> 2014 > Şubat - Mahmud Sâmî Efendi (k.s.) > “Bizim Sükûtumuzdan Anlamayan Sohbetimizden Hiç Anlamaz”
Mahmud Sâmî Efendi (k.s.)
336.jpg
Makale Tavsiye EtMakale Yazdır

“Bizim Sükûtumuzdan Anlamayan Sohbetimizden Hiç Anlamaz”
Kemalettin Altıntaş
2014 - Şubat, Sayı: 336, Sayfa: 020

Kemalettin Altıntaş Hoca Efendi’nin Hatıraları…

Sohbetlerinde hep dizlerinin üstüne otururdu Sami Efendimiz. Koltukta otursa dahi iki dizinin üstüne otururdu. Son derecece zayıf, narin yapılı, tabir caizse kuş gibiydi. Devamlı uzunca bir pardösü giyerdi. Bir keresinde Fuat Efendiyle ziyaretine gittik. Sami Efendimiz kapıyı açtılar. Fuat Efendiyle şöyle bir kucaklaştılar. Fuat Efendi’yle kucaklaşıp ayrıldıktan sonra bize “Hoşgeldiniz” derken ben hayasızlık yaptım, ben de sarıldım. Sarıldım ama cübbenin içinde birisi var mıydı yok muydu anlayamadım. Mübalağa etmiyorum. O kadar zayıftı. Sakalı şerifleri hafif ve seyrekti. Konuşmaları çok kibardı. Çoğunlukta sükûtu tercih ederdi. Bir keresinde uzak bir yerden birileri kendini ziyarete gelmiş, üstadımız o ziyarette daha ziyade sükûtu tercih etmiş. Söz konusu kişi “Biz uzaktan kendilerini ziyarete geldik ama kendileri sükûtu tercih ettiler” dediklerini bilahare duyunca Efendi baba “Bizim sükûtumuzdan anlamayan sohbetimizden hiç anlamaz” buyurmuşlar.

Onun olduğu sohbetler ne kadar uzun sürerse sürsün zamanın ne kadar çabuk geçtiğini anlamazdık. O dönemlerin sohbetleri de şimdiki gibi 45-50 dakika olmaz daha uzun sürerdi. Sohbete mutlaka Kur’an-ı Kerim ile başlanırdı. Kur’an-ı Kerim’i okuyan kişi mutlaka üstadın yakınında bir yerde ve mutlaka yüksek bir yere oturtulurdu. Kur’an-ı Kerim okuyacak kişinin oturacağı yüksek bir yer yoksa Efendi hazretleri de şayet koltuk gibi yüksek bir yerde oturuyorsa o da halıya otururdu.

Hafızlara, Kur’an okuyanlara çok müşfikti. Onlara çok önem verirdi. O kadar tatlı gülümsemeleri vardı ki. Cehri zikirde “Allah, Allah, Allah” derken sanki ağzından bal damlıyor gibi olurdu.

Misafirlerini o kadar tatlı bir tebessüm ile karşılardı ki. Onun yanından çıktığımız zaman yerde mi gidiyoruz havada mı gidiyoruz bilemezdik. İkinci ziyaretimize kadar onun güzel tesiri üzerimizde kalırdı. Çok müşfikti. Randevu konusunda çok hassas idiler.