> 2014 > Şubat - Mahmud Sâmî Efendi (k.s.) > Aliabad’dan Bir Çınar: Emrullah Dayı
Mahmud Sâmî Efendi (k.s.)
336.jpg
Makale Tavsiye EtMakale Yazdır

Aliabad’dan Bir Çınar: Emrullah Dayı
Adem Şahin
2014 - Şubat, Sayı: 336, Sayfa: 060

Sami Efendi Hazretleri hakkında, bağdaş kurmadığı, normal zamanlarında bile, dizüstü oturduğu anlatılır. Yeryüzü mescit kılınan bir ümmetin şerefli fertlerine, her an Allahın huzurunda, tahiyyatta gibi oturmak yakışır.

Azerbaycan’da bulunan Aliabad kasabasındaki mübarek aksakallar sofraya sanki namazdaymışcasına oturmuşlar. (Resim:1) Yaşlılığını ileri sürerek ayaklarını uzatan, “masada yemek yeseydik” diyen yok, hiç birisi de, yemek için kollarını sıvamamış.

 Beden dili uzmanları fotoğrafa baksa, huzur, kanaat ve huşu hali hakkında ne diyebilir? Namazdaki huzur ve huşu halini yemekte muhafaza ettikleri gibi, Türkiye’den ziyaretlerine gelen mümin kardeşleriyle sohbet ederken de hallerini koruyorlar. İkinci resimde, Emrullah Dayı, “Tanrı misafiri” olarak gördüğü mümin kardeşini, öğrencinin öğretmenini dinlemesi gibi dinliyor, dinlerken de gözlerinin içi gülüyor.

 Nazım Hikmet “saman sarısı” şiirinde “Bana mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?” diye sorar. Abidin Dino da, şiirinin son dizesinde “mutluluğun resmini yapmaya ne tuval, ne de boya yeter” diye cevap verir. “Gönül muhabbet ister, kahve bahane” dedikleri bu hal olsa gerekir. İki fotoğraf, muhabbet, hürmet, huşu ve huzurun ete kemiğe bürünmüş hali gibidir.

20.000 insanın yaşadığı Aliabad kasabasına ve Medresesine rahmetlik Hafız Emin Kürşat Yeter mühürü kazınmıştır. Osman Nuri Topbaş Üstadımız, Emin Hocayı “Aliabadlı Musab” diye isimlendirmiştir. Emrullah Dayı, ne zaman kasaba mezarlığını ziyarete gitse, Aliabadlı Musab’ı da ziyaret eder ve “Emin hoca cenneti kazandı gitdi, vay bizim halimize”derdi.

Aliabad Kasabasında Cuma namazı kılarsanız, oturma ve dinleme adabından haberdar onlarca gönül insanı görürsünüz. Yüzlerine bakmaya, isimlerini öğrenmeye gerek yok. Nasıl oturdukları onları ele verir, tanımaya yeterli olur. Cemaat içerisinde, dizüstü oturan, sağa sola bakmadan zikir ve tefekkürle başını eğmiş birini görürseniz, bilin ki o, 5 kıtadan geçen Hüdayi yolunun İrfan talibidir.

27 Aralık 2013 tarihinde Emrullah Dayı Allah’a yürüdü. 1930 yılında doğan Emrullah Dayı, 1962 yılında Hak dostlarından Nasuhi Efendi ile tanışmış, onun vefatından sonra da Hüdayi limanına son nefesine kadar kendisini zincirlemiştir. Gençliğinden itibaren “Ya Rabbi bana İslamı öğrenmem için sadır genişliği ver” duasını sık sık yapmıştır. Kasabada, Hüdayi gönüllüleri tarafından açılacak olan Medrese için, Darçın Efendi ile birlikte Bakü’ye defalarca gitmiştir. Medrese açıldığı zaman sevincinden gözyaşlarını tutamayarak ağlamıştır. Kurs, ilk zamanlarında gündüzlü olarak başlamış, daha sonra yatılıya dönüşmüştür. Gündüzlü olduğu zamanlarda Gax, Balaken gibi uzak yerlerden gelen öğrencileri evinde yatırmış, kursun yatakhanesi gibi, onların hizmetini görmüştür.

Emrullah Dayı, bağ, bahçe ve ticaretle uğraşarak geçimini temin etmiştir. Buna ilave olarak, kasabada bulunan Darçın kokulu caminin gönüllü müezzini olmuştur. Hadis-i Şerifte, müezzinlerin kıyamet günü insanların en uzun boyluları olacağı geçer. (Müslim) Cemaat içinde, büyük kalpağı (papak) ve uzun boyu ile Emrullah Dayıyı geçebilen olmamıştır. Ahirette gerçekleşecek olan uzunluk, dünyadayken yaşanmıştır.

Emrullah Dayı, şimdiki zamanda İslam’ı yaşamanın daha zor olduğunu söylemiş, sebep olarak da, haram lokmayı göstermiştir. “Günümüzde helal lokma daha da azaldı. Sovyetler zamanında bu kadar çok haram lokma yenilmezdi. Helal lokma yenilmezse, ibadet dahi zevk vermez...” demiştir.

Ulu çınarlar, fırtınalı diyarlarda yetişir. Çınarda, geçmiş ve gelecek bir arada bulunur. Koruyucu ve kucaklayıcı insanlar için çınar benzetmesi yapılır. Her ihtiyara çınar denilmez. İmansızlık fırtınalarına karşı yıkılmadan karşı koyabilmek gerekir.

“Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olanateştenkoruyun.” (Tahrim, 6) ayetiyle amel eden Emrullah Dayı, bütün çocuklarının (10 çocuk) Kur’ân eğitimi almasını sağlamış, 29 torununun İslam’ı öğrenmesi için gayret göstermiştir. 27 Aralık’ta Emrullah Dayı “İrcıî-dön” emrini alarak Allah’a yürümüş, Kasaba mezarlığında yatan ve oğlu gibi sevdiği Aliabadlı Musab’a yakın komşu olmuştur.

Biz, Emrullah Dayıyı iyi bilirdik; İnşallah o da bizi iyi bilmiştir.

Emrullah Dayı ve 1999 yılının Mart ayında vefat eden Aliabadlı Musab için bir fatiha 3 ihlas ricasıyla…