Büyük Fitne Tekfir ve Cinayet Sapkınlığı
344.jpg
Makale Tavsiye EtMakale Yazdır

Hizmet Eri Hizmet Yeri
Ahmet Başer
2014 - Ekim, Sayı: 344, Sayfa: 027

Karaman eski müftülerinden rahmetlik Abdullah Sıvacı hocamız sohbetlerinde sık sık: “Kabı olmayanın kazancı olmaz” derlerdi. Yani eğer bir hizmet yapacaksanız, ticaret yapmak isteyenin dükkânı olması gibi, hizmet için de uygun yer, bina, kurs, yurt, cami v.s. olması gerektiğini ifade ederlerdi. Hocamızın bu tespitine katılmakla beraber, yeterli hizmet ehlinin bulunduğu yerler için bu sözler daha doğru olur diye düşünüyorum.

Zira eğer yeterli hizmet ehli, yetişmiş insan bulunmazsa, binalar hazır olduğunda bazı problemler kendiliğinden ortaya çıkıyor. İşte bu problemleri örneklerle açıklamaya çalışalım.

Mesela bir Kur’an Kursu binasını her şeyiyle hazır ettiniz. Hizmete başlayacağı zaman öğrenci sayısına orantılı olarak hoca lazım, yardımcı hoca lazım, aşçı lazım, bekçi lazım, temizlikçi lazım, kaloriferci lazım, şoför lazım, tüm bunları idare edecek, çekip çevirecek idareci lazım. Hele kursumuz yatılı ise tüm bu hizmetleri 24 saat devam ettirecek en az iki vardiya, gerekirse 3 vardiya eleman lazım değil mi?

Kur’an-ı Kerim bilgisiyle birlikte güzel ahlaklı, gayretli öğrenciler yetiştirebilmek için, parayla dışardan temin edilen sıradan insanlarla bu hizmet sağlanabilir mi? Bir miktar para alsalar bile hizmet için gönülden çırpınan maneviyat yüklü insanlar olmadıkça istenen verimin alınması mümkün değildir.

Bina yapımında büyük destek verenler bile, yeterli hizmet ehli görevli bulunmadığı zaman, bin bir emekle, nice zorluklarla tamamlanan binayı başka bir kuruma kiraya vermeyi teklif edebiliyorlar. Allah rızası için güzel öğrenci yetiştirmek maksadıyla yapılan böyle güzel eserler kar amaçlı olarak kiraya verilebilir mi? Verilirse amacı dışına çıkmış, yardım edenlerin buğzu, hatta nefreti kazanılmış olmaz mı? İnsanlar hayırdan soğutulmuş, bir daha böyle bir hayır yapımının önüne set çekilmiş, olunmaz mı?

Yeterli hizmet ehli insan olmadan, o binayı bir şekilde faaliyete geçirmek için gayret edilirse, bu kez de hizmet birkaç kişinin omuzlarına kalmaktadır. Bu durumda hizmet, sağlıklı, verimli yürüyebilir mi? Bir kişi hem kaloriferci, hem şoför, hem bekçi olabilir mi? Olursa ne kadar verimli olur?

Diğer taraftan hizmet ehli olduğu halde nice insanlar da “her şeyi ben yaparım, ben her işe yetişirim” düşüncesiyle kendilerini yıpratmaktadırlar. Böyle durumda olan kardeşlerimiz ne kendilerine, ne evlerine, ne eşlerine ne de çocuklarına yeterli zamanı ayıramıyorlar. Çünkü bu durumda olanlar hizmet işlerini paylaşmamakla hem kendileri sıkıntı çekiyorlar, hem de kendilerinden sonra hizmet edecek insan yetiştirmeden yıllar akıp gidiyor. Hizmetin devamı için sürekli yeni yetişen, yetiştirilen hizmet ehli insanlara ihtiyaç duyulması muhakkak olduğu gibi, her insanın da bir hizmet kapasitesi olup, beşeri olarak ihtiyaçlarını da göz ardı etmemek gerekir.

Ayrıca bu durumdaki kardeşlerimizin her işe ben yetişirim diyerek farkında olmadan benlik “enaniyet” duyguları kabarmış, hizmet edeceğim derken nefsin kötü sıfatlarından kendini beğenme (ucb), kendini başkalarından üstün görme (kibir), ve hatta mal ve makam sevgisi huyları kuvvetlenmiş olabilir. Allah bu duruma düşmekten cümlemizi muhafaza eylesin. (Âmin)

Yetişmiş hizmet eri insan hususunda şu kıssayı hatırlayalım: “Hilafeti zamanında Hazreti Ömer bir gün bir mecliste gündeme şöyle bir soru koyuyor:

-Hayatta en çok istediğiniz nedir? Cevaplar geliyor: Kimi bir oda dolusu altını olmasını istiyor, infak etmek için, kimi başka maddi şeyler... Hepsi de sonuçta hayırlı bir şeyi yapmayı amaçlıyor. Meclistekiler mukabil soruyu soruyorlar:

-Peki Halife Ömer ne isterdi en çok hayatta? Ömer (r.a.) cevaplıyor:

-Bir oda dolusu insanım olmasını isterdim, Ebu Ubeyde bin Cerrah gibi...

Ebu Ubeyde bin Cerrah, Hazreti Peygamber (s.a) tarafından “Ümmetin emini” olarak tanımlanan bir insan. Bir ordu emanet edilebilen, verilen her vazifenin altından alnının akıyla çıkan dört dörtlük bir hizmet insanı, firesiz bir mü’min.

Bir devlet adamının 1400 sene önce dünyada en çok arzuladığı şey bu: Yetişmiş insan.” (Altınoluk Eylül-2002 Sayı 199 Sahife 3)

Velhasıl hizmet yeri yaparken, hizmet eri hesabını da dikkate alarak dengeyi korumak, hatta hizmet eri yetiştirmeye biraz daha ağırlık vermek lazım diye düşünüyorum.