> 2014 > Ağustos - Dini Duygularda Muvâzene > Bir Muhabbet Medeniyeti
Makale Tavsiye EtMakale Yazdır

Bir Muhabbet Medeniyeti
Salih Zeki Meriç
2014 - Ağustos, Sayı: 342, Sayfa: 050

Peygamber Efendimizin bir ismi de Habîbul­lah’tır. Allah’ın kendisini tesmiye ettiği isimlerinden biri. Bunu onun kendi beyanından öğreniyoruz. ‘‘Ben Habîbullahım, övünmek yok’’ diyor Efendimiz. (Tirmizî, Menâkıb, 1, nr. 3616) Habîbullah yani Allahın sevgilisi. Allahın muhabbetine mazhar, insanların en şereflisi Efendimiz. Muhabbet duyanın kulları, muhabbet duyulanın ümmetiyiz. Bu devlet yetmez mi? Bu devlet şükrü gerektirmez mi? Sadece bu nimet için seccadeler ıslanmaz mı gözyaşları ile.

İslam, ‘‘Ey iman edenler! Kim dininden dönerse bilsin ki, Allah onların yerine bir kavim getirir, Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler.’’ (Mâide, 54) ayetinde ifade edilen bir muhabbet kaynaşmasıdır. Bu muhabbet, “Aranızda sevgi ve şefkati var etmesi, onun varlığını gösteren kanıtlardan biridir.” (Rum, 21) ayetinde ifade buyrulan Allahın varlığının delillerindendir.

Kur’an bir hayat rehberidir. Her ayeti bir nizam, bir düsturdur bizlere. Muhabbet özüdür Kuranın. Hayatın özünün muhabbet olması gibi. Sevgi, kalplerimize yerleştirilen kodlardır. İnsan sevgi ile var olur, sevgi ile hayatına anlam katar. Sevginin diriltici, ihya edici özelliği vardır.

İslam muhabbet dinidir. Sevgi­nin menbâıdır. İn­cit­memeyi, incin­memeyi öğütler. Bir karıncanın incitilmesini, bir eşyanın dahi hor kullanılmasını istemez. Şerefli oluşu Var edenin yüceliğinden kaynaklanan insan, yine Rabbinin beyanı ile en şerefli varlık olarak tavsif edilmiştir. İnsan aziz bir varlıktır ve her türlü hor ve hakir görülmeden uzaktır. İnsan sevgiye, şefkate, ihtimama ve değer verilmeye lâyık bir varlıktır.

Muhabbet her an ve her şeyde var. Allahın evi Kâbe’nin etrafında pervaneler gibi dönen kulların kalp atışları bir muhabbet tezahürüdür. O muhabbet ki, O dedi diye O’nun kulları, siyah Kâbe’nin etrafında döner. İbrahim gibi döner, İsmail gibi döner, Kâinatın Efendisi gibi döner. Hacer Annemizin yüreğindeki mahzunluk olur o muhabbet. Tepeden tepeye koşar. Kızgın çöl kumlarına karışan gözyaşları ile. İsmail’in kuruyan dudaklarına bir damla zemzem olur o muhabbet.

Müminler cem olur camilerde. Her cami bir Beytullah’tır. Rengi, ırkı, mezhebi ne olursa olsun her mümin diğerinin kardeşidir. Ey Allahın kulları kardeş olunuz emrince.

Hani siz bir uçurumun kenarındaydınız Allah sizi oradan çekip aldı. O’nun nimeti sayesinde kardeş oldunuz (Âl-i İmran, 103) diyor ya Allah, İşte müminlerin kalplerini birbirine ısındıran, onları birbirine sevdiren hep o muhabbettir.

Minarelerden yüksele ezanlar, cadde cadde, sokak sokak yayılır arza. Allahın arzı kadar Allahu Ekber sesleri yükselir hiç kesilmeden. Hiç susmadan, Muhammedun Rasulullah nidâları duyulur. Müminler salâvat getirir onun adını duyunca. O salavatla hep bir muhabbetin terennümünüdür.


Muhammedden Muhabbet oldu hâsıl
Muhammetsiz Muhabbetten ne hâsıl

Allah’ı sevmek Hazreti Muhammed (s.a.v.)’e tabi olmaktan geçiyor. Muhammet, bir muhabbetin neticesidir. Âlemlere rahmet olarak gönderilen. Rahmetin müşahhas halidir O.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir defasında Hz. Ömer’e:

“Ey Ömer! Beni ne kadar seviyorsun?”

“Ya Rasûlallah, nefsim hariç seni anamdan, babamdan, evladımdan çok seviyorum.” Rasûlullah (s.a.v.):

“Ya Ömer, olmadı” deyince Hz. Ömer:

“Ya Rasûlallah, seni nefsimden de çok seviyorum.”

“Ya Ömer, şimdi oldu.”

Efendimiz, “bir kimse Allah Rasûlu’nü kendi nefsinden çok sevmedikçe kâmil mümin olamaz.” buyuruyor. Sahabe o muhabbet abidesini canlarından öte biliyorlar, O’nun her şeyine muhabbet duyuyorlardı.

Medîne, nurlu şehir. Nurunu O’ndan alan şehir. O’nun ravzasını barındıran şehir. Yüz yıllar geçti. Her inanmış yürek akın akın gidiyor Medîneye. O’na muhabbetini izhâr etmeye.

Salavâtları dillerde, hasreti gönüllerde. Biz geldik huzuruna diyebilmek için. Nurdan hâleler içinde yeşil kubbenin altında Rasûlullah’ın elinden tutmak, ona beyat etmek, bizi de ümmetinden sayar mısın diyebilmek için biz geldik diyorlar adeta.

O kabirde bile “ümmeti, ümmeti” diyeceğim diyor. Sizden kim bana salât ve selâm ederse benim ruhum iâde edilir ve ben o selâma icâbet ederim diyor Allah Rasûlü (s.a.v.).

Muhabbet ki sarmış bütün âlemi. Dünya o muhabbetin nuruyla felah bulacak.