> 2014 > Haziran - "Büyük Kurtuluş" Planı > Oruç ve Açlığın Fezâili
"Büyük Kurtuluş" Planı
340.jpg
Makale Tavsiye EtMakale Yazdır

Oruç ve Açlığın Fezâili
M. Sâmi Ramazanoğlu
2014 - Haziran, Sayı: 340, Sayfa: 030

Âlimler demişlerdir ki: Oruç ve açlıkta on güzel haslet vardır:

1- Açlıkta kalb safâsı, gönlün hakka inkıyâdı, göz keskinliği vardır.

Tokluk ise aptallık ve tenbellik verir, basîreti kör eder. Dimağda buharı fazlalaştırır, bu sebeble kalbde bir ağırlık olur. Söylenen fikirlere intikal ve intibak edemez, esrârı anlayamaz.

2- Açlıkta rikkat-i kalb olur. Kalb safası da insanı münâcâtın lezzetini idrâk etmeye hazırlar, zikrinin ve sâir ibâdetlerinin tesirini görür.

3- Kalbde zill ü inkisâr olur, şımarıklık gider. Cenâb-ı Hak da hadîs-i kudsîde: “Ben, benim rızâm için kalbi münkesir olanlarla beraberim.” buyurmuştur. Lüzumsuz ferâh ve tuğyanın başlangıcı olan, aynı zamanda büyük mahrûmiyetlerin sebebi olan iftihar ve böbürlenme duygusu gider. Nefis açlıkla kırıldığı kadar hiçbir şeyle kırılmaz.

4- İnsan açlıkta belâları unutmaz, zararlara ve âfetlere dûçâr olanları unutmaz. Tok olan açları unutur, aç olanlar ise açlığın ve belâların elemlerini bilirler. Elemleri, fakirleri ve zayıfları unutmazlar.

5- Açlık bütün mâsıyet arzularını kırar, devamlı kötülüğü emreden nefsin (nefs-i emmâre) üzerine basar.

6- Açlık, insana betâet ve hamâkat veren fazla uykuyu def eder, çok yiyen ise çok içer, çok içen çok uyur, çok uyuyanın gafleti artar. Kimin gafleti artarsa hüsrâna uğrar ve nedâmeti artar.

Bu sebeble meşâyih-i kirâm müridlere: “Çok yemeyiniz, çok içmeyiniz, bu sebeble çok uyursunuz ve hüsrâna uğrarsınız.” diye buyurmuşlardır.

7- Açlıkta ibâdete devâm kolaylaşır. Toklukta ise ibâdet zorlaşır, ibâdete devâm ise daha güçleşir.

8- Açlıkta bedenler ve uzuvlar sıhhatli olur, hastalıklar def olur. Çünkü umûmiyetle hastalıkların sebebi çok yemek, çok içmek, çok uyumak, kan fazlalığıdır. Hastalık ibâdetlere mânî olur, kalbi huzursuz eder, ibâdet şevkini kırar.

9- Gayet sade bir hayat sürer, sıkıntısı olmaz. Az yemeği îtiyad edinen az mala kanaat eder. Bu sebeble Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem-: “İktisada riayet eden fakra dûçâr olmaz.” yani maîşetinde orta yolu tutan fakir olmaz buyurmuşlardır.

10- Açlıkta sadakasını gönül huzuru ile verebilir, yemeğinin fazlasını yetimlere, miskinlere dağıtır, kıyamette de sadakası altında gölgelenir. (Riyadü’n-Nâsihîn / 309. Aynı mâlumat İsabe’de de vardır.)

Muhammed bin el-Hâris -radıyallahu anh- der ki: Beş zümreye beş şeyi sordum, hepsi de aynı cevâbı verdiler:

1- Tabiblere; devâların en şifâlısını sual ettim: “Açlıktır ve az yemektir.” dediler.

2- Hikmet ehillerine; Allâh’a ibâdete en fazla yardımcı olan nedir, diye sual ettim, “Açlıktır ve az yemektir.” dediler.

3- Zâhidlere; zühde en fazla kuvvet kazandıran nedir, diye sual ettim, “Açlıktır ve az yemektir.” dediler.

5- Sultanlara; her vakit dikkatli bulunmanın çaresi ve en güzel, en lezzetli taam nedir, diye suâl ettim, “Açlıktır ve az yemektir.” dediler.

Yahya bin Muaz -radıyallahu anh- der ki: “Eğer açlık çarşıda satılır bir şey olsa idi âhiret tâlibine gereken şey, çarşıdan açlıktan başka bir şey satın almamak olurdu.

Ramazanoğlu Mahmud Sâmi, Musâhabe- 4; s. 109-111