. Zilhicce Ayının beşinde Hac arefesinde, mübarek günlerde vefat etmesi ile inşallah Rabbine ve sevdiklerine kavuşmuştur.

Rahmetli üstadımız Mahmut Sami Ramazanoğlu (k.s.) ve kendi tabiri ile Musa Dayısı (k.s.) ile birlikte olmaktan, ihvan ile birarada bulunmaktan çok mutlu olurdu. Hayatının kırk yılından fazlasını içinde geçirdiği bu yol, onun için hayat tarzı, huzur kaynağı ve hizmet yolu olmuştu.

Merhum Mehmet Aydın ağabeyimle ilk tanışmamız, 1973 yılı ortalarında başladı.

Mehmet Aydın ağabeyimiz, o yıllarda, genç bir ticâret erbabı, çok düzgün giyinen, baştan aşağı enerji dolu bir hayat ile etrafına pozitif enerji yayan hayat dolu bir kişi idi.

1975-1984 yılları arası görüşmelerimiz devam etti. 1984 yılından itibaren merhum, Mûsa Topbaş (k.s.) Efendi’nin işaretleriyle, Mehmet Aydın ağabeyimiz, Abdullah Sert Bey ile Antalya’mızı teşrif edip, merkezden başlayarak, önce Korkuteli, Finike, Kumluca, Manavgat, Alanya ve diğer ilçelerde mânevî hizmetleri başlattılar.

Kendisiyle, Karadeniz illerinden; Trabzon, Rize, Artvin ve Gümüşhane’ye de 1995-97 yıllarında 3 yıl beraber gidip geldik. Yaz-kış, dağ-tepe demeden gönüllere girmeye, Allah’ın kullarına Allah’ı, Rasûlullah’ı ve Allah dostlarını sevdirmeye gayret ettiler. Bizlere hizmeti, vefâyı ve cömertliği öğretti. Çok tatlı hâtıralarımız oldu, dostluklar pekiştirildi, yeni yeni mânevî kazanımlar elde edildi elhamdülillah! Mânevî kardeşlerimizle her beraberliğimizde hayırla yâd edeceğimiz güzel hâtıraları, huzûrlu sohbetleri, seyr-i sülûk yolundaki şaşmaz ölçüleri son nefesimize kadar devam edecek biiznillâh.

Mehmet Aydın ağabeyimizle ilgili hiç unutamadığımız hususlardan biri, belki de en önemlisi; mânevî evrâd ve ezkârın tezâhürünü “huzûr hâlini yakalamak” şeklinde ifade etmeleriydi. Sıkıntılı hallerimizde de: “Âmentü’ye devam!” ve “Salavat-ı Şerife’ye devam” ifadeleri halen kulaklarımızda çınlıyor. Kendisinden “Âmentü’ye devam” ilkesiyle; Allah ile ilişkilerimizi sağlam tutmayı, ona halel getirmemeyi ve iman hassasiyetini öğrendik. Bu yoldaki disiplini, edebi, hizmette terakkiyi, sevenlerin üstâza nasıl hizmet edeceğini, mürşîde olan muhabbetin nasıl olacağını, zirve haliyle onda gördük.

Mehmet Aydın ağabeyimiz, Antalya’yı her teşriflerinde, günlerce önce plan yapar, en ayrıntılı şekilde detaylandırır, misafir kalınacak evin belirlenmesi, merdiven durumu, kahvaltı ve yemek saatleri, özel görüşme ve ziyaretlerle ilgili her hususu, önceden belirler, ona göre işine başlarlardı.

Güzel Antalya’mıza her 6 ayda bir teşrif ederler, en az 3 gün ilçeleri dolaşır, merkezde de yoğun programlarla Allah dostlarının, özellikle Merhûm Mûsa Efendimiz ve Osman Efendimizin âlî himmetlerini bizlere taşırlardı.

Mehmet Aydın ağabeyimizde Allah’ın emirlerine eksiksiz uyma hassasiyeti, en başta zekât, sadaka v.d. hayru hasenat noktasında çok ince ve zirve bir anlayışla uygulamasını görürdük. Onda tevâzû ve bütün davranış güzelliklerini görmek mümkündü.

Büyükleri ziyaretteki ölçüyü ifadelerinde; “Görünmeye değil görmeye gelin!” derlerdi. Mânevî yoldaki; “Bâr olma, yâr ol!” fehvâsınca, hiç kimseciklere yük olmazlardı. “Külfetsiz ülfet” isterlerdi. En küçük hediyeyi ziyadesiyle karşılarlardı. Husûsiyle olayları değerlendirirken; “Üstâzımız bu konuda nasıl yaparsa ben öyle yaparım!” derlerdi.

1999 yılı Adapazarı ve İzmit Depremi’nden hemen sonra fabrikasındaki odasında çok ibretli ifadeleri ile acı gerçeği: “Her şey var her şey yok! Her şey var her şey yok!” diye değerlendirmişlerdir. O pek muhterem Mûsa Efendi Hazretlerini bütün davranışlarıyla önümüze koyar; “İşte böyle” diyerek hiç tâviz vermez, Nakşî yolunun güzelliklerini Sünnet-i Seniyye’ye bağlılıklarını, her meselede uygulamaya gayret ederdi.

Mehmet Aydın ağabeyimiz tertip ve düzene çok itinâ ederdi. Zamanı çok titiz kullanırdı. Hediye paketlerinin hazırlanması ve üzerlerinin kimlere ait olduğu en zarif yazılarla belirtilirdi. Sünnet-i Seniyye’ye bağlılığından dolayı çakısı her zaman üzerlerinde olurdu.

Cömertlik hususunda; “Sağ elin verdiğini sol elin bilmemesi” hükmünce gelecek 5 yılın zekâtını bile verirdi.

Bu yolda asıl muhabbetin Üstâza olması gerektiğini belirtirdi. Altıntaç Mensucat’ta Hacı Mûsa Efendi (k.s.) hazretlerini bir ziyaretimizde; sohbetlerine giderken Antalya’lı kardeşlerden biri Mehmet Aydın ağabeyimizin elini öpmek için yöneldiğinde, eli ile Üstâzımızı göstererek, celalli bir şekilde: “Yol al! Yol al!” diye onu sohbet yerine yönlendirmiş ve Üstâzın olduğu yerde başkasına teveccüh edilmeyeceğini bize öğretmişti.

Mânevî kardeşliğe önem verirdi. Kendi yakınlarının evinde gecelemediği halde, Antalya, Rize ve Trabzon seyahatlerinde, mânevî kardeşlerinin evinde gönül huzûru ile kaldıklarını söylerlerdi.

Çocuklarına ve yakınlarına uzun zamandır; ‘Benim arkadaşlarım hep gittiler. Dünyadan daha çok, ahirette dostum var’ derdi.

Fabrikasındaki sohbetlere Antalya’lı onlarca kardeşimizi davet eder, cennet mekân Mûsa Efendi (k.s.) Antalya’dan gelenleri görünce gülümser, “Elhamdülillah!” derdi.

Mânevî görüşmeler gece yarılarına kadar yorgunluk nedir bilmeden saatlerce devam ederdi. “İstirahat etseniz” dediğimizde: “İstirahat kabirde!” diye cevap verirdi.

Anadolu yakasından, Avrupa yakasındaki işyerine 40 yıl boyunca sabah namazından hemen sonra devam ederek nasıl bir tüccar olunacağını göstermiştir.

Kendisi fırsatları iyi değerlendirir, bizlerin de öyle olmasını isterdi. Yapılması gerekli bir iş zuhûr ettiğinde: “Biten işte hayır var!” der ve o işi hemen yapardı.

Muhterem Mehmet Aydın ağabeyimizin vefâtı münâsebeti ile kendisine yüce Mevlâmızın engin bağışını niyâz ediyoruz. Allah Teâlâ, onu ahiret âleminde dünyada sevip hizmetinde bulunduğu dostları ile buluştursun ve güzeller güzeli Efendimiz’in şefaat-ı uzmasına nail eylesin. Âmin!

Azîz rûhu için; 1 Fâtiha, 3 İhlâs-ı Şerîf okuyalım.