Makale Tavsiye EtMakale Yazdır

Aziz Okuyucu
Altınoluk
2014 - Eylül, Sayı: 343, Sayfa: 001

Eylül sayımız evlerinizde, ellerinizde. 

Yeni bir eğitim dönemi başlıyor Türkiye’de.

Rakamlar tekrarlanacak belli ki: 17 milyon çocuk – genç öğretime başlıyor bir kere daha. Türkiye’de anne-baba olup da, eğitimi önemsemiyor olmak, akla ziyan bir durumdur. Fıtri bir saikle, Allah Teala’nın gönüllere yerleştirdiği bir merhamet – şefkat duygusuyla, kendi nesillerimizin şahsında “Geleceği inşa” gayretine soyunuruz.

Bizim içimizden çıkan yönetim kadrolarından da, bizdeki bu geleceği inşa gayretine sahip çıkmasını bekleriz.

İslam dediğimizde, İslam dünyası dediğimizde, Türkiye’nin bu coğrafyadaki misyonu dediğimizde, eğitim ve insan çok daha büyük önem kazanıyor.

Yetişmiş insana ihtiyaç, ekmek kadar su kadar önemli çünkü bu coğrafya için.

Çünkü yetişmiş insan açığı demek, bu coğrafya için, mazlumiyet demek, mahkumiyet demek, kendi kendisi olamamak demek, kendisinden beklenen insani misyonu ifa edememek demek.

Yetişmiş insan ayrı, et – kemik yığını varlık ayrı.

Aradaki fark, cürufla içiçe olan madenle, rafine edilmiş, süzülmüş altın farkı gibi bir şey.

Eğitim, insanın dimağının ve kalbinin işlenmesi hadisesi.

“Katma değer”in belki de en çok anlam kazandığı alan, insanın eğitimidir. Çünkü insana, en üstün katma değeri kazandırabilirsek, bu ekonomiden kültüre,  siyasete, hayatın bütün alanlarına değer katabilmeye imkân sağlayacaktır.

Bu noktada İslam dünyası olarak problemlerimizin bulunduğunu kabul etmeliyiz.

Türkiye de henüz bu problemi bütünüyle aşabilmiş değil.

Eğitim alanında yarışa dahil miyiz, sorusuna verilecek cevap bile içimizi ferahlatmayabilir.

Buradan söyleyeceğimiz şey, can havliyle silkinmektir. Çocuklarımıza söylenecek olan da budur, anne-babalara söylenecek olan da, eğitim sürecinde rol alan eğitici kadrolara da, ve ülkenin kaynaklarını hizmete dönüştürme görevini üstlenen yönetici ekiplere söylenecek olan da budur.

Türkiye her yıl, eğitim alanında elde edilen başarıların dev programlarla kutlandığı bir ülke haline gelmeli, ülkenin Cumhurbaşkanından Başbakanına, Milli Eğitim Bakanına herkes, bu bayramı, geleceğin daha büyük bayramlarına basamak olması umuduyla kutlamalıdır.

Bu sayımızda, “Türkiye’nin Gençlik Sınavı”nı kapak gündemi yaptık.

Bu bir dert paylaşımıdır. İnsan sermayemizi, çağın Müslümandan beklediği misyonu ifa edecek kaliteye ulaştırmak gibi bir derdiniz varsa, insan açığı da yüreğinizi yakacak demektir.

Ama “Ağlamak fayda verseydi babam kalkardı” der, Asım gibi bir gençlik idealini sembolleştiren Mehmet Akif. Kolları sıvamak lâzım, bütün bir ülke olarak.

Eğitim uzun vadeli bir yatırımdır. On yıllar sonra semeresini alırsınız. Ama bugün tohum atarsanız. Tohum atmazsanız, asırlar geçer ve meyve yiyemezsiniz. İslam dünyası bugün, geçmişte tohum atılmamış zamanların mahrumiyetini yaşıyor. Yeni mahrumiyet çağları yaşamamak için, diyoruz, insana yatırım birinci önceliğimiz olmalı.

....

“İmam-ı Rabbani’de Tasavvuf ve Şeriat”

Hediye kitabımız hazır. Bu aydan itibaren abonesini yenileyen okuyucularımız hediye kitaplarına kavuşmaya başlayacak.

Dergimiz elinize ulaştığında İstanbul’da, muhterem Osman Nuri Topbaş Hocamızın da teşrifleri ile  ilk temsilciler toplantısını yapmış olacağız. Temsilci arkadaşlarımız yepyeni bir heyecanla, okuyucularımıza ulaşacaklar. İnşallah yeni mevsimde, Altınoluk’un, kadîm dostlarıyla yeniden buluşması ve yeni yeni gönüllere ulaşması mümkün olsun.

29’uncu yılımızdayız. Seneye 30’uncu yaşımızı idrak edeceğiz. Güzel bir yürüyüş bu. Sizlerle elele yürüyoruz. Rabbimiz bu yolculuğu istikamet üzere yıllar ve yıllar devam ettirsin.

Sizleri Altınoluk’la başbaşa bırakıyor, saygılar sunuyoruz. Allah’a emanet olunuz.