> 2014 > Nisan - Din Samimiyettir > İnsanlık Onuruna Müdâhale Suçu (2) - Allah Yolundan Alıkoymak
Din Samimiyettir
338.jpg
Makale Tavsiye EtMakale Yazdır

İnsanlık Onuruna Müdâhale Suçu (2) - Allah Yolundan Alıkoymak
Prof. Dr. İsmail Lütfi Çakan
2014 - Nisan, Sayı: 338, Sayfa: 022

Önceki yazımızda Allah Yolundan insanları ve inananları alıkoyma cinayetinin mahiyetini, boyutlarını ve uhrevî karşılığını/cezasını özetle belirtmeye çalışmıştık. Bu defa, bu büyük cinayeti işlediklerine dair Kur’an-ı Kerimde tespit ve teşhir edilen kişi ve gruplarla ilgili âyet-i kerimeleri değerlendirmeye çalışacağız.

ALLAH YOLUNDAN ALIKOYANLAR

ŞEYTAN

Şeytan’ın insanoğluna düşmanlığı birçok âyet-i kerimede bildirilmiştir. Onun düşmanlığı ne cana ne de mala yöneliktir. O, doğrudan doğruya imana düşmandır. Allah kullarını Allah’a kulluktan ve O’nun dosdoğru yolundan alıkoymak için çalışır.1

“Şeytan sizi doğru yoldan (Allah yolundan) alıkoymasın; o sizin apaçık düşmanınızdır.2

Şeytan’ın bu işte kullandığı yöntemleri de şu âyet-i kerimelerde bulmaktayız: “Elbette şeytan, içki ve kumarla aranıza kin ve düşmanlık sokmak, sizi Allah’ı anmaktan ve namaz kılmaktan alıkoymak ister.”3

 “Âd ve Semud’u da helak ettik. Meskenlerinin hali size bunu açıkça göstermiştir. Şeytan onları iyi şeyler yaptıklarına inandırmış, böylece onları doğru yoldan (Allah yolundan) alıkoymuştur. Aslında onlar gerçeği görebilecek kimselerdi.4

EHL-İ KİTAB

 “De ki; Ey ehl-i kitap! Allah yolunun doğru olduğunu bile bile, Allah’ın yolunu eğri göstermeye yeltenerek müminleri Allah yolundan niçin alıkoyuyorsunuz? Allah yaptıklarınızdan asla habersiz değildir.”5

Âyet-i kerimede mü’minleri İslam’dan soğutmaya çalışan ehl-i kitaba hitap edilmektedir. Böyle bir engelleme yoluna gitmeyen ehl-i kitap elbette bu hitap ve itaba muhatap değildir. Ehl-i kitap içinde yer alan Yahudiler ise özellikle ve ayrıca vurgulanmaktadır:

 “Yahudilerin uyguladığı zulümler ve pek çok insanı Allah yolundan alıkoymaları yüzünden daha önce kendilerine helal kılınmış birtakım temiz yiyecekleri, biz onlara haram kıldık.” 6

Ehl-i kitap arasından bilhassa Hahamlar ve rahiplerin çoğunun aynı cinayeti işlediklerine dikkat çekilmektedir.

 “Ey iman edenler! Haham­lardan ve rahiplerden pek çoğu halkın malını haksız yere yerler ve onları Allah yolundan alıkoyarlar..”7

Din bilginleri demek olan haham ve rahiplerin, halkın malını bir şekilde toplayıp hakları olmadığı halde o malları yiyip bir de onları Allah yolundan alıkoymuş olmalarına dikkat çeken bu âyet-i kerime, konumu haham ve rahiplere benzeyen din bilgini ve hizmetlilerine de ciddi bir mesaj vermektedir. Özellikle kitle iletişim vasıtaları ve medyada ünlenen, gelir ve şöhret açısından yükünü tutan ve fakat gerçeğe sahip çıkmayıp belli odakların hatırına dini gerçekleri yamultmaya kalkışan ilim ve din adamları ne yaptıklarına kimlerle hangi çizgiyi paylaştıklarına bir iyice bakmalıdırlar.

KAFİRLER, MÜŞRİKLER VE MÜNAFIKLAR

“Pek derin bir sapıklık içinde” olan kâfirlerin dünya ve âhirete yaklaşımlarını ve en belirgin eylemlerini açıklayan âyet-i kerimede şöyle buyrulmaktadır:

 “O kâfirler dünya hayatını âhiret hayatından üstün tutarlar. Ve İnsanları Allah’ın yolundan alıkoymaya, doğru yolu eğri göstermeye çalışırlar. İşte onlar pek derin bir sapıklık içindedirler.”8

Bu âyet-i kerime, İnsanları Allah’ın yolundan alıkoymanın ve doğru yolu eğri göstermenin asıl sebebinin, dünya hayatını âhiret hayatından üstün tutmak, dünyayı âhirete tercih etmek olduğunu gözler önüne sermektedir. Hatta bu tercihin de esasında Âhiret’i inkâr etmek demek olduğu da şu âyet-i kerimelerde açıklanmaktadır:

 “Cehennem ehli O zâlimler insanları Allah’ın yolundan alıkoyar, o yolu kötü göstermeye çalışır ve âhiret hayatını inkâr ederler.”9

 “O zâlimler insanları Allah’ın yolundan alıkoyan ve o yolu kötü göstermeye çalışanlardır; bunlar âhiret hayatını da inkâr edenlerdir.”10

Kendilerine “elem verici bir azabın tattırılacağı” kimseleri de Yüce Rabbimiz şöyle haber vermektedir:

 “Şüphesiz kâfirler ve İnsanları Allah’ın yolundan, - yerli olsun yabancı olsun hepsi için eşit şekilde ibadet yeri kıldığımız- Mescid-i Haram’dan çevirenler bilsinler ki, kim orada haktan saparak bir zulme yeltenirse âhirette ona elem verici bir azap tattıracağız.”11

Bu âyet-i kerimede de kâfirler ve yerli-yabancı ayırt etmeksizin insanların Mescid-i haram’da Allah’a kulluk etmelerine engel olanlar, onları Allah yolundan alıkoyanlar ile aynı cürmü işlemiş ve aynı vebali üstlenmiş olarak ilan edilmektedir. Bu da Ka’be ve Mescid-i Haram’ın dinimiz bakımından ne derece vazgeçilmez, olmazsa olmaz bir konuma sahip bulunduğunu göstermektedir.

İnsanları ve inananları Allah yolundan alıkoymakta, kâfirler ile müşrikler aynı safta ve birliktedirler. Bunların yaptıklarının sonucunu bildiren şu üç âyet-i kerime bu durumu açıklar:

 “O müşrikler, Allah’ın âyetlerini basit bir dünya menfaatine değişip böylece Allah yolundan uzaklaşmış ve insanları da alıkoymuşlardır. Onların yaptığı pek kötü bir şeydir.”12

 “Kâfirlerin ve halkı Allah yolundan alıkoyanların yaptıklarını Allah boşa çıkarmıştır.”13

 “Kâfirler, halkı Allah yolundan alıkoyanlar ve doğru yol kendilerine açıkça belli olduktan sonra Peygamber’e zorluk çıkaranlar/karşı gelenler, Allah’a hiçbir zarar vermiş olamazlar. Allah onların bütün işlerini boşa çıkaracaktır.”14

İnsanları Allah yolundan alıkoyma cürmünün işlenmesinde özellikle münâfıkların kullandığı bir yöntemi de şu âyet-i kerimelerde açıklanmış bulmaktayız.

 “Münafıklar yeminlerini kalkan edinip insanları Allah yolundan alıkoydular. Onlar için hor ve hakir edici/küçültücü bir azap vardır.”15

 “O münafıklar yeminlerini kalkan edinip halkı Allah yolundan alıkoydular. Bu yaptıkları gerçekten kötü/çirkin bir şeydir.”16

Yeminin bir aldatma aracı olarak kullanılmaması konusunda Müslümanları da şu âyet-i kerime uyarmaktadır:

 “Yeminlerinizi birbirinizi aldatma aracı yapmayın. Şayet öyle yaparsanız, daha önce yere sapa sağlam basan ayaklarınız kayıp gider; siz de İnsanları Allah yolundan alıkoymanın dünyadaki kötü sonuçlarını tadarsınız, ayrıca âhirette de büyük bir azaba uğratılırsınız.”17

Sosyal hayatın her safhasında Müslümana dürüstlük yakışır. Yemini bozmak ise dürüst olmamak, dürüst davranmamaktır. Böyle davranan kimseler, başkalarına kötü örnek olacakları için insanları Allah yolundan alıkoyma suçunu işlemiş sayılmıştır. Böylesi bir suç ise, dünyada “kötü sonuç”, âhirette de “büyük azab” ile cezalandırılmak demektir.

Yine doğrudan Müs­lü­man­lara yönelik bir uyarı ve çağrıyı da şu âyet-i kerimede bulmaktayız:

 “Sizler, şımarıp çalım satmak, gösteriş yapmak ve insanları Allah yolundan alıkoymak için yurtlarından çıkanlar gibi olmayın. Allah onların yaptıklarını çepeçevre kuşatmıştır.”

Yeminin aldatma aracı olarak sıklıkla kullanıldığı ticaret, siyaset, reklam ve propaganda gibi alanlarda çalışanların, hele hele din telkininde böyle bir yolu yöntem olarak kullanmaya kalkışanların kulakları çınlasın.

Dipnotlar: 1) Bk. El-A’raf (7), 16-17. 2) Ez- Zuhruf(43), 62. 3) El- Mâide (5), 91. 4) El- Ankebut (29),38. 5) Al-i İmran (3), 99. 6) en-Nisa (4),1 60. 7) et-Tevbe(9), 34. 8) İbrahim (14), 3. 9) el-A’raf (7), 45. 10) Hud(11), 19. 11) el-Hac (22), 25. 12) et-Tevbe(9), 9. 13) Muhammed (47), 1. 14) Muhammed (47), 32. 15) El- Mücadele (58), 16. 16) El-Münafikun (63), 2. 17) En-Nahl (16), 94