> 2014 > Nisan - Din Samimiyettir > Zâlim Karşısında Susmayan:Zeyd İbni Erkam (r.a.)
Din Samimiyettir
338.jpg
Makale Tavsiye EtMakale Yazdır

Zâlim Karşısında Susmayan:Zeyd İbni Erkam (r.a.)
Mustafa Eriş
2014 - Nisan, Sayı: 338, Sayfa: 054

Zeyd ibni Erkam radıyallahu anh Uhud günü Rasul­ullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’e müracat ederek savaşa katılmak isteyen çocuk kahramanlardan!..

Küçük yaşta Allah ve Rasulüne teslim olmuş bir çocuk sahabi!..

Zâlim karşısında susmayan, haksızlığa hiç tahammülü olmayan bir yiğit!..

Haksızlık karşısında susmanın dilsiz şeytanlık olduğunu bilen bir ilim eri!...

Fazilet ve haklılığı vahiyle ortaya konmuş, Münâfıkûn sûresinin nüzülüne vesile olmuş bir iman eri!..

“Allah Teâlâ, kulağını doğruladı” iltifatına mazhar bir sahâbî!..

 Zeyd ibni Erkam radıyallahu anh Hazrec kabilesinden olup küçük yaşda İslam’la şereflendi. O, milâdi 612 yıllarında doğmuş, Abdullah İbni Revâha radıyallahu anh’ın himâyesinde büyüyen Medineli bir yetimdi.

Çocuk yaşında olmasına rağmen, Üsâme ve Ab­dul­lah İbni Ömer radıyallahu anh ile birlikte Uhud Gazvesi’ne katılmak istedi. On üç yaşından küçük olduğu için savaşa katılmalarına izin verilmedi. Efendimiz onları geride kalanlara bekçilik yapmakla görevlendirdi.

Uhud’a katılamayan Zeyd radıyallahu anh daha sonra on yedi gazvede bulundu. Hicri sekizinci senede Mûte Savaşı’na Abdullah İbni Revâha radıyallahu anh’ın terkisine binerek gitti. O yolculuğu ile ilgili bir hatırasını kendisi şöyle anlatır:

“-Ben Abdullah ibni Revaha radıyallahu anh’ın elinde yetişen bir yetimdim. Mute seferinde beni terkisine alarak götürdü.

Allah’a yemin ederim ki o, sabaha kadar şiir okudu. Devesine hitaben: “Beni günlerce uzaklardan savaş meydanına götürdün. Artık sana başka bir yolculuğu teklif etmeyeceğim. Çünkü benim arzum, Allah yolunda şehid olup ailemin yanına bir daha dönmemektir” manasına gelen şiirler söyledi. Ben bunu duyunca, ağladım. Beni kamçısıyla dürttü ve: “Neden ağlıyorsun? Sen sağ-sâlim evine döndükten sonra, Allah’ın bana şehidlik vermesinde senin ne zararın var?” dedi. (Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 1/514-515)

Zeyd ibni Erkam radıyallahu anh, İslam’ın güzelliklerini hayatına yansıtma konusunda son derece samimi ve ihlaslı davranırdı. Bu konuda şu rivayeti vardır:

Zeyd ibni Erkam radıyallahu anh’den: “-Bir gün Ra­sûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz: “-Kim, Lâ ilâhe illallah sözünü ihlasla söylerse Cennete girer” buyurdu. Ashab-ı kiram: “-Ya Rasulallah! İhlasla söylenmesinden kasıt nedir?” diye sorunca şöyle cevap verdi: “-Bu söz, söyleyen kimseyi haramlardan alıkoyuyorsa, ihlasla söylenmiş demektir.” buyurdu. (Terğib III/74. Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, 3/32.)

Zeyd ibni Erkam radıyallahu anh, fazilet ve haklılığı vahiyle ortaya konmuş bir sahâbîdir. O, Münâfıkûn sûresinin nüzûlüne vesile olmuş bir iman eridir.

Benî Mustalik veya Tebük Gazvesi’nde münafıkların reisi Abdullah b. Übey b. Selûl’ün yandaşlarına söylediklerini işitmiş ve bunu amcası vasıtasıyla Sevgili Peygamberimize bildirmişti. Efendimiz önce Zeyd’i çağırıp bu haberi kendisinden dinlemiş, ardından Abdullah b. Übey b. Selûl’ü huzuruna getirterek ona ve arkadaşlarına bu sözleri söyleyip söylemediklerini sormuşdu. Onlar da yemin ederek böyle bir şey söylemediklerini ifade etmişler ve Efendimiz onları haklı bulmuş, Zeyd yalancı durumuna düştüğünden kavmi tarafından kınanmıştı. Buna çok üzülen Zeyd geceyi üzüntü içinde geçirmiş ve ertesi gün münafıkların o sözleri söylediklerini beyan eden âyetler nâzil olmuştu. Meâlen:

“Onlar: Allah’ın elçisinin yanında bulunanlar için hiçbir şey harcamayın ki dağılıp gitsinler, diyenlerdir. Oysa göklerin ve yerin hazineleri Allah’ındır. Fakat münafıklar bunu anlamazlar.

Onlar: Andolsun, eğer Medine’ye dönersek, üstün olan, zayıf olanı oradan mutlaka çıkaracaktır diyorlardı. Halbuki asıl üstünlük, ancak Allah’ın, Peygamberinin ve müminlerindir. Fakat münafıklar bunu bilmezler.” buyurulmuştu. (Münâfikun: 63/7-8)

Bunun üzerine Efendimiz: “Allah senin doğru söylediğini bildirdi ey Zeyd!” diyerek onu sevindirmişti.

Bu hadiseyi geniş bir şekilde hadis kaynaklarında bizzat kendisi şöyle nakleder:

“Zeyd ibni Erkam radıyallahu anh şöyle dedi: -Ra­sûl­ullah sallallahu aleyhi ve sellem’in maiyyetinde bir sefere çıkmıştık. Müslümanlar büyük bir yokluk ve sıkıntı içindeydi. Asker arasında bulunan Abdullah İbni Übey yandaşlarına:

- Allah’ın elçisinin çevresindekilere sakın bir şey vermeyin ki, onu terk etsinler. Eğer Medine’ye dönersek, güçlü olanlar güçsüzleri oradan mutlaka çıkarıp atacaktır, dedi.

Ben de gidip bu olayı Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e haber verdim. Peygamber aleyhisselâm Abdullah’a adam gönderip durumu soruşturdu.

O böyle bir söz söylemediğine dair yemin üstüne yemin etti. Bunun üzerine sahâbîlerden bazıları “ Zeyd, Hazreti Peygamber’e yalan söyledi” dediler.

Allah Teâlâ, benim doğru söylediğimi tasdik eden “Münâfıklar sana geldikleri zaman...” diye başlayan Münâfıkûn sûresi’ni Nebî sallallahu aleyhi ve selleme indirinceye kadar, onların bu sözlerinden dolayı son derece üzüldüm.

Daha sonra, Hazreti Peygamber kendilerine istiğfar etmek için onları davet etti, fakat onlar buna da yanaşmadılar. (Buhârî, Tefsîru sûre (63),1; Müslim, Sıfâtü’l-münâfıkîn 1. Riyazussalıhın terc.ve şerhi c.6, s. 610.)

Bu hadis-i şerifin şerhinde şu önemli açıklamalara yer verilmiştir:

“-Münâfıkların müslümanlar aleyhindeki planlarını gidip Hazreti Peygamber’e haber vermek asla gıybet değildir. Zaten Efendimiz de Zeyd’i bu davranışından dolayı ikaz etmemiştir. Sadece durumu tahkik etmiş, münâfıkların yemin ederek olayı inkar etmeleri üzerine, Zeyd’in yanılmış olabileceği kabul edilmiştir.

Zeyd ise, bu duruma düşmüş olmaktan dolayı çok üzülmüştür. Hatta bazı rivayetlerde çadırına kapandığı ve kimse ile görüşmediği anlatılmaktadır. Başka bir rivâyetde ise Hazreti Peygamber’in Zeyd’e kulağının yanılmış olabileceğini söylediği, onun bundan çok müteessir olduğu da yer almaktadır.

Zeyd’i tasdik eden ve münâfıkların kesin yalan söylediklerini aynen nakleden Münâfıkûn sûresi inzal buyurulunca, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Zeyd’i çağırıp mübârek elleriyle kulaklarını okşadı ve: “Allah Teâlâ, kulağını doğruladı” buyurdu. Bu sebeple o, “kulağı Allah Teâlâ tarafından tasdik edilmiş kişi” diye anıldı.

O, çocuk yaşından itibaren Allah ve Rasulüne tam teslim olmuş bir muhabbet ve iman eriydi. Okuma yazma bildiği için vahiy kâtipleri arasında yer aldı. Onun Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’e ve ailesine olan muhabbetini göstermesi bakımından şu hadise fevkalade önemlidir:

Zeyd ibni Erkam radıyallahu anh, yürekleri sızlatan Kerbelâ hadisesini bizzat yaşamıştır. Fahr-i Kâinat sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’in: “Cennet gençlerinin efendileri” olarak tanıttığı Hazreti Hüseyin efendimiz’in kesik başı Kûfe ve Basra vâlisi Ubeydullah İbni Ziyâd’ın önüne getirildiği zaman orada bulunmuşdu.

İbni Ziyâd elindeki değnekle Hazreti Hüseyin radıyallahu anh efendimiz’in ön dişlerine vurmaya başlayınca Zeyd dayanamadı ve şöyle haykırdı:

“- Çek şu değneğini! Ben o dişleri Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in öptüğünü gözlerimle gördüm” dedi. Bu gaddarlık ve hunharlık karşısında hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı.

Vâli İbni Ziyâd onun bu sözlerine çok kızdı ve büyük bir öfke ile ona: “- Eğer yaşını başını almış bir ihtiyar olmasaydın boynunu vururdum” diye çıkıştı.

Zeyd radıyallahu anh kuru gürültülere pabuç bırakacak biri değildi. O, haksızlık karşısında susmanın dilsiz şeytanlık olduğunu Efendimiz’den öğrenmişdi. Bulunduğu yerden kalkıp giderken oradakilere şöyle seslendi:

“- Ey Araplar! Siz bundan sonra birer kölesiniz. Siz Fâtıma’nın oğlunu şehid ettiniz, (vali İbni Ziyâd’ı kastederek) Mercâne’nin oğlunu da kendinize emir ve hâkim yaptınız.

Halbuki o sizin hayırlılarınızı öldürmüş, kötülerinizi de kendisine kul yapmak istemiştir. Siz bu zillete razı oldunuz. Zillete razı olan kahrolsun!..” dedi.

Zeyd radıyallahu anh, zalim karşısında susmayan, haksızlığa hiç tahammül etmeyen bir yiğitti. Efendimiz’den hiç ayrılmadı. Ondan öğrendiklerini samimiyetle önce kendi hayatında yaşadı. İhlas ve takva üzere bir ömür geçirdi.

Gelecek ay devam edecek…