> 2014 > Nisan - Din Samimiyettir > Şefkatle, merhametle, bakışın derde devâ…
Din Samimiyettir
338.jpg
Makale Tavsiye EtMakale Yazdır

Şefkatle, merhametle, bakışın derde devâ…
Abdullah Gülcemâl
2014 - Nisan, Sayı: 338, Sayfa: 012
Hak diye nakşettiğin nakışın derde devâ..
Onsekizbin âlemde varlık diye ne varsa;
Nur’una pervânedir, yakışın derde devâ…

Bismillahirrahmanirrahîm..

onsuz kudretiyle, bütün varlıkları yoktan var eden, varlıkların en hayırlısını, en güzelini kendisine yâr eden, gökyüzünü güneş, ay ve yıldızlarla süsleyen, sayısından ve şükründen aciz kaldığımız türlü türlü nimetlerle besleyen, esirgeyen ve bağışlayan âlemlerin Rabbi olan Allah’a (c.c) nâmütenâhi hamdü senalar.. 

Sebeb-i vücudumuz, kâinatın ve insanlığın Efendisi, Efendimiz, müjdecimiz, kurtarıcımız, âlemlere rahmet, en üstün ahlak sahibi, Allah’ın elçisi, Hz. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve selemle, sonsuz salâtü selâm olsun…

Allahümme salli alâ seyyidina Muhammedin adede mâfî ilmillahi salâten dâimaten bi devâmi mülkillâh…

Beşeriyetin ezelden ebede rehberi olan O’nun hakkında ne söylense, ne yazılsa yine az…

Bütün lügatlerde ifade edilen medh ve senalar fezaili ahlâkın bütün hususiyetleri söylense ve yazılsa yine hiçbir şey söylenmiş olmaz…

O’nu sena etmekte, O’nun şanına, şerefine, kadrine ve kıymetine bir katkımız olmaz. O’ndan bahsetmekle bizim sözümüz ve kâlemimiz bir kıymet kazanır, bir değer ifade eder.

Çünkü O’nu metheden bizzat Allah’tır.

Bir bahar mevsimi dünyaya teşrif edip, gülcemâliyle âlemleri gülşene çeviren o kutlu yetimin adı sabah-ı haşre kadar, Allah’ın ismi celiliyle birlikte anılacaktır.

Rabbimize vuslat yolunda önümüze çıkan bütün ilâhları reddederek; nerede bir ‘ Lâ ilâhe illallah, Muhammeden Râsülullah’ diye kelime-i tevhidi okusak, O’nun vahdaniyeti ile Habîbinin Rasüllüğünü ikrar ve tasdik ederiz.

Nerede bir ‘ Eşhedüenlâ ilâhe illâllah ve eşhedü enne Muhammeden abdühu ve Rasûlühu’ diye Kelime-i şehadet okusak O’nun varlığına ve birliğine, Efendimiz H.z Muhammed Mustafa(s.a.v)’nın Allah’ın kulu ve Râsülü olduğuna şehadet ederiz.

Dünyada, yirmidört saatlik zaman diliminde, ilâhi davet olan Ezan-ı Muhammedinin okunmadığı bir lâhza yoktur… Dolayısıyla O’nun o mübarek ismi, hayatımızın her anında Rabbimizin ismiyle birlikte kıyamete kadar anılmaya devam edecek, bize huzur, mutluluk ve bereket olacaktır.

      
Yaratmadı bir daha O güzelin dengini
Gül bile ondan almış kokusunu rengini


Çünkü O, Mabûdumuzun Mahbûbudur…
Çünkü O, Âlemlere rahmettir…
Çünkü O, İns ve cin bütün mükevvenatın varlık sebebidir.

Dünyalık bütün hanların, hakanların, sultanların isimlerini ünvanlarını ölüm seli silip götürecek. Fakat O’nun ismi ta kıyamete kadar dilden dile, gönülden gönüle anılacaktır….

O mükemmel bir insandı. Sade bir insan hayatı yaşayan Âlemlerin Efendisi; fakirlere, dul ve yetimlere yardım elini uzatan, zayıf ve bîçarelere karşı nazik, şefkat ve merhametle kol kanat geren, binbir çeşit eza ve cefa çekmesine rağmen kimseye zarar vermeyen yüce bir şahsiyetti.

Ey gülden güzel sevgili;
Sen Nübüvvet gülzarının solmayan tek gülüsün.
Mevsim mevsim açan çiçekler ve güller mevsimlerin sana getirdiği salâvatı şerifelerdir.

Taşıdığı bütün güzellikler ve üstün vasıflarıyla; zaman ve mekânın üstüne çıkan, doğumundan irtihâllerine kadar koymuş olduğu şaşmaz ölçülerle çağları kuşatan kutlu kılavuzun hayatında, her çağın insanına rehberlik edecek ve onu kurtuluşa götürecek işaret levhaları, yol haritası vardır.

O’nun için Rabbimiz Kur’an-ı Kerimde, hayatın bu vechesine şöyle işaret etmektedir:

•  Muhammed Allah’ın Rasülüdür. (Fetih: 29) •  ‘Andolsun ki sizin için Allah’ı (c.c) ve ahireti arzu eden ve Allah’ı çok anan kimseler için Allah’ın elçisinde en güzel bir örnek vardır.’ (33/21- (Yasin:2-5) Ahzab:36) •  (Ey Habîbim)  Biz seni âlemlere rahmet olarak gönderdik. (Enbiya-107) •  (Ey Muhammed) Biz seni bir müjdeci, bir korkutucu (uyarıcı) ve bütün insanlara peygamber olarak gönderdik. Fakat insanların çoğu bunu bilmezler. (Sebe:28 (Ahzab: 45-47)) •  O Allahtır ki; bütün dinler üzerine hak dini açıklasın diye peygamberini, doğruluk rehberi Kur’an’la ve İslam dini ile göndermiştir. Müşrikler hoşlanmasalar da… (Saf: 9) •  Ey Muhammed Şüphesiz sen, en büyük bir ahlak üzeresin. (Kâlem:4)

Eğer dünyada güzel ahlâk diye bir şey varsa, akla o güzeller güzeli H.z Muhammed (a.s) gelir. Ama hiçbir söz, O’nun güzelliğini ifade edemez.

Peygamber aşıklarından merhum Mustafa Asım Köksal Hoca öyle diyor:

‘Günah olur, günah O’nu güzellikte hudutlamak
Sûretine, sîretine özenmişte özenmiş Hak ’

Cenab-ı Hakkın; ‘ Sevgilim’ diye özenerek yarattığı O güzelin güzelliklerine sınır çizmek, hudut koymak hangi beşerin haddine…

‘Sakın terk-i edebden küy-i mahbûb-ı Hüda’dır bu
Nazargaâh-ı ilahidir, Makam-ı Mustafa’dır bu’

diye bizi edebe davet eden Nâbilerin…

‘Gönül hûn oldu şevkinden boyandım ya Râsullulah, Nasıl bilmem, bu hicrâne dayandım ya Râsullulah’ diye yanıp kavrulan Yaman Dedelerin..

‘Arayu arayu bulsam izini
İzinin tozuna sürsem yüzümü’

diye yollara düşen Yunusların…

‘Seni cân-ı azîzinden ziyâde sevmeyen âşık
Hakikat âleminde adem olmaz Ya Râsullulah’

diye bir hakikati ifade eden Lebiblerin…

‘Sevdim seni Mabûduma Cânân diye sevdim,
Bir ben değil, âlem sana hayran diye sevdim’

diyen Cemâlilerin bu feryatları bu hasretleri;

Gönül dünyasına tecelli eden hakikatin, güzelliklerin bir gül destesidir.

Ya Râsullulah;

•  Allahın Râsulü olduğuna inandık, iman ettik •  Rabbimizden getirip tebliğ ettiğin, Kitaba inandık, iman ettik •  Son peygamber olduğuna inandık, iman ettik •  Çok üstün bir ahlâka sahip olduğuna inandık, iman ettik •  Kendi heva ve hevesinden değil, her konuşmanın vahye müsterid olduğuna inandık, iman ettik •  Senin inanıp iman ettiğine varsa, ümmetin olarak bizde inandık ve iman ettik

Ama yine de elimiz boş yüzümüz kara..
Ey Erhamürrahimin olan Allah’ım..
Sana lâyık bir kul, habibine lâyık bir ümmet olamadık..
Fahr-i Kâinat Efendimizin yüzü suyu hürmetine bağışla bizi…