> 2014 > Eylül - Türkiye'nin Gençlik Sınavı > “Muhacir-Ensar” Sahabi:Zekvan İbni Abdikays
Makale Tavsiye EtMakale Yazdır

“Muhacir-Ensar” Sahabi:Zekvan İbni Abdikays
Mustafa Eriş
2014 - Eylül, Sayı: 343, Sayfa: 052

Zekvan ibni Abdikays radıyallahu anh, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizle Akabe’de buluşup İslam’ın nuruna kavuşan ilk yiğitlerden!.. İslam’ın ilk günlerinde Mekke’ye gelip müslüman olan Medineli sahabilerden!.. O, hem Muhacir hem de Ensar diye anılan bir bahtiyar!..

Zekvan ibni Abdikays radıyallahu anh Medine’de doğup büyüdü. Hazrec kabilesinin Âmir ibni Züreyk oğulları koluna mensubtur. İslam’la şereflenişi şöyle olmuştur:

“-Medine’nin ileri gelenlerinden Es’ad ibni Zürare ile bir konuda ihtilafa düşmüşlerdi. Buna bir çözüm bulmak için Mekke’ye gidip müşriklerden Utbe ibni Rebia’nın hakemliğine başvurmaya karar verdiler.

Mekke’ye geldiklerinde Utbe ibni Rebia onlara öncelikle şu tavsiyede bulundu: “İçimizden Muhammed adında biri çıktı. Peygamber olduğunu söyleyerek bizi birbirimize düşürdü. Bizi atalarımızın yolundan çevirmek istiyor ve putlarımızı inkar ediyor. Sakın onunla görüşmeyin. Onun sözleri sihir gibi. Ondan uzak durun. Onunla konuşmayın” diyerek dikkatlerini çekti.

Zekvan ile Es’ad da son dinin ve son peygamberin geldiğini duymuşlardı. Onlar da bu konuda bir merak ve arayış içindeydiler. Utbe’nin sözüne bakmadan, onu dikkate almadan gizlice Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizi sordular, buldular ve huzuruna vardılar. Efendimiz onlara Kur’an okudu. Sohbet etti ve İslam’ı anlattı. Onların da İslâm’a girmelerini teklif etti.

İki Cihan Güneşi Efendimiz’in sohbetinden çok etkilenen Zekvan ibni Abdikays ile Es’ad ibni Zürare’nin gönüllerinde büyük bir değişiklik meydana geldi. Kalblerine derin bir huzur doldu. İman nuru kalblerine girdi ve hiç tereddüt etmeden hemen kelime-i şehadet getirerek İslam’la şereflendiler. Müslüman olarak Medine’ye döndüler. (İbni Sa’d, I, 218)

Medine’nin iki yiğit, kahraman evladı kendi kabilelerinden başlayarak İslâm’ı anlatmağa başladılar. Son dinin peygamberini tanıtmağa çalıştılar. Bir çok kimsenin Mekke’ye giderek Sevgili Peygamberimizle buluşmasına zemin hazırladılar.

Zekvan ibni Abdikays radıyallahu anh 620 yılında Akabe’de Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’le görüşen altı kişilik Medine’li grup arasında yer aldı. 621 ve 622 yıllarında da Akabe biatlarında bulundu.

Zekvan radıyallahu anh Medine’yi hicrete hazırlayan yiğitlerdendir. Hicret günlerinde ilk Muhacirler Medine’ye gelince hicret etmenin ne büyük sevab olduğunu öğrendi. Kendisi de bu sevabtan mahrum kalmamak için Mekke’ye gidip yerleşti. İki Cihan Güneşi Efendimizle birlikte bir müddet orada kaldı. Daha sonra hicret eden Muhacir grublardan birine katılarak Medineye hicret etti. Böylece o, hem Ensar hem de Muhacirlerden sayıldı. O tarihden sonra sahabe arasında “ muhacir-ensar” diye anıldı. (İbni Hacer II, 338)

Aslında şu rivayete göre Akabe Bey’atında bulunan Ensar, Muhacir sayılmaktaydı.

İbn Abbas (r.anhüma)’a göre; Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ile Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer radıyallahu anh nasıl Mekkeli müşrikler yüzünden Medine’ye hicret ederek Muhacirlerden oldularsa, Ensar’dan olanlar da, şirk yurdu olan Medine’den Akabe gecesinde Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in yanına gelmekle, Muhacirlerden olmuşlardır.” diye nakletmektedir. (Nesâî, Sünen, c.7 s.144-145. M. Asım Köksal, İslam Tarihi, 2/288.)

Rasül-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz hicretten sonra ilk iş olarak Muhacirle, Ensar arasında kardeşlik akdini gerçekleştirdi. Bu akid sırasında Zekvan radıyallahu anh’ı, Mus’ab ibni Umeyr radıyallahu anh ile kardeş ilân etti. Zekvan radıyallahu anh, elindeki maddi imkanları muhacir kardeşlerinin hizmetine sundu. Onlara fedakarane bir şekilde yardımcı olmaya çalıştı. Hatta bir kısım mülkünü ucuz fiyata muhacir kardeşlerine sattı.

Sa’d ibni Ebi Vakkas radıyallahu anh ondan iki deve karşılığında “Sükyâ Kuyusu”nu satın aldı. Bu kuyu, Medine’nin tatlı suyu ile meşhur olan kuyularındandı. (İslam Ansiklopedisi c.44, s.222. İbni Şebbe I, 158-159)

Zekvan ibni Abdikays radıyallahu anh, Bedir ve Uhud Gazvelerine katılmış bir kahramandır. Bedir’de “Üseyl Vadisi”nde, Uhud’da “Şeyhayn”de, Fahr-i Kâinat sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’in çadırı etrafında gece bekçiliği yapmıştır. Onun bu muhabbet dolu hizmetini M. Asım Köksal hocaefendi “İslam Tarihi” eserinde şöyle nakleder:

“İslâm ordusu Uhud’a giderken, geceyi Şeyhayn’de geçirdi. Peygamberimiz Aleyhisselam, orada, ashabına ikindi, akşam ve yatsı namazlarını kıldırdı. Muhammed ibni Mesleme’yi elli kişilik bir muhafız birliğinin başına geçirip, onları ordunun çevresinde dönüp dolaşmakla görevlendirdi.

Peygamberimiz Aleyhisselam Şeyhayn’de yatsı namazını kıldırdıktan sonra ashabına döndü ve:

“Bu gece bizi kim bekler?” diye sordu.

Karanlıkta bir zât ayağa kalkıp: “Ben!” dedi.

Peygamberimiz Aleyhisselam, ona: “Sen kimsin?” diye sordu.

O zât: “ Zekvan ibni Abdi Kays’ım!” dedi.

Peygamberimiz Aleyhisselam, ona: “Sen otur!” buyurdu.

Biraz sonra, Peygamberimiz Aleyhisselam, yine: “Bu gece bizi kim bekler?” diye sordu.

Yine bir zât ayağa kalkıp: “Ben!” dedi.

Peygamberimiz Aleyhisselam, ona da:”Sen kimsin?” diye sordu.

O zât da: “Ben Ebu Seb’im!” dedi.

Peygamberimiz Aleyhisselam, ona da: “Sen otur!” buyurdu.

Peygamberimiz Aleyhisselam, yine: “Bu gece bizi kim bekler?” diyerek sorusunu tekrarladı.

Yine bir zât ayağa kalktı ve: “Ben!” dedi.

Peygamberimiz Aleyhisselam, ona da: “Sen kimsin?” diye sordu.

O zât da: “Ben İbni Kays’ım!” dedi.

Peygamberimiz Aleyhisselam, ona da: “Sen otur!” buyurdu.

Aradan bir müddet geçtikten sonra: “Üçünüz de ayağa kalkınız!” buyurdu.

Ashab arasından yalnız Zekvan ibni Abdikays radıyallahu anh kalkıp huzura geldi. Peygamberimiz Aleyhisselam ona: “Öteki arkadaşların nerede kaldılar?” diye sordu.

Zekvan ibni Abdikays: “Ya Rasulallah! Geceleyin her üç sorunuza da cevap veren bendim. Benim adım, Ebu’s-Seb’ Zekvan ibni Abdikays’dır” dedi.

Onun bu muhabbet dolu davranışını takdir eden Peygamberimiz Aleyhisselam ona tebessüm edip memnuniyetini ifade ederek şöyle dedi:

“Git, sen bizi bekle, koru! Allah da seni korusun!” diye dua buyurdu.

Zekvan ibni Abdikays, hemen zırhını giyindi, kalkanını aldı. O gece nöbet tuttu, bekledi. (Vâkıdî, Megâzî, c. 1, s. 216-217.)

Rasül-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz, Zekvan ibni Abdikays radıyallahu anh’ın muhabbet dolu bu davranışını ve firasetini takdir etti. Ona iltifatta bulunarak şu müjdeyi verdi:

“Yarın sabahleyin Cennetin yeşilliklerine ayak basacak bir kimseye bakmak isteyen, Zekvan’a baksın!” buyurdu. (İbn Hacer, el-İsâbe, c. 1 , s. 482. M. Asım Köksal, İslam Tarihi, 4/129-130.)

Bu sözlerin şehadet anlamına geldiğini sezen Zekvan radıyallahu anh hemen evine koştu. Hanımı ve çocuklarıyla görüştü. Onlarla helalleşerek vedalaştı ve görev yerine gitti. Sabaha kadar Sevgili Peygamberimizin emrettiği yerde nöbet tuttu. Ertesi günü savaş meydanında Mekke müşriklerine karşı mücadele etti ve kahramanca savaşarak şehid düştü.

O gün Uhud dağı eteklerine doğru çekilen Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz ashabının durumunu araştırırken Zekvan ibni Abdikays radıyallahu anh’ı sordu. Hazreti Ali radıyallahu anh Zekvan radıyallahu anh’ın savaş meydanında sergilediği kahramanlıkları anlattı ve müşriklerden Ebu’l-Hakem Ahnes ibni Şerik’in onu şehid ettiğini kendisinin de Ahnes’i öldürdüğünü söyledi. (Vâkıdî, I, 283)

Allah ondan razı olsun. Rabbimiz cümlemize Zekvan ibni Abdikays radıyallahu anh’ın muhabbet, teslimiyet, firaset ve tebliğ ruhundan hisseler nasib eylesin. Bizleri şefaatlerine nail eylesin. Amin.