> 2014 > Temmuz - Tasavvufta Şer'i Hassasiyet > Su Tasarrufu ve İsraf
Tasavvufta Şer'i Hassasiyet
341.jpg
Makale Tavsiye EtMakale Yazdır

Su Tasarrufu ve İsraf
Adem Şahin
2014 - Temmuz, Sayı: 341, Sayfa: 062

İstanbul başta olmak üzere pek çok şehirde su kıtlığının olduğu, havaların kurak geçtiği yazılıp çiziliyor. Kuraklık, insanlık tarihi kadar eskidir. Hz. Yusuf zamanında 7 yıl üst üste kuraklık olmuştur. Orta Asya’dan Anadolu’ya göçün bir sebebi de kuraklıktır.

Orta Asya Cumhuriyetlerinde su ve doğalgaz giderleri uzun müddet evde yaşayan kişi sayısına göre hesaplanmıştır. Kişi başı sabit ücreti ödeyenler elektrik, gaz ve suyu ekonomik kullanma ihtiyacı duymamıştır. Ne kadar kullanırsa kullansın, nasıl olsa ödediği para sabittir. Köylerde yaşayanlar doğalgaz borusunu bahçesine çekerek yanan gazın ışığıyla geceleri bahçesini aydınlatmaktadır. Apartmanlarda, her odanın lambası istisnasız yanmakta, kapatılma gereği duyulmamaktadır. İsrafın boyutlarını gördüğüm ilk zamanlarda “bir şehirin kullandığı doğalgaz ve elektrik en az 3 şehire yeter” derdim. Daha sonraki yıllarda elektrik ücretlerine % 300 oranında yapılan zamlar, yeni takılan gaz, elekrik ve doğalgaz saatleri insanları tutumlu olmaya zorlamıştır.

İster bedava olsun, ister faturalı, müslüman ahlakı her iki halde de kullanım miktarının değişmemesini gerektirir. Parasını ödeyerek kullandığımız tüm nimetler ücretsiz hale getirildikten sonra tüketim miktarımız artmışsa, artan miktar bizim israf oranımızı gösterir.

“Bir defasında Hz. Peygamber (asm) Sa’d’e uğradı. Sa’d abdest alıyordu. Resûlullah (asm), (onun suyu aşırı kullandığını görünce); “Bu israf nedir?” diye sordu. Sa’d de, “Abdestte de israf olur mu?” dediğinde Hz. Peygamber (asm) de “Evet, hatta akmakta olan bir nehirde abdest alsan bile...” şeklinde cevap verdi. (Ebu Davud, Cihad, 21, c. III, s. 27) Şişeden veya nehirden alınan abdest suyu miktar olarak aynı olmalıdır. Avustralya’da bir su şirketi ‘Akarsuyun kenarında bile olsan suyu israf etme!’ sözünü şişelerin üzerine yazdırmıştır.

Dere kenarında akan suyun namaz gibi meşru bir gerekçe uğruna bile fazla kullanılması ekolojik dengeyi sarsmamasına, kullanılan suyun % 100 oranında geri dönüşüme uğramasına rağmen israf sayılmaktadır. Dere kenarındaki suyun aşırı kullanımı israf kapsamına girmişse, gereksiz yere harcanan su, benzin, kağıt, elektrik, yiyecek gibi ekonomik değeri olan ve aşırı kullanımının tabiattaki dengeyi bozarak canlılara zarar verdiği her şeyin buz gibi israf kapsamına girmesi kaçınılmazdır.

Tasarruf etme ve tutumlu olma alışkanlığı bolluk zamanlarında kazanılmalıdır. Kıtlık zamanlarında suyun tutumlu kullanılması, katlanmak olarak isimlendirilir. Tasarruflu ve tutumlu olmakta özgürlük ve bilinç vardır, katlanmakta ise yoktur.

Suyun bol olduğu zamanlarda israf etmeyi alışkanlık haline getiren kimse, kuraklık zamanlarında tutumlu olma konusunda çok zorlanacaktır. Tekstil sektörü yazdan kış hazırlığını, kıştan da yaz hazırlığını yapar. Tüketim alışkanlıklarını frenlemek ve ölçülü olmak kıtlık ve yokluk zamanları gelmeden önce, bolluk varken öğrenilmelidir. Varlıkta aşırı tüketime alışmış birisi, yoklukta yaşayacağı sıkıntılara katlanamaz. Normal zamanlarda yeme içmeyle arası iyi olan insanlar yolculuğa çıktıklarında “aç kalırım” korkusuyla daha fazla yiyip içebilir. Suyu israf eden kimseler de, su azlığı zamanında normalin üstünde su harcayabilir.

“Barajlarda suyumuz azalıyor, tasarruflu kullanalım” uyarılarını duydukça kendi kendime “insanlar suyu tasarruflu kullanamayacak, suyu az kullanmaya katlanacaklar” diyorum. Su tasarrufu, barajlar dolu olduğu zaman öğrenilir. İmam Gazali tarafından geliştirilmiş ahlak tanımı şöyledir: “Ahlâk, insan nefsinde yerleşen öyle bir melekedir ki(alışkanlık) fiiller, hiçbir zorlama olmaksızın, düşünüp taşınmadan bu alışkanlık sayesinde kolaylıkla ve rahatlıkla ortaya çıkar. “Hadisi şerifte ifade edilen “dere kenarında akan suyu bile fazla tüketme!” uyarısı pedegojik açıdan çok anlamlıdır. Dere kenarındaki suyu ölçülü kullanmaktan maksat, aşırı tüketimin ve israfın kişide alışkanlık haline gelmesinin önüne geçilmesidir.

“Damlaya damlaya göl olur” diyen insanlar, gölün gereksiz tüketim ve israf sebebiyle çöle dönüşebileceğini unutmamaları gerekir. İnsan, alışkanlıklarının esiridir. Önemli olan, iyi güzel ve hayırlı alışkanlıkların şuurlu kölesi olmaktır.