> 2014 > Şubat - Mahmud Sâmî Efendi (k.s.) > Evlatlarımı  Sami Efendi’ye Teslim Edin
Mahmud Sâmî Efendi (k.s.)
336.jpg
Makale Tavsiye EtMakale Yazdır

Evlatlarımı  Sami Efendi’ye Teslim Edin
Emin Saraç
2014 - Şubat, Sayı: 336, Sayfa: 021

Emin Saraç Hocaefendi’den Hatıralar…

İstanbul’da öğrencilik yıllarımızda bizleri bazen Ali Haydar Efendi bazen de Fatih Camii Baş İmamı Ömer Efendi okuturdu. Ömer Efendi de Kelâmî Dergâhı müntesiplerindendi. Hatta 1944 veya 45 senelerinde Sami Efendi’yi onun evinde görmüştüm; zayıfça, vakur, güzel simalı, siyah sakallı bir zattı. Adetleri üzere koltuğa hep diz üstü otururlardı. Ömer Efendi gayet celâlli, Hz. Ömer meşrepli bir zat olmasına rağmen Sami Efendi’ye gayet müeddebâne bir şekilde davranırdı. Halbuki Ömer Efendi oldukça yaşlı, Sami Efendi ona göre genç bir kimseydi.

Ali Haydar Efendi ile Ömer Efendi’den başka Gü­mül­cineli Mustafa Efendi, Muhaddis İbrahim Efendi gibi zaatlardan da ders okumaya devam ediyorduk.

Bu okuma 8 sene devam etti. Ali Haydar Efen­di’nin teşviki ile Mısır’a gidinceye kadar. Kendisi Şifa-yı Şerifin zevkini bana aşılayan insandır. Ondan Şerhi Akâid, Usulu fıkıh, Mirat okudum. Meclisi dersten ibaretti; her an istifade edilirdi, müstesna bir insandı. (Emin Saraç Hocaefendi bu sırada kalkıyor “Size Ali Haydar Efendinin nasıl çalışkan bir insan olduğunu göstermek istiyorum” diyor ve Dürer kitabının yanına Ali Haydar Efendi’nin el yazısıyla aldığı son derece güzel bir hatla yazılmış Osmanlıca notlarını gösteriyor.)

Şifa-yı Şerifi okurken gözlerinden yaşlar nasıl süzülürdü bir görseniz. Hem ders mütalaası hem de maneviyat dersleriyle mezcedilmişti.

Sami Efendi Hazretleri kendisini ziyarete Çar­şamba’ya geldikleri zaman ne kadar sevinçle karşılardı. İhtiram, muhabbet o kadar olurdu. Oturacağı yerleri düzeltir, hazırlanırdı. Kayınpederime de söylemiş ayrıca vasiyet de etmiştir; “Vefatımdan sonra evlatlarımı Sami Efendi’ye teslim edin” diye... Cenaze namazını da Sami Efendi kıldırmıştır.

Tevazuda Zirve

Burada Sami Efendi’nin hususiyetleri hakkında da birkaç söz söylemek isterim. Sami Efendi son derece tevazu sahibi idi. Arafat’taki vazifemizi tamamladıktan sonra Sami Efendi hazretlerinin bulunduğu çadırı ziyarete gitmiştik. Çadırlarına girdiğimizde Musa Efendimiz orada bulunan misafirlere şerbet dağıtıyordu. Sami Efendi bizim geldiğimizi görünce fakiri yanına çağırdı ve “Geçenlerde hac ile ilgili bir meseleyi sordular ama halledemedik, ne iyi oldu geldiğiniz, Allah gönderdi sizi” deyip merak ettikleri meseleyi sordular. Benim yanımda da bir hac rehberi kitabı vardı. Açıp baktık ve mesele ile ilgili detaylı bir malumat edindik. Sonra “Elhamdulillah sıkıntımızı giderdiniz” diyerek teşekkür ettiler. Bakınız bu mübarek insan o kadar insan içinde dini bir meseleyi sormaktan ve tavzih edilmesinden çekinmiyor. Bunu yapabilmek bugün herkes için o kadar kolay değil. Etrafımız “her şeyi ben bilirim” diyenlerle dolu. Bu tavır kendilerinin ne denli tevazu, ne denli gösterişten uzak ve alçak gönüllü olduklarının bir başka göstergesidir.

Umreye Gidene Hürmet

Sami Efendi hazretlerinin ne kadar tevazu ve kemal sahibi olduklarına dikkat çekmek için kendileriyle ilgili bir başka hatıramı anlatmak isterim. Yine bir umre seyahati öncesi idi, hem izin hem dualarını almak maksadıyla kendilerini ziyarete gitmiştim. Devlethanelerine gittiğimde ikinci katta bulunuyorlardı. Fakirin umreye gitmek için istizan etmeye geldiği haberini kendilerine ulaştırdılar. Bir müddet sonra mübarek, Musa Efendimiz ile merdivenlerden inerek geldiler. Hemen yanlarına koşup öpmek için ellerine uzandım. Mübarek narin yapılı oldukları için mümkün mertebe ellerini incitmemek için hafifçe tutmuştum. Fakat kendileri benim elimi kuvvetle tuttu ve öpmeye çalıştılar. Umreye giden birisi olmam hasebiyle fakire hürmet göstermeye çalışmışlardı. (Altınoluk Dergisi Ekim 1999, Sayı: 164)