Makale Tavsiye EtMakale Yazdır

Tevbe
İbrahim Koç
2014 - Kasım, Sayı: 345, Sayfa: 026
Tövbe, insanın günahına pişmanlık duyması ve Allah’tan af dilemesidir.

Tövbe, günah kirlerinden arınma ve bir daha işlenmeyeceğine dair Mevlâ’ya söz vermedir.

Tövbe, günahtan sevaba geçiş, şerden hayra dönüştür. Tövbe, Hakk’a dönüş ve karanlıktan aydınlığa çıkıştır.

Tövbe, bir arınış ve günahlarla kirlenen insanın tek kurtuluş ümididir.

Tövbe, pişmanlıktır ve her pişmanlık bir tövbedir.

Tövbe, kulun yaptığı yanlışın farkına vararak bu yanlıştan dönmesi, bozulan mânevî hayatını yeniden düzene koymasıdır.

Gözlerin döneceği, yüreklerin hoplayacağı gün gelmeden, yürekleri hoplatan tövbe gayreti ne güzeldir! Keşke onu, her günahın açtığı gediği kapatacak seviyede, âh u eninlerle yapmaya muvaffak olabilseydik!

Evet tövbe, böyle ercesine bir dönüşün adıdır. Aksine her söz yalan, her davranış da bir aldatmacadır.

Çünkü günahla kaçırılan şeyler giderilmedikten, hislerde ürperti, ruhta ıstırap, gözlerde yaş belirmedikten sonra, işlenen kötülüklere karşı nedâmet duyulduğunu iddia etmek, tutarsız ve kabulden uzaktır.”

Ne mutlu günahlarını idrak edip tövbeye koşanlara!

Tövbe, günahların verdiği mahcûbiyet sancısının, vicdânın derinliklerinde hissedilmesidir. Tevbe, ıssız gecelerde yapılan âhu enînin arşa yükselmesi; gözlerden akan nedâmet yaşlarıyla seccâdelerin ıslanmasının adıdır! Tövbe, kulun, günahından ötürü oluşan iç yarası, içten gelen, yürek yakan “âhh!” ları, ıssız köşelerde ağlayıp inlemesi, seccadesine dökülen göz yaşlarıdır. O yaşlar ki, tövbenin hem süsü hem belgesidir.

“Allah korkusuyla akan yaş, sinek başı kadar bile olsa, yanak yumrusuna dek ulaşan mü’mini Allah, (ebedi) ateşe haram eder!”

“Günahına gereği gibi tövbe edenler, hiç günah işlememiş gibi olurlar.”

“Allah Teâlâ, kulun tövbesini, can boğaza gelmedikçe kabul eder.”

Tövbe etmek isteyen, şu duâyı huşû ile ve çokça okumalıdır:

“Estağfirullah ellezî lâilâhe illâhû elhayyel kayyûme ve etûbü ileyh…”

“Kim Allah’tan bağışlanma diler ve günahlarıma tövbe ederim” diye yalvarırsa, günahları bağışlanır.”

“Tövbe eden, inanıp salih amel işleyenlerin; Allah, kötülüklerini iyiliklere çevirir. O, çok affedici ve çok merhametlidir.”

“Allah, kulunu, tövbe eder halde kapısında bulduğu zaman, her şeyini kaybettikten sonra tekrar bulan kişinin sevincinden daha çok sevinir.”

“İşlenen her bir günah, kafamıza giren her bir şüphe, kalp ve ruhumuzda derin yaralar açar. Günah, kalbe işleyip siyahlandıra siyahlandıra tâ iman nûrunu kalpten çıkarıncaya kadar katılaştırıyor ve o nûru söndürüyor.

Her bir günah içinde küfre giden bir yol vardır. O günah, tövbe edilerek çabuk imha edilmezse, küçük bir mânevî yılan olarak kalbi ısırıyor.”

Hadis-i şerifte:

“Günah işleyen kişi âdâbına riâyet ederek güzelce abdest alır, iki rekat namaz kılar ve günahına tövbe ederse, Allah onu mağfiret eder.” buyrulur.

Günah, düşünceden pratiğe, geçmedikçe yazılmaz, cezası olmaz.

“Kim namazlardan sonra yetmiş kez istiğfar ederse, işlediği günahları bağışlanır ve hûrilerden âilelerini ve cennetteki köşklerini görmedikçe dünyadan çıkmaz.”

“Ey insanoğlu, günahların ufukları tutacak kadar da olsa, istiğfar etsen, çokluğuna bakmam bağışlarım.”

“Kim günde yüz kere: Sübhânallahi ve bihamdihî” “derse o kimsenin (Allah hakkı olan) günahları deniz köpüğü kadar da olsa dökülür.”

“Şüphesiz Allah, çokça tövbe edip temizlenenleri sever.”

“Bir kimse tövbeyi dilinden düşürmezse, Allah ona her darlıktan, ve üzüntüden bir çıkış yolu gösterir ve onu ummadığı yerden rızıklandırır.”

Nasuh Tövbesi Nasûh, çok öğüt veren çok samimi demektir. Sahibine, günahı bırakmasını öğütleyen, onu günahtan kurtaran sâdık bir tövbe ile tövbe ediniz, Allah’a dönünüz demektir. Hemen günahı terk etmek, geçmişte olanlara pişman olmak, gelecekte günah işlememeye karar vermek ve üzerinde bulunan her hakkı sahibine ödemek demektir. “Ey iman edenler! Allah’a içten, nasuh bir tövbe ile tövbe edin. Umulur ki Allah, yaptığınız kötülükleri siler de sizi altından ırmaklar akan cennetlere koyar.

Bir hadiste: Usulünce tövbe edip sebat edenin şehitler mertebesinde olduğu bildirilir. Ne var ki, “tövbe ettiği halde bir türlü günahı terk etmeyenin yaptığı tövbe, yöneldiği kapıyla alay etmektir. ”

“Cehennemden korkarım” deyip de günahtan kaçınmayan

“Cennete müştâkım” deyip amel-i sâlih işlemeyen, “Peygamberi severim” deyip sünnetine karşı ilgisiz kalan biri, iddiâsında ciddî olamaz.