> 2014 > Eylül - Türkiye'nin Gençlik Sınavı > Gençliğimiz ve İmam Hatip Gençliği; Gençlik ve Eğitim
Makale Tavsiye EtMakale Yazdır

Gençliğimiz ve İmam Hatip Gençliği; Gençlik ve Eğitim
Adem Tahir Yılmaz
2014 - Eylül, Sayı: 343, Sayfa: 012
Ülkemiz nüfusunun önemli bir kısmını teşkil eden gençler, bir bakıma gelecek ile geçmiş arasında köprü olan bir nesildir. Yetişkinler ve yaşlılar onlara şekil verme gayreti içerisinde olan, onlar üzerinde hayallerini gerçekleştirmeye çalışan bir kitledir. Her yetişkin ve yaşlı, kendi içinde bulunduğu dünya görüşüne ve anlayışına göre döneminin gençlerinin yetişmesi için çabalar. Onlara hazırlanmak istenen gelecekler aslında büyüklerin onlar için kendilerinin hayal ettiklerinden ibarettir. Gençler bir taraftan kendilerine verilmeye çalışılan bu şekli alırken öte yandan almış oldukları şekle aykırı olan düşünce ve eylemelere karşı da dik durabilen bir nesildir. Kehf Sûresindeki “Hakikaten onlar, Rablerine inanmış gençlerdi. Biz de onların hidayetini arttırdık. Onların kalplerini metîn kıldık. O yiğitler kıyama kalkarak dediler ki: Bizim Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbidir. Eğer O’ndan başka ilah edinirsek saçma sapan şeyler konuşmuş oluruz” ayetinde anlatılan gençlerin psikolojisine bakıldığında bir direniş ve karşı duruş vardır. İnandıkları hak ve hakikat uğruna bütün benlikleri ile kendilerini ortaya koyuşları söz konusudur. Gençler, kendileri için adanacak, adanmışlığın da hakkını vererek her türlü fedâkarlığı göze alarak doğruların takipçisi olan bir nesildir. Bu yönleri ile eğitimi zor gibi gözükse de kendileri için fedâkarlık nispetinde sonuç alınabilecek bir nesildir. Gençlerimizin eğitimi söz konusu olduğu zaman bu yönlerini hiçbir zaman unutmamak gerekmektedir. Gençlerin eğitimi ile ilgili temel problemler birkaç kategoride ele alınabilir. Biraz eleştirel yaklaşmak gerekirse; - Gençlerin dünyasını anlamayan veya anlayamayan aileler, - Gençleri kendi emelleri uğrunda kullanmak isteyen ve onlar üzerinden ekonomik gücüne güç katmak isteyen kişi ve çevrelerin olumsuz faaliyetleri, - Gencin dünyasına hitap etmeyen ve kendini güncellemekte geciken bir eğitim ortamı ve öğretim kadrosu, - Gençlik politikaları ve gençlerin eğitimi üzerine derinlemesine çalışmalar yürütmeyen akademik bir çevre, - İslam inancı ve medeniyet değerlerimiz üzerine gencin hayatını şekillendirecek sanat, edebiyat, basın, yayın faaliyetlerinin ve ortamlarının eksikliği, - Şahsiyet terbiyesinin, karakter eğitiminin geri plana itilişi ve kariyer planlamasının öncelenmesi, - En önemlisi de gençliği bir ideal, mefkûre etrafında örgüleyecek, kamçılayacak, kemâle erdirecek, yetiştirecek fedâkar insanların, gönül erlerinin ve sivil oluşumların yoksunluğu…


Bir Gençlik Eğitim Kurumu
İmam Hatip Okulları

İmam Hatipler, halkımızın talepleri doğrultusunda ihtiyaca binaen açılan okullardır. Halkımız, devlet eliyle din eğitimi verilmesini arzu etmekte, başlangıçtan beri bu gaye ile imam hatip okullarına teveccüh göstermektedir. Ülkemizde zorunlu eğitimin 12 yıla çıkmasıyla lise kısmında okullaşma oranı artmış ve bu tabii artış tüm okul türlerinde olduğu gibi imam hatip okullarına da yansımıştır. İmam Hatip Liselerindeki öğrenci artışı 1997-1998 yıllarında ve öncesinde nüfus artışına ve okullaşma oranına göre doğal olarak devam etmekteydi. Fakat 1997’den sonra bu okulların orta kısımlarının kapatılması ve 1999’dan sonra da üniversiteye giriş katsayısının getirilmesi ile belirli bir oranda artan öğrenci sayısı durmuş, hatta gerilemiştir. Bu duraklama ve gerileme, ülkemizde eğitimdeki engellerin ortadan kalkması ve fırsat eşitliğinin sağlanmasına kadar devam etmiştir. Özellikle üniversiteye girişteki katsayı engelinin kalkması ve imam hatiplerin orta kısımlarının açılması ile yaklaşık 10 yıl duran, durdurulan, önüne set çekilen doğal artış tekrar başlamış, olması gereken tabii artış gerçekleşmiştir.  İmam Hatip ortaokullarının da açılmasını yıllardır bekleyen halkımızın ilgisiyle yeniden talep olmuş ve bu talebe göre de yeni okullar açılmıştır. İmam Hatip okullarındaki öğrenci artışı önüne set çekilen bir suyun önünden bu setin açılmasının sonucudur. Bu yoğunluk beraberinde bina ve öğretim kadrosu ihtiyacını doğurmuştur. Bunun yanısıra ortaokul ve liselerde seçmeli Kur’an-ı Kerim, Peygamberimizin Hayatı ve Temel Dini Bilgiler derslerinin olması öğretmen ihtiyacını daha da artırmıştır. Bir dönem bilinçli olarak öğrenci kontenjanı verilmeyen ilahiyat fakültelerinden yeterli mezunların olmayışı özellikle din eğitimi ve öğretimi verecek kadro ihtiyacını gündeme getirmiştir. Bu nedenle 2014 yılında ilahiyat fakültelerine on binin üzerinde kontenjan verilmiş ve öğretmen açığının kapatılmasına yönelik tedbirler alınmaya çalışılmaktadır.  Bugün eğitimin genel bir sorunu da nitelik meselesidir. Bunun çözümü ise öncelikle nitelikli insanları, nitelikli eğitimcileri yetiştirmekten geçmektedir. Eğitim fakülteleri ve öğretmen yetiştiren kurumlar kendini yetişen genç nesle göre güncelleyememiş ve geleceğin insanlarını yetiştirecek eğitimcileri yetiştiremez hale gelmiştir. Okullarda verilen/verilecek eğitim ile üniversitelerde verilen eğitimin müfredatının ve yöntemlerinin birbiri ile irtibatı istenen düzeyde değildir. Din eğitimi açısından bakıldığında ise ilahiyat fakültelerinden idealist öğretmen adaylarının yetişmesi, geçmişe oranla çok zayıflamıştır. Fakülte öğrencilerinin öğretmenlik misyonu, eskilerin deyimi ile “dâvâ adamı” bilinciyle yetişmesi geri planda kalmış, salt akademik kaygılar ön plana çıkmıştır. Halbuki, ilim sadece malumattan ibaret değildir. Bilinçtir, hâldir, güzel ahlâktır ve eylemdir.


İmam Hatip Okullarının Misyonu ve Bu Misyonun Hâmîlerine ve Hâdimlerine Düşen Sorumluluklar

İmam Hatip okulları, hem mesleğe hem de yüksek öğrenime hazırlayıcı programlar uygulayan, ülkemize özgün kurumlardır. Kuruluşundan bu güne kadar halk-devlet bütünleşmesinin tezâhürü olan bu okullarda sağlıklı bir din eğitimi verilmiş, öğrencilere doğru inanç, doğru bilgi ve doğru davranış kazandırmayı hedefleyen programlar uygulanmıştır. Bunun sonucunda, İmam Hatip Okullarından, İslam dîninin temel iki kaynağı olan Kur’an ve Sünnet’i referans alarak ifrat ve tefritlerden arındırılmış, ahlâkî ve mânevî değerleri özümsemiş, insanlığa yararlı olma idealini ön planda tutan, insânî ve islâmî ölçüleri önceleyen, özgün bir düşünce yapısına sahip nesiller yetişmiştir. Bu okullardan, mezun olup ülkemize ve insanlığa hizmet eden nice öncü ve örnek nesiller yetişmiştir. Onların arasından, İslâmî ilimlerin çağımızın ihtiyacına göre yeniden anlaşılmasında ve yorumlanmasında öncülük eden medeniyet tasavvuruna sahip ilim adamları, din görevlileri, Hayreddin Karaman Hocamızın deyimi ile “medeniyetimizin ihyâsı ve inşaâsı” bilincine sahip toplum öncüleri, iş adamları, her kademede yöneticiler ve elhamdülillah başbakan ve cumhurbaşkanı çıkmıştır.  Bugün ülkemizde din öğretimi ve İmam Hatip Liseleri ile ilgili yeni bir durumla karşı karşıyayız. Siyasi iradenin halkımızın talepleri üzerine yaptığı çalışmalarla Anayasada verilen haklar doğrultusunda din eğitiminin dönüşümüne şahit olmaktayız. İmam Hatip Liselerine, İmam Hatip Ortaokullarına, Din, Ahlak ve Değerler alanındaki seçmeli derslere yoğun ilginin olması halkımızın bu okullara ne kadar özlem duyduğunu ve çocuklarına daha sağlıklı bir din eğitimi verilmesi istediğini ortaya koymuştur. Artık geçmişin hâtıralarını ve problemlerini konuşmak yerine geldiğimiz noktada daha sağlıklı ve kuşatıcı bir din eğitiminin nasıl verileceği üzerine plan ve projeler geliştirmek durumundayız. Bundan sonra öğrenci velilerine düşen görev öğrenme azim ve gayretinde olan çocuklarını imam hatip okullarına göndermek, bu okulları öncelikli tercih listesine almak, gerek okul aile birliği gerekse farklı oluşumlarla eğitime destek vermek. Okullarda yürütülecek eğitim faaliyetlerine katılmak, katkıda bulunmak ve çocuklarına zaman ayırıp onlara rehberlik etmek.  İmam Hatip okulları bugün üvey evlat muamelesi görmemekte, devlet imkanları ile de tıpkı diğer okullarımız gibi inşa edilmektedir. Artık, sivil toplum kuruluşlarımız geçmişte bu okulların binasının inşaası için gösterdikleri gayretleri, mendillerde toplanan paraları, eğitimin kalitesine, özgün projelerin gerçekleştirilmesine harcamalı, tüm plan ve programlar benzer çalışmaları yapan kurumlarla işbirliği halinde bu alana yoğunlaştırılmalıdır. En önemlisi de öğrencilerimizde bir mefkûre bilincinin oluşması yönünde faydalı, etkin, sürekli ve birebir insan yetiştiren faaliyetler planlanmalı, günübirlik salon programları ile zaman ve enerji kaybedilmemelidir.  Burada en hassas görev imam hatip okullarında görev yapan eğitim kadrosuna düşmektedir. Çünkü, nesiller onlara emanet edilmiştir. İçinde bulunduğu çağı anlayan, öğrencilerin beklentilerini bilen, onları yaşayacakları çağa göre yetiştirecek donanıma sahip olmak için “mesleğinde kendini yenilemeyen kendinden yer” anlayışıyla kendisini devamlı geliştiren, merhum Nureddin Topçu’nun “Gençler! Düşünerek girilen kapı yalnız sınıf kapısıdır. Şuna inanınız ki dünyada hiçbir fetih -kaderin sırrına vâkıf olanlar için- sınıf kapısını açmak kadar şerefli değildir” sözünü ilke edinerek yine onun tabiriyle “Mektebin kapısından mâbedin kapısından girer gibi” giren, gönül diline sahip, fedâkar bir eğitimci olmalıdır.


Geleceğin Umudu
İmam Hatip Öğrencileri

 İmam Hatip okullarında eğitim gören öğrencilerimiz, levhası ve çatısı altında eğitim gördükleri okulların isimlerindeki mânânın ve kuruluşundaki samimi niyetin özüne sâdık kalmalıdır. Yaşadığı dünyaya duyarsız kalmayan, hayra ve iyiliğe çağıran, önder ve lider olma bilinciyle İslâm’ın gür sesini tüm cihâna duyurup, huzur bahşeden mesajını gönüllere ulaştırma hedefiyle kendini yetiştirmenin ve okumanın gayreti içerisinde olmalıdır. Çünkü o, yerine getirmek için peygamberlerin seçildiği bir dâvânın asrımızdaki seçkinleri arasında olmaya namzet, aydınlık sîmaları ve pâk ruhları temsil etmektedir. İmam hatip öğrencisi Kur’an ve sünnet ışığında, mesleki ve akademik başarının yanı sıra sosyal, kültürel ve sanat alanlarında kabiliyetleri ölçüsünde kendisini geliştiren, kariyer planlamasıyla birlikte karakterini geliştirmeyi, şahsiyetini olgunlaştırmayı önceleyen, medeniyet değerlerimize sahip, merhum Sebahaddin Zaim Hocamızın deyimiyle “güzel insan olma” gayreti içerisinde olmalıdır.