> 2014 > Nisan - Din Samimiyettir > Yolculukta ‘Önceliklerimiz ve İnceliklerimiz' 6
Din Samimiyettir
338.jpg
Makale Tavsiye EtMakale Yazdır

Yolculukta ‘Önceliklerimiz ve İnceliklerimiz' 6
Fuat Akpınar
2014 - Nisan, Sayı: 338, Sayfa: 038

Yolumuz; her hayırlı iş, söz, davranış ve kalbi yönelişe Rahman ve Rahim olan Allah’ın (c.c.) ismi ile başlamayı, alemlerin Rabb’ı olan Allah’a (c.c.) hamd etmeyi, din gününün sahibinin de Rahman ve Rahim olan o Allah (c.c.) olduğunu bilmeyi, yalnızca O’na ibadet edilip yalnızca O’ndan yardım istenileceğini, doğru yola, kendilerine nimet verilenlerin yoluna iletmesini ve azıp sapan gazaba uğrayanların yolundan uzak kalmamız için dua etmemiz gerektiğini bildirenin de yine Rahman ve Rahim olan o Allah (c.c.) olduğunu unutmama şuurunu kazanma/kazandırma yoludur.

Böylece kıyamete kadar marifet kapılarını mü’min­lere, mağfiret kapılarını günahkarlara açan ALLAH (c.c.) bilinerek kul olmanın acziyeti duyguları ile mahlukata şefkat ve merhametle muamele insanın tabiatı asliyesi haline gelebilir. Aksi takdirde; benlik girdabında boğulduğunun farkına varmadan kişinin firavunlaşan nefsi zulüm ve ahlaksızlıkta sınır tanımaz, fert ve cemiyet hayatını ifsad eder.

Fatiha Sure-i celilesini ikram ederek bizlere Kuran’ı Kerim ile hidayet kapılarını sonuna kadar açanın El-Fettah olan Allah (c.c.) olduğunu bilmek önceliğimiz, dünya ve ukba hayatının anahtarı mesabesindeki bu ayetlerden nasiplenerek din (hesap) gününü hatırdan çıkarmadan sebepler ve helaller dairesinde çalışarak dünya nimetlerini ve ahret yurdunu mülkün hakiki sahibinden isteme niyazımız inceliğimiz olmalıdır.

Öğrenme istidadı ile dünyaya gelişimizle birlikte zaman içerisinde ihtiyaç hislerimiz ve duyusal algılarımızla kendimizi ve çevremizi, gerek maddi varlığıyla gerekse vukuu bulan hadiselerle, öğrenmeye ve anlamaya çalışarak hayatı anlamlı kılmaya gayret ederiz. Demek biz bizden önce var olan bu aleme bir misafir olarak gelmişiz çünkü öğrenmek ve elde etmek istediklerimiz bizim değil. İşte tam bu anda aklını kullanabilen ben kimim, nereden geldim, niçin buradayım, nereye gidiyorum sorularının cevabını arar. İdrak edebildiği varlıklar alemi ve cereyan eden muazzam intizamın, kendi ruh ve beden dünyası da dahil olmak üzere akıl ötesi sonsuz bir bilgi ve kudretle yaratıldığını anlar.

Birer mü’min olarak bizlerin bu sonsuz bilgi ve kudret sahibinin her şeyi ve her hadiseyi hakkıyla bilenin El-Alim olan Allah’ı (c.c.) olduğunu bilmek ve unutmamak önceliğimiz, O’nun (c.c.) ezeli ve ebedi ilmi ile sinelerimizden geçenleri bildiğinin idraki içinde, ‘Rabb’im ilmimi arttır’ diye dua ederek, ilmi ile amil olup hakkı ayakta tutan ve hakkı öğrenen ve öğreten olarak, tevazu libasına bürünüp, değil elimizle ve dilimizle mahlukatına zarar vermek, gönlümüzle bile onları incitmeme hassasiyetine ulaşma inceliğimiz olmalıdır.

Saymaya takat edemeyeceğimiz kadar bedeni ve ruhi nimetleri ikram edenin bizi bir imtihan dünyasında yarattığı bilinci ile asla O’ndan (c.c.) gafil olmayıp; korku, açlık, mal can ve mahsul eksikliği ile sınanacağımızı, bunlara sabredersek müjdelendiğimizi, başımıza gelen musibet karşısında dil ve kalp ahengiyle “O’ndan geldik O’na döndürüleceğiz biz Rabbimizden rahmet ve mağfiretini dileriz” dememiz gerektiğini unutmadan gerçek imtihan ve ruhumuzu kabz edicinin El-Kabız olan Allah (c.c.) olduğunu bilmek önceliğimiz,

Beden ve ruh nimetini emanet olarak verene yani emaneti sahibine layık ayna berraklığı ile tertemiz olarak teslim edebilme gayretinde olup nimetlerle karşılaşınca şükredici, musibetlerle karşılaşınca sabredici olmak inceliğimiz olmalıdır.

Kuluna dünya nimetleri ile bol bol ikramlarda bulunduğu gibi, imtihan sırrı gereği yeri geldiğinde gam ve keder bulutlarıyla ufkunu karartıp ruhunu sıktığı zamanda bile ‘kapısında boyun büküp sen benim Rabbimsin, vekilimsin, senden başka sığınacağım yok, yardım edecek olanım yok’ deyip yaradanına sığınan kulun ruh ikliminde güneşler açtırıp gönül bahçesini binbir renkli çiçeklerle şenlendirenin El-Basıt olan Allah (c.c.) olduğunu bilmek önceliğimiz,

O (c.c.) öyle Rahim, öyle Halim, öyle Latiftir ki El-Bâsit ismi muktezasınca ölüm anında bile Kitab-ı Mübin’inde bildirdiği ‘Rabbimiz Allah’tır deyip sonrada dosdoğru olanlara gelince onların üzerine melekler iner ve derler ki korkmayın üzülmeyin size vaad edilen cennetlerle sevinin. Biz dünya hayatında da ahrette de sizin dostlarınızız. Cennette istediğiniz her şey vardır. Bunlar size çok bağışlayıcı çok merhametli olan Allah (c.c.) tarafından armağandır.’ Müjdesi ile meleklerine canını sevgiyle aldıran El Basıt olan Allah (c.c.)’ı isimleriyle tanımayı ve isimlerindeki sırlarla ruh dünyamızı aydınlatmanın arzu ve gayreti inceliğimiz olmalıdır.

Not: Bu yazı Muhterem Osman Nûri Top­baş Ho­caefen­di’nin Gönül Bahçesinden ve Eser­le­rin­den, Esma-i Hüsna (Vuslat Turabi)’dan istifade ile ha­zırlanmıştır.