Makale Tavsiye EtMakale Yazdır

Öz Benlik
Durmuş Koç
2014 - Eylül, Sayı: 343, Sayfa: 055

Her birey, ruhsal, düşünsel, duygusal ve fiziksel olarak farklı yapılara sahiptir. Yine her bireyin parmak izleri, simaları, ses tonları, anlayış ve kavrayışları, bilgi ve becerileri birbirinden çok farklıdır.

İnsanoğlunun her geçen gün daha yalnızlaştığını, toplumdan soyutlandığını, aradığını bulamadığını, hislerine ve duygularına tercüman olacak birilerinin olmadığını, olsa da onu samimi bulamadığını fark edebiliyoruz. Teknolojik gelişmeler, ekonomik kaygılar, kültürel yozlaşmalar, çıkara yönelik beklentiler, sosyal medyanın ürkütücü sunumları ve daha sayamayacağımız bir çok olumsuz nedenler bunları meydana getiren sebeplerdir.

Öz benliğinden yoksun kalarak içine düştüğü durumun farkına varamayanların durumu çok daha vahimdir. Bu değer yargılarını gün be gün kaybedenler egoist, bencil, vurdum duymaz, çekingen, içine dönük, neme lazımcı, duyarsız ve kaygısız bir duygu girdabının içerisine girer.

İnsanın yapısında var olan, doğuştan getirdiği, fıtri ve doğal kaynaklı, kişinin kendisine özgü davranışsal tepki olan mizaç; mizaçtan sonra kazanılan fakat değişmeye oldukça dirençli davranışsal özellikleri yansıtan “karakter”; kişilik, zihniyet ve nefsiyetten meydana gelen “şahsiyet”; her insanın olmazsa olmazıdır.

Günümüzde yozlaşan şahsiyet ve karakter bireyi bilerek veya bilmeyerek uçurumun eşiğine getirmektedir. Ummadık bir yerde, ummadık bir zamanda, ummadık bir şekilde, öz benliklerini farkında olmadan yok ederlerken, hem ferdi, hem ailevi, hem de toplumsal olarak sarılması mümkün olmayan yaraların açılmasına da sebep olurlar. Bunun için bireyin düşünceleri ile davranışlarının öz benliğin bir parçası olduğunu asla unutmamak gerekir.

Yaşamak; yaşadığının farkında olmak, niçin yaşadığını, nasıl yaşadığını, neden yaşadığını bilmek ve hissetmektir.

İnsan çok şeyi bilmeye bilir ancak daima haddini bilmesi gerekir. Haddini bilmek demek kendini, acizliğini, çaresizliğini ve kendini var edeni bilmesi demektir. Buda kişilik ve öz benliğe giden yolun açık olmasını sağlar.

Başkalarının hayatını tıpa tıp taklit etmemek, figüran olmamak gerekir. Başkalarından örnek al, bunları akıl süzgecinden, vicdan eleğinden iyiden iyiye geçirerek faydalı hale getir.

Faydasız müzik, oyun, eğlence insana öz benlik kazandırmaz. Ancak iman, insaf, ihsan, nezaket insanı onurlu ve değerli kılar. Özgürlük diyerek insanı insanlıktan çıkaran şeyleri bile bile taklit etmemek gerekir.

Doğruluğun, iyiliğin, güzelliğin marjinali (uç noktası, farkındalık) ol fakat kötülüğün ve çirkinliklerin maşası asla olma.

Yaşamın farkında olmayan, hayatın farkında olmaz. Hayatın farkında olmayan kendinin farkında olmaz. Kendinin farkında olmayan ne yaptığının farkında olmaz. Ne yaptığının farkında olmayan insanlığın farkında olmaz. Çünkü insan hayatını neye adamışsa onu kutsamış yani ilahlaştırmış demektir. Hayatını Allaha adayanların ilahı Allah ‘tır. Hayatını Allah’tan başkasına adayanların ilahı da diğerleridir. Değer biçilmeyen bir mücevheri ucuza satmıyorsak bir hiç uğruna öz benliğimizi nasıl ucuza satabiliriz?

Bunun için “parası olan pazardan ibadet ve kulluğu olan da mezardan korkmaz.” demişlerdir.

Hamurla çamuru karıştırmadan kutsala leke sürmeden hareket edilirse öz benlik te tertemiz olur. Sağlam öz benliğe sahip olan insan önce başkalarını mutlu etmeyi, düşenlerin elinden tutmayı, umutsuz insanların umudu olmayı, sıkıntılı olanların sıkıntılarını gidermeyi kendine bir borç bilir.

Mutsuzluk denizinden çıkıp mutluluk sahilinde dolaşmak, dinlenmek ve güneşlenmek ancak böyle mümkün olur.

Nefsin tuzağına düşen dünyayı kapkaranlık görür. Bunun için hayatta teyakkuzu (uyanıklığı) hiç bırakmamak gerekir. Çünkü hayatta hiçbir şey boşluk kabul etmez. Her şeyi iyi düşünmek gerekir. İyi düşünmek iyi bilinçlenmenin kapısını aralar.

Başkaları için mücadele edersen güdümlü olursun. Kendin için mücadele edersen bencil olursun. Allah için mücadele edersen adil ve erdemli bir insan olursun. Sevgi, merhamet, adalet, kardeşlik, dostluk ve insaniyet durağına uğramayan zulüm penceresine buğday ve mısır gibi övünür durur.

Toprağın kokusu başka, çiçeğin kokusu başka, gülün kokusu bambaşkadır. Kardeşlik dostluk nedir bilmeyen insan gerçek insanlığın kokusunu sezemez. Unutmamak gerekir ki herkes kendi rüyasında olup bitenleri kendisi yaşar. Yüreğinde bin bir acının depremini yaşayan, hisseder. Yüreklerinin vicdanlarının etrafına sınır muhafızları, sınır bekçileri koyanlar bunu nereden bilebilir? Nasıl hissedebilir? Masum ve mazlum bakışları körler asla göremezler. Kalbi katılaşmış vicdanı taşlaşmış bunu hiç bilemez. Ruh ve bedeni için için çırpınan insan ne bir iz bırakabilir nede ses getirebilir. Bunun için sevgini, saygını arttır asla eksiltme. Bin defa özür dilemektense bir defa sabret. Şayet bir defa kalp kırmışsan bin defa özür dile. Acıları, sızıları, anlatmak ve yazmak kolaydır. Ancak yaşamak çok zor ve çok çetindir. Bu nedenle akıllı insan aklını çok iyi kullanandır. Çok akıllı insan başkalarının aklını da kullanandır. Akılsız insan aklını kötü kullanandır. Çok akılsız insan aklını başkalarına kullandırandır.

Yıkılan bir araç vurmayla kırmayla gitmez. Ancak onarmayla, tamir etmeyle çalışır ve gider. Kötü huylu bir insan kötülemeyle değil, iyilikle, güzellikle öğüt vererek, elden tutarak düzeltilebilir. Şu çok iyi bilinmelidir ki kötü arzu ve hevesler öz benliğe atılan yıkıcı bombalardan daha tehlikelidir.

Yiğit, merhametli cesur birini bekleme, bunları önce kendin ol. Hayatla yüzleşmek kendimizi keşfetmekten geçer. Kendini keşfeden insan daima güzel düşünce ve güzel irade sahibi olur. İncitmemek için incinir. O zaman gerçek öz benliğe sahip olur. Yitik bir öz benlik viran olmuş bir evden daha kötüdür. Ama yinede “hayatı sevmek gerekir, yaşamaktan yorulsak da.”

Kuşkusuz hayat zor bir okul, amel bir diploma, öz benlik tüm hayatın faturası, ölüm de hayatın terhis belgesidir.

Hayat daima hoştur, bunun için koştur ama asla boş durma. Aklını, fikrini başkalarının güdümüne girerek asla kiraya verme. Özünden uzaklaşan mana denizinden uzaklaşır. Mana denizinden uzaklaşan da benlik denizinde boğulur. Öz benliği zedelememek için kula kulluk zincirini koparmak, arzu ve heves putlarını da hemen kırmak gerekir. Bir şey anlamadan anlamlandırılamaz. Anlamlandırılmadan da algı güçlendirilemez. Algı güçlendirilmeden de insan bilinçli ve şuurlu olamaz. Bilinçli ve şuurlu olmadan da öz benlik korunamaz.

Hayat denizine düşen yüzmeyi öğrenmeye mahkumdur. Kalpler yanar, yanar ağlar. Gözler dolar, dolar ağlar. Cefayı vefa görmeli vefayı da cefa görmeli ki öz benlik zedelenmesin. Unutma karanlık ışıkla yok edilir. Nefret de sevgiyle yok edilir. Güneşin karanlıkları sildiği gibi gönülde sevgi güneşi doğunca bütün kötülükleri siler.

İnsan öz benliğinden uzaklaşınca ayna olsa kimse bakmaz, bir mum olsa kimse yakmaz. Bir taç olsa başa takmaz pınar olsa kurur akmaz.

O halde sükut dağlarının eteklerine tefekkür ede ede in. Öz benlik sarayına gir. Hiçbir şeyin kendinin olmadığını bil. İman gemisine “Allah” diyerek bin. Şükür sahiline “Elhamdülillah” diyerek in. “La havle vela kuvvete illa billah” diyerek hiçlik deryasına dal. “Vetevekkel Alallah” diyerek bir damla ol kaybol. Ön yargıyı sabır aşısıyla tedavi et. Böylece öz benliğini her türlü tehlikelerden koru. Onu çok iyi muhafaza et. Erdemli bir insan olup, Allah’a gerçek bir kul olmak için son nefesi verinceye kadar hiç durmadan mücadele et…