> 2014 > Kasım - İnsanlık İçin 'Hayırlı Ümmet Olun' > Dünya ve Ahiret Kurtuluşu İçin...
Makale Tavsiye EtMakale Yazdır

Dünya ve Ahiret Kurtuluşu İçin...
M. Sâmi Ramazanoğlu
2014 - Kasım, Sayı: 345, Sayfa: 030

Allah Teâlâ buyurur:

“Erkek kadın bütün mü’minler (tevhîdde) birbirlerinin velîleridirler.” (Tevbe Sûresi/71) buyurmuştur. Yani mü’minler tevhîdde birleşmek suretiyle hem dünyâ ve hem de âhiret işlerinde birbirlerinin yardımcısıdırlar, demektir.

Şüphesiz ki, dînî bağlılık, temeli toprak olan ailevî akrabalıktan daha kuvvetlidir.

Dîne hizmet etmek ancak ve ancak bütün İslâm alemindeki müslümanların aynı gaye etrafında birleşip aynı duygularla ümmet-i İslâm’ı ve şeriatlarını her türlü tehlikeden korumak ve zafere ulaştırmakla mümkündür.

Hazret-i Ömer (r.a.) şöyle buyuruyor:

“Gece kâim, gündüz sâim olan, malını mülkünü tasadduk eden ve harplerde kahramanca çarpışan bir kimse, eğer sevdiğini Allah için sevmiyor ve buğz ettiğine de Allah için buğz etmiyor ise, yaptıklarından hiç bir fayda göremez.”

Müslümanlar kendi aralarında Allahu Teâlâ’nın emrettiği şekilde birleşmiyor ve Allah’ın gösterdiği yolun hâricinde bir yol tâkib ediyorlarsa, Allah muhafaza buyursun, zilletin çukuruna yuvarlanmışlar demektir.

Bu takdirde dinlerinin düşmanlarına boyun eğmek, onların kabzasına düşmek ve istibdâdları altında yaşamak mecburiyetinde kalırlar.

Allahu Teâlâ Hazretleri Enfâl Sûresinde:

“Allah’tan korkun ve birbirinizin arasını düzeltin!” (Enfâl Sûresi, 1) buyuruyor. Yani, Allah’tan korkun ve Allah’ın gazabını celb edecek münazaalardan, anlaşmazlıklardan sakınarak, aranızdaki hoşnutsuzlukları izâle edin.

Birbirlerine muhalefet ettikleri takdirde elbette ki, aralarında anlaşmazlık ve mücâdele zuhur edecek ve maksad hâsıl olmayacaktır.

Hak Teâlâ Hazretleri Enfâl Sûresinde:

“Birbirinizle nizâlaşmayın! Sonra içinize korku düşerek devletiniz elden gider.” (Enfâl Sûresi, 46) buyurmaktadır.

Allahu Teâlâ mü’minlerin kendi aralarında nizâ ve ihtilâfa düşmelerini menetmekte, böyle bir tehlikenin vukuunda şu iki neticenin zuhur edeceğini bildirmektedir:

1-Bu hâlin başarısızlık, zaaf, soğukluk ve korku husule getirmesi.

2-Bu yüzden kuvvet ve azametin, şevket ve salâbetin elden gitmesi.

Şu halde, ancak kalbler ve gayeler birleştiği zaman nusret ve selâmete ulaşılır, dilekler kemâliyle tahakkuk eder.

İşte bunun içindir ki, Hak Teâlâ Hazretleri insanların günde beş defa mescidlerde bir araya gelmelerini ve haftada bir defa camide toplanmalarını, senede iki defa bayram münâsebeti ile bir mekânda cem olmalarını ve ömürlerinde bir defa da hac vesilesiyle bütün beldelerden gelip Beytullah’ın etrafında birleşip Arafat’ta hep birlikte vakfeye durmalarını emretmiştir.

Hak Teâlâ Hazretleri mahlûkâtını; nezîh Şerîat-i Muhammediyye’ye tâbi olmak, onun kânunlarını ve dîn kardeşliğinin ihtiva ettiği hakîkatları korumak, söz ve kalb birliği ile Muhammed Ümmeti’nin bütün ferdlerinin haklarını emniyet altına almak suretiyle kendisinin bilinmesi, ubûdiyyetin tahakkuku ve rubûbiyet haklarının yerine getirilmesi için yaratmıştır.

Böyle birbiriyle yardımlaşmak ve anlaşıp birleşmekteki asıl gaye de budur.

Bunun içindir ki Hak Teâlâ Hazretleri mü’minlere:

“İyilik ve takvada yardımlasın, fenalık ve düşmanlıkta yardımlaşmayın!” (Mâide Sûresi, 2) buyurmuştur.

Ramazanoğlu Mahmud Sâmi, Musâhabe 1; s.17-21