Büyük Fitne Tekfir ve Cinayet Sapkınlığı
344.jpg
Makale Tavsiye EtMakale Yazdır

Hac ve Umre
M. Sâmi Ramazanoğlu
2014 - Ekim, Sayı: 344, Sayfa: 030

Allah Teâlâ buyurur:

Hac, malum aylardadır. İşte kim o aylarda hacca niyet ederse artık hacda kadına yaklaşmak, fısk yâni Allah’a itâatden çıkmak ve kavga etmek yokdur. Siz ne hayır yaparsanız Allah onu bilir. Bir de azık tedârik edin. Biliniz ki azığın en hayırlısı takvadır. Ey kâmil akıl sahibleri, Beni incitmekden sakının.

Bu esnâda Rabbinizden fadl u kerem taleb etmenizde bir günâh yokdur. Arafat’dan seller gibi akıp gitdikden sonra el-Meş’aru’l-Haram’da da Allah’ı hatırlayın. O size nasıl doğru yolu gösterdiyse O’nu öylece anın. Bilirseniz bundan evvel sizler yolunu kaybedip zâyi olmuş kimseler idiniz. Sonra insanların akıp gitdiği yerden siz de akıp gidin. Allah’dan mağfiret taleb edin. Muhakkak ki Allah çok mağfiret edici, çok merhamet edicidir.

Hacca âid ibâdetlerinizi tamamlayınca bir zamanlar atalarınızı andığınız gibi, yahud daha kuvvetli bir anışla Allah’ı anın. İnsanlardan kimisi “Ey Rabbimiz, bize nasibimizi dünyâda ver” der ki onun âhiretden nasibi yokdur.

Kimi de: “Ey Rabbimiz, bize dünyâda da güzellik ver, âhiretde de güzellik ver ve bizi ateş azabından koru” derler. İşte onların, kazandıklarından nasîbleri vardır. Allah hesabı pek çabuk görendir. (Bakara sûresi, 197-202)

*

Ehl-i hakikat der ki: Avâmın haccı Beyt-i Muazzam’a yönelip, orayı ziyaret etmektir Havâssın haccı ise Beyt’in Rabbini kasdedip, onu görmektir. Nitekim (Halilullah) Hz. İbrâhim’den hikâyeten Allah -celle celâlüh- şöyle buyurmaktadır:

«Ben, Rabbimin emrettiği yere gidiyorum. O, bana dosdoğru yolu gösterecektir.» (Sâffât sûresi, 99)

Hz. İbrahim Allah’ı kasdedip, onu talep ederek, bütün varlığıyla ona yönelmiş, nefsini, malını ve çocuklarını Allah uğruna fedâ etmiş ve;

«Âlemlerin Rabbi olan Allah müstesnâ sizin taptıklarınız benim düşmanımdır» (Şuarâ sûresi, 77) âyetinde ifâdesini bulduğu gibi, Hz. İbrahim Allah’dan başka herşeyi düşman kabul etmiştir.

İşte bütün bunlar hakîki haccın menâsikin­dendir. Hz. İbrahim dikkatle bunları yerine getirdiğinden Allah onu, Beyt-i Muazzam’ı ilk bina edip tavaf ve hacceden, insanlar arasında haccı ilan edip menâsikini ilk defa tatbik eden kişi yaptı. Binaenaleyh hac, sûret ve manâ itibariyle Hz. İbrahim’in makamıdır.

Hac nasıl ki, Hazret-i İbrahim’in makamı, bizim Peygamberimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-’in de hâlidir. Hal, makamdan daha mükemmeldir. Zirâ makamlar, menzillerdendir. Haller ise ilâhî mevhibelerden (el-Mevâhib) dir. İlâhî mevhibeler olmaksızın makamlara sülûk etmek mümkündür. Ancak makamlara sülûk etmeden ilâhî mevhibeler mümkün, değildir.

Bilesin ki, her kalb marifet-i Rabb’a sâlih değildir. Her nefis de Rabbin hizmetine sâlih değildir. Her mal da Hak yolunda sarf olunmaya sâlih değildir. Kul, hâlini mümkün olduğu kadar çabuk düzeltmeğe çalışarak bütün varlığını Allah yolunda yine Allah’ın emrettiği veçhile bezletmeye gayret etmelidir. Görmez misin ki, İbrahim -aleyhisselâm- Beyt’i bina etdi, tavaf etdi, insanları hacca çağırdı, malını misafirlerine, bedenini ateşe verdi. Oğlunu Allah’a kurban adadı, kalbini Allah’a verdi, sehâ-vetde o kadar ileri gitdi ki melekler teaccüb etdiler. Allah da ona dostluk hil’atini giydirdi ve buyurdu ki:

Allah İbrahim’i dost edinmişdir.» (Nisâ sûresi, 125)

Ramazanoğlu Mahmud Sâmi, Bakara Sûresi Tefsiri; s. 273-276