> 2014 > Mayıs - Meşrulaştırmalar... > Cezayir’den Libya’ya, Suriye’den Mescid-İ Aksa’ya Ortadoğu Gündemi; ABD-Suud-İran
Makale Tavsiye EtMakale Yazdır

Cezayir’den Libya’ya, Suriye’den Mescid-İ Aksa’ya Ortadoğu Gündemi; ABD-Suud-İran
Beytullah Demircioğlu
2014 - Mayıs, Sayı: 339, Sayfa: 056

Batı ile Rusya arasındaki güç mücadelesinin nasıl şekilleneceği krizin nereye varacağı tartışıla dursun, Ortadoğu’nun gündemi de bir hayli yoğundu geçen ay.

Ukrayna krizinin Suriye’deki “vekâlet savaşına” nasıl yansıyacağı meselesinde bu yoğun gündemin önemli konuları arasındaydı.

Ukrayna krizinin dallanıp budaklandığı, krizin nereye doğru evrildiği yönünde yoğun tartışmaların yapıldığı günlerde Ortadoğu’da özellikle Suriye krizine ilişkin önemli gelişmeler yaşandı. ABD Başkanı Barack Obama, 2009’daki ziyaretinin ardından ilk kez Suudi Arabistan’a sürpriz bir ziyaret gerçekleştirdi. Ziyaretin ardından Suudi Arabistan’ın gizemli İstihbarat Şefi Prens Bender bin Sultan görevinden alındı. Yine aynı günlerde muhaliflerin tanksavar gibi ağır silahlara kavuştukları sosyal medyaya yansıyan görüntülerde anlaşıldı. Bu durum kimi analizlerde Kırım’ın ilhakından sonra Batı’nın Suriye üzerinden Rusya’ya verdiği bir mesaj olarak yorumlandı ve özellikle Suriye konusunda Obama yönetiminden yeni hamleler gelebileceğine vurgu yapıldı. 

ABD-İran iletişiminin ardından özellikle de Oba­ma’nın son Riyad ziyareti sonrasında daha sık dillendirilmeye başlanan bir başka husus ise Tahran ile Riyad yönetimleri arasında buzların erimeye başladığı yönündeki haberler idi. Yapılan analizlerde özellikle İran tarafından Riyad yönetimine yönelik sıcak mesajların yoğunluğuna dikkat çekiliyor. İran’ın ılımlı lideri olarak takdim edilen Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin S. Arabistan’ı ziyaret etmek istediği mesajlarının altı çiziliyor. Bu noktada Suudi Arabistan ile Tarhan arasındaki ilişkilerin gerilmesinde önemli rol oynamakla suçlanan S. Arabistan istihbarat şefi Prens Bender bin Sultan’ın görevden alınmasının buzların erimesine katkı sağlayacağı belirtiliyor.   

Bu tür haber ve analizlerin ne kadar gerçeği yansıttığını görmek için çok fazla beklemeyiz herhalde. Bu noktada şayet varsa, böyle bir uzlaşının bölgeye yansımasının ne olacağı sorusu oldukça önemli? Özellikle Suriye’deki iç savaş üzerinde etkisi ne olacak mesela? Suriye konusunda oldukça uç noktalarda bulunan Tahran ve Riyad yönetimlerinin nasıl bir uzlaşı yolu bulacakları önemli. 

Bu arada iç savaşın tüm şiddeti ve acımasızlığıyla sürerken Esed rejimi, göstermelik devlet başkanlığı seçimlerinin 3 Haziran’da gerçekleşeceğini açıkladı.

Cezayir;  Buteflika Tekerlekli Sandalye ile Yeniden

Geçen ay Ortadoğu gündemini meşgul eden konulardan bir diğeri Cezayir’deki cumhurbaşkanlığı seçimleri oldu. Ülkedeki islami partilerin boykot ettiği seçimlere katılım, resmi rakamlara göre %50, muhaliflere göre %20 oranında kaldı. Bir çok sağlık problemi yaşayan, seçim sandığına tekerlekli sandalye ile ancak gidebilen Abdülaziz Buteflika dördüncü kez cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturdu.

Seksenine merdiven dayamış, geçirdiği rahatsızlık nedeniyle konuşma ve yürüme zorluğu çeken, ortalıklarda görülmemesi sebebiyle, “hayalet” diye anılan Abdülaziz Buteflika’nın dördüncü kez seçilmesi Ortadoğu medyasında, hem Budeflika hem de Cezayir halkı açısından “elem veren trajedi” olarak yorumlandı. 40 milyonluk Cezayir halkının kendilerini yönetecek bir aday çıkartamamış olmasına vurgu yapılarak. 

Cezayir’in, halk hareketlerinin görüldüğü diğer Ortadoğu ülkelerinden siyasi ve ekonomik anlamda pek farklı yönetilmediği yönündeki tespitlere rağmen Abdülaziz Budeflika neden Cezayir halkının umudu olabiliyor peki?  Bu durum, 1991’de İslami Selamet Cephesi (FİS)’nin seçimlerin ilk turunu kazanmasının ardından gerçekleşen darbe sonrası yaşananlarla ilişkilendiriyor. FİS’in iktidara gelmesini Batı’nın desteğiyle engelleyen ordu, oligark ve laik bürokratik çevrelerin başını çektiği koalisyon, 10 yıl sürecek karanlık günlerin fitilini ateşlemişti. Faili meçhul cinayetler, toplu katliamlar ve şiddetin şiddeti doğurmasıyla geçen on yılın ardından Cezayir 200 bin insanını kaybetmişti. Cezayir halkının bugünkü siyasi ve ekonomik yapıyı kabullenişi o karanlık günlerin Cezayir halkının zihinlerinde bıraktığı o kötü anıların hâlâ canlılığını korumasıyla izah ediliyor.

Tabi bir de tıpkı şimdi Mısır’da olduğu gibi Cezayir medyasının bir taraftan islami hareketleri ve islami siyasi oluşumları şeytanlaştırırken, diğer yandan kendini daha yönetemeyecek düzeydeki Buteflika’yı kahramanlaştırıp, efsaneleştirmesi bu tablonun ortaya çıkmasındaki ana sebebi oluşturuyor.

Mısır: Sisi ve Sabahİ

Darbe mağduru Mısır’da da gündemde Cumhurbaşkanlığı seçimleri vardı. Mısır’ın seçilmiş ilk Cumhurbaşkanı olan Muhammed Mursi’nin devrilmesinden sonra cunta yönetimi, Mayıs ayın 26-27 tarihlerinde yeni cumhurbaşkanını seçmek için sandık başına gidiyor. Cunta lideri Abdulfettah Sisi, tek rakibi Hamdin Sabahi ile yaraşacakÉ

Sol siyasetin öne çıkan isimlerinden Hamdin Sabahi, 2012’de yapılan ve daha sonra darbeyle devrilen Muhammed Mursi’nin kazandığı cumhurbaşkanlığı yarışında üçüncü olmuştu. 26-27 Mayıs tarihinde yapılacak cumhurbaşkanlığı seçiminde Mısır halkı bu yıl ikinci kez sandık başına gitmiş olacak. Ocak ayında yapılan ve katılımın çok düşük olduğu referandum sonucunda yeni anayasa kabul edilmişti. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından kesin tarih belli olmasa da bu yıl içinde genel seçimlerin de yapılması bekleniyor.

Bu arada Mısır’da darbenin ardından siyasi ve ekonomik istikrarsızlık sürüyor. Ülkede şiddet Müslüman Kardeşler’in darbe rejimi tarafından Çterör örgütüÈ ilan edilmesinden sonra daha da arttı. Son olarak Mısır mahkemesi 529 Müslüman Kardeşler üyesini idam cezasına mahkûm etmişti. Darbeyle devrilen eski Cumhurbaşkanı Mursi, hakkında açılan dört ayrı davadan yargılanıyor.

Libya: Bölünme Planı Mı?

Geçen ayın Libya gündeminde istikrar arayışı ve güvenlik problemi vardı. Muammer Kaddafi’nin 2011 yılında devrilmesinden bu yana istikrar arayışındaki Libya bir türlü düzlüğe çıkamıyor. Siyasi istikrarsızlık ve Libya devriminde Kaddafi’ye karşı savaşan silahlı milisler ülkenin en büyük sorunu. Kaddafi’nin devrilmesinin ardından peşpeşe kurulan hükümetler ülkede güvenliği sağlama konusunda başarısız olmaya devam ediyor.

Libya’nın istikrarsızlığın nedenlerine ilişkin pek çok sebep sıralanıyor. En çok zikredileni ise Libya üzerinde derin planları olan uluslararası güç merkezleri. Libya’nın istikrarsızlığında pay sahibi olan söz konusu uluslararası güç merkezlerinin Libya’nın geleceğine ilişkin düşündükleri senaryolar arasında Libya’nın bölünmesi fikri en çok revaçta olanı.

Mescid-i Aksa: Acı Bitmiyor

İşgal altındaki toprakların gündeminde ise Mes­cid-i Aksa’ya yönelik Yahudi radikal grupların tahrikleri ön plandaydı. İsrail’in Mescid-i Aksa’nın altında ve çevresinde gerçekleştirdiği kazı çalışmaları hızla sürerken, Kıble Mescidi ve Kubbet-üs Sahra’ya yönelik saldırılar da her geçen gün artıyor.

Birkaç yıl öncesine kadar Kudüs’teki radikal gruplar ve saldırgan Yahudilerin dini bayramları bahane ederek gerçekleştirdikleri baskınlar son aylarda düzenli, talimatlı ve hazırlıklı saldırılara dönüşmüş durumda. 2000 yılında Ariel Şaron’un Mescid-i Aksa’ya girmesiyle başlayan ikinci intifada hafızalarda yerini korurken, Mescid-i Aksa’nın Müslüman ve Yahudiler arasında zaman ve mekânsal olarak bölünmesiyle alakalı proje teklifinin yeniden İsrail parlamentosuna getirilmesi tepkileri artırıyor.