> 2014 > Mayıs - Meşrulaştırmalar... > Sohbet Ehli Olmak
Makale Tavsiye EtMakale Yazdır

Sohbet Ehli Olmak
Aişe Ayten Gürsoy
2014 - Mayıs, Sayı: 339, Sayfa: 050


Erenlerin sohbeti, ele giresi değil.
Sohbete kavuşanlar, mahrum kalâsı değil.


Gezmek gerek her yeri, bulmak için, bir eri,
Sarraf tanır cevheri, herkes bilesi değil.


Bir pınarın yanına, kapalı testi kona,
Kırk yıl orada dura, kendi dolâsı değil.


Sohbetle parlar iman, talip kazanır irfan.
İnsanı arif yapan, fesi, hırkası değil.


Önce doğru iman et, haramdan el etek çek
Ruha gıdadır sohbet, badem helvası değil

Yunus emre Hazretleri ne güzel anlatmış, sohbetin önemini. Cenâb-ı Hak ayet-i kerimede buyuruyor: “Sen onlara öğüt ver. Çünkü öğüt, müminlere fayda verir.” (ez-Zâriyât, 55) Bu ayet-i kerimeyi en kâmil manada yaşayan Allâh Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-: “Din nasihatten ibarettir.” (Buhârî, Îmân, 42) buyurmuştur. Bir Mü’min, kendisini ancak salih kimselerin bir arada toplandığı sohbet meclisleri aracılığıyla yetiştirebilir. İnsan pekala okuyarak da kendisini geliştirebilir ama bu tek başına yeterli değildir. Kalp çok değişken bir yapıya sahiptir ve kim ile hasbihal halindeyse ondan etkilenir, denir ya insan arkadaş ortamına çok dikkat etmelidir. “İçki İçen arkadaş meyhaneye, namaz kılan arkadaş ise mescide götürür, insanı.” Biraz zayıfsa insan, karşı tarafın nefsine mağlup olur. Kendisini bambaşka yerlerde bulur. O yüzden kendimizi geliştirebilmek, gönlümüzü kuvvetlendirmek ve bu muhabbetimizi taze tutabilmek için sohbet meclislerinde daimi bulunmaya gayret göstermeli ve  o ortamlarda bulunan sadık ve salih kardeşlerimizin  sohbetlerinden, güzel  gönüllerinden inikaslar almalıyız. Nitekim âyet-i kerîmede buyurulur: “İyiler iyiler için, kötüler de kötüler içindir...” (en-Nûr, 26) İmâm-ı Gazâlî Hazretleri, bu gerçeği ifâde etmek üzere, sâdece hastalıkların ve mikropların değil, hâllerin, ahlâk ve huyların da sirâyetine işâret etmekte, iyilerle beraber olana iyilik, kötülerle beraber olana da kötülük yansıyacağını belirtmektedir. Kendimize, çevremize baktığımızda görürüz ki eğer salih ve saliha arkadaşlarla beraber isek insan o hal bürünmeye başlayıverir ve bu da onu Hakka yaklaştırır. Günümüzü gün etmek için, aman zaman geçsin de nasıl geçerse geçsin mantığıyla olan arkadaşlarla bir arada isek amacımız, zamanı güzel geçirmek, Hakka layık şekilde geçirmek yerine zamanı sadece geçirmek olur. Bu ise zamanı israftan başka bir şey değildir. Cebimizdeki paramızı nasıl iktisatlı kullanıyor ve güzel şeylere yatırım yaparak değerini ve kalıcılığını arttırıyorsak geçip giden ve bir daha gelmeyecek olan zamanımızı da iktisatlı kullanmalı, zamanın değerini ihlaslı amellerle kalıcı hale getirerek ahiretimize yatırım yapmalıyız. Şeyh Sâdî ne güzel söyler: “Arkadaş! Merhamet ve şefkat ehli ol da, sâlih kişilerin yolunu tut! Sen ki ayaktasın, düşmüş insanı kaldırmak için onun elinden tutuver!” Bu hem maddi hem de manevi olarak düşünülmelidir. Zira infak sadece maddi değil manen de yapılabilmelidir. Kul salih insanlarla bir arada salih hale gelmeli ve kendi de diğer insanlara tebliğ görevini hem sözle hem de hal inikasıyla ifa ederek bu mesuliyetini yerine getirmiş olmalı ve Allah için sevmenin ecrini alma yolunu tutmalıdır. Peygamberimiz (sav) sohbete çok önem vermiştir ve şöyle buyurmuştur; Sohbet ve zikir meclisleri, ilâhî rahmet ve sekînetin sağanak sağanak yağdığı, dünyadaki cennet bahçeleridir. Bütün ashâb-ı kiram, Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in sohbetine apayrı bir iştiyakla koşar ve feyiz alırdı. Zaten Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- de, her vesileyle ashabını buna teşvik ederlerdi. Zira O’nun en mühim terbiye usullerinden biri de sohbetti. Hadis-i şerifte buyurulur: “Bir topluluk Allah’ı zikretmek üzere bir araya gelirse, melekler onların etrafını kuşatır. Allah’ın rahmeti onları kaplar, üzerlerine sekînet iner ve Allah Teâlâ onları, yanında bulunanlar arasında zikreder.” (Müslim, Zikir, 39) Hz. Ömer radıyallahu anh’tan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Allah’ın bazı kulları vardır ki; onlar ne peygamber ne de şehittirler. Fakat Peygamberler ve şehitler onlara verilen makam dolayısıyla gıpta edip imrenirler.” Ashab-ı kiram: “Onlar kimlerdir?” diye sordular. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle devam etti:

“Onlar (aralarında) neseb ve akrabalık olmadığı, mal alışverişi olmadığı halde birbirlerini Allah için sevenlerdir. Onların yüzü nurdur, nur üzerindedirler. İnsanların korktukları günde onlara korku yoktur. İnsanların hüzünlendikleri günde onlar mahzun da olmazlar.” (Ebu Davud) daha sonra şu ayet-i kerimeyi okudu:

“Dikkat edin! Allah’ın veli kulları için korku yoktur. Onlar mahzun da olmazlar.” (Yunus; 62)

Hatırı bizim için her şeyden önemli olan Allah’ım, rızana uygun olmayan her hali uzak eyle bizden. Bizlere verdiğin iradeyi en doğru şekilde kullanabilmeyi, ömür örgümüzü, şeytanın-nefsimizin en ufak etkisini bulaştırmadan en güzel şekilde dokuyabilmeyi, salih amellerle  süsleyip sohbet meclisi tezgahlarında dokuduğumuz ömrümüzü gönül rahatlığıyla Yüce makamına hediye olarak sunabilmeyi nasip eyle. Amin..!