> 2014 > Nisan - Din Samimiyettir > O'nu Çok Seviyoruz
Din Samimiyettir
338.jpg
Makale Tavsiye EtMakale Yazdır

O'nu Çok Seviyoruz
Adem Saraç
2014 - Nisan, Sayı: 338, Sayfa: 014

Her şeyden önce, bizleri Müslüman olarak yaratan Rabbimiz’e hamd olsun…

Ümmeti olmakla şereflendiğimiz Peygamber Efendimiz’e salât ve selâm olsun…

Hicrî Rabîulevvel, miladî Nisan ayları; her yıl bir başka baharı müjdeler bize…

Peygamberimiz Aleyhisselâm’ın dünyamızı şereflendirdiği Rabîulevvel ya da Nisan ayı, bir başka gülümser her yıl. Bir başka bayram gibi gelir. Bunun için, her Rabîulevvel ve yine her Nisan ayını büyük bir bayram coşkusu ile kutlarız.

Her Kutlu Doğum’larda yeniden doğarız âdeta…

Öyleyse, bu kutlu doğum haftası veya bütün olarak Rabîulevvel ya da Nisan ayı, bizi bir başka âleme götürmeli; güzelliklere yönelterek, güzel âlemin güzel insanları yapmalı; sadece güzel yetmez, güzeller üstü bir güzellik iklimine götürmeli bizi.

“Kutlu Doğum Haftası” diye, büyük bir heyecanla kutladığımız hafta, Peygamberimiz Aleyhisselâm’ın dünyamızı şereflendirdiği haftadır çünkü.

Bunun için bizler de Müslümânlar olarak, her kutlu doğumda bir başka heyecan yaşar, âdeta Peygamberler Sultanı ile buluşuruz.

Her tarafı sivri dikenlerin istila ettiği bir dönemde, dünyamızı şereflendiren Gül Yüzlü Peygamberimiz, bunca diken istilasına rağmen, yaşadığı ortamı da bir gül bahçesi haline getirmişti.

Öyle ki, dikenlikler gülistan oldu. Kötü insanlar iyi, iyi insanlar daha iyi oldular. Kavgadan barışa, öfkeden sevgiye geçiş yaptılar. Güneş doğmuştu çünkü artık…

Peygamberimiz Aleyhisselâm ve O’nun seçkin arkadaşları olan Ashâb-ı Kirâm hazretlerinin gayretleriyle, o dönem Asr-ı Saadet Dönemi oldu…

Peki, bizim için doğdu mu o Nûr? Bizim için açıp gülümsedi mi o Gül? Bizlerde o pırıl pırıl Nûr’dan, o güzeller güzeli Gül’den ne var veya neler var?

O sevgi ve muhabbet Peygamberi değil miydi? Bizde sevgi ve muhabbetten ne kadar var? Tebessüm Peygamberi, asık suratlıları sever mi hiç? Başkasını hor göreni de sevmez değil mi? Hiç kimseyi hor, hakir ve küçük görmeyeceğiz ki, O da bizi sevsin.

Peygamberimiz Aleyhisselâm bizim ahlâkımıza, davranışlarımıza, bütün hal ve hareketlerimize yansımalı. Hayatımıza bir güneş gibi doğmalı…

Her birimizde, hem topluca ve hem de tek tek O’ndan birer davranış biçimi olmalı. Bize bakan, bizde O’ndan bir şeyler görmeli ve bulmalı…

Hepimiz biliyoruz ki, O her bakımdan temizdi, tertemizdi; temiz olacağız. O bir ahlâk âbidesiydi; ahlâklı olacağız. O çok dürüst ve güvenilir biri olduğu için, bütün herkes O’na “Güvenilir” anlamına “el-Emîn” diyorlardı. Bizler de güvenilir olacağız.

O çok çalışkan, tertipli ve düzenliydi… Biz de çalışkan, tertipli ve düzenli olacağız.

O bizim canımız, ciğerimiz, her şeyimizdir; diyebilir miyiz acaba? Böyle diyebilmek için, O’nu her şeyimize yansıtmamız gerekmiyor mu? Ne kadar yansıyor her şeyimize?

O’nun o güzel hareket ve davranışları evrenseldi. Ahlâkın, iyilik yapmamın, çalışkan ve dürüst olmanın belli bir asrı, yılı ve zamanı yoktur çünkü. Sürekli olan ve her zaman geçerliliğini sürdüren erdemlerdir bunlar.

Hadi öyle ise, bizler de O’na layık olalım. Çok çalışalım. Çok okuyalım. Çok iyilik yapalım. Çok dürüst olalım…

Anne babamız başta olmak üzere, büyüklerimizi sayalım ve onların tavsiyelerine uyalım. Kardeşlerimiz başta olmak üzere, küçüklerimizi sevelim ve onlara yardımcı olalım.

Kur’ân-ı Kerîm ve Hadîs-i Şerîf başta olmak üzere, çok kitap okuyalım.

Namaz kılmak başta olmak üzere, ibadetlerimizi zamanında ve güzelce yapalım.

Bizi çok seven ve bizlere çok düşkün olan Peygamberimiz Aleyhisselâm’ı canımızdan çok sevelim. Çünkü O’nun Allah katında çok büyük bir yeri ve değeri vardır. O, Allah’ın en sevgili kulu ve Rasûlü’dür. O, Allah’ın çok özel kuludur…

Allahu Teâlâ, çok özel kuluna çok özel ilgi göstermiş, bizim de çok özel ilgi göstermemizi istemiştir. Peygamberimiz Aleyhisselâm bizim için de çok özel olmalı…

Allah ve Rasûlü’nün bizleri çok seviyor olması ne demektir, düşünebiliyor muyuz?

Bu en üstün sevgiye layık olmak için, Allah ve Rasûlü’nün razı olduğu ve sevdiği işleri büyük bir muhabbetle yapmaya çalışacak, razı olmadığı ve sevmediği işlerden de uzak duracağız artık.

Peygamber Efendimiz üstün ahlâk sahibi, her şeyi ile örnek bir insandı. Bizler de O’nu çok sevdiğimiz için, her şeyimize O’nu örnek almaya çalışacağız artık.

Her zaman ve her yerde ahlâklı, dürüst, çalışkan, doğru sözlü, nazik, kibar, büyüklerine saygı gösteren, küçüklerini sevip onlara yardımcı olan, sevgi dolu örnek birer Müslümân olacağız inşallah.

Her türlü kötü düşünce ve sözden, kötü hareket ve çirkin işlerden uzak durmalı; iyilik ve güzellikler içinde olup, her türlü güzelliğe kapı açmalıyız artık.

Peygamber Efendimizi çok seven, sürekli O’nun sevdiklerini ve tavsiye ettikleri yapar. Bunu yaparken de çok mutlu olur. Sevgi dolu bir kişilik kazanır.

Peygamber Efendimizi seven, sadece kendisi için değil, bütün insanlık için elinden geleni yapmaya çalışır. En azından bunun bilinci ve sorumluluğunu taşır.

Allahu Teâlâ Hazretleri, Peygamber Efendimiz’in bizi çok sevdiğini ve bize çok düşkün olduğunu müjdeliyor. Peygamber Efendimiz de bizleri çok sevdiğini ve Cennet’te bizlerle beraber olmak istediğini müjdeliyor…

Bir Müslümân için bundan daha büyük bir müjde olur mu?

Bizi çok seven ve Cennet’te bile bizimle beraber olmak isteyen Peygamberimiz var bizim. Öyleyse, bizler de O’nu çok sevmeli ve “yap” dediklerini büyük bir sevgiyle yapmalıyız, “yapma” dediklerini de yapmamalıyız.

Çünkü biz O’nu çok seviyoruz…

Sallallahu aleyhi ve sellem…