> 2014 > Ocak - Mü’min Ahlâkı > Savaşlarda Strateji Uzmanı;Hubab İbni Münzir -radıyallahu anh-
Mü’min Ahlâkı
335.jpg
Makale Tavsiye EtMakale Yazdır

Savaşlarda Strateji Uzmanı;Hubab İbni Münzir -radıyallahu anh-
Mustafa Eriş
2014 - Ocak, Sayı: 335, Sayfa: 052

Hubab ibni Münzir el-Ensarî radıyallahu anh, Rasû­lul­lah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’in savaşlarda strateji uzmanlığını yapan bir sahâbi!...

Bedir’de, Hayber’de İslâm ordusunun harb meydanına yerleşmesi, karargâhının belirlenmesi konusunda kendi fikrini çekinmeden söyleyen ve görüşü kabul edilen bir bahtiyar!..

İsabetli görüşleri sebebiyle ashâb-ı kiram arasında “zürre’y” diye tanınan bir kahraman!..

Hubab ibni Münzir el-Ensarî radıyallahu anh, Hazrec kabilesinin Beni Seleme koluna mensubtur. Bu sebebten o Selemî nisbesiyle de anılır. O, Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efen­di­miz’in vahiy kâtiblerinden Münzir ibni Amr es-Sâidî’nin dayısı olur.

Bedir Gazvesi’nde Hazrec kabilesinin sancaktarlığını yapan Hubab radıyallahu anh o sırada otuz üç yaşlarında bulunuyordu. O, Bedir’de İslam ordusunun harb meydanındaki yerleşmesini uygun görmedi. Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi vesellem Efendimize karargâh seçimindeki bu kararının ilâhi bir işarete dayanıp dayanmadığını sordu.

Fahr-i Kâinat sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz vahiyle ilgili olmadığını söyleyince Hubab radıyallahu anh gönül rahatlığı içerisinde kendi fikrini açık ve net olarak söyleme imkânını buldu.

Düşmanı susuz bırakmak için onlara en yakın su kuyusunun yanına yerleşilerek diğer kuyuların kapatılmasını teklif etti.

Hubab ibni Münzir el-Ensarî radıyallahu anh bu hususta “zürre’y” diye tanınırdı. Ortaya koyduğu görüşler hep kabul edilirdi. Zira o, ashab-ı kiram arasında isabetli görüş ve tekliflerinden dolayı görüş sahibi olarak bilinirdi. Bu konudaki fikir ve teklifini açık ve net olarak şöyle bildirdi:

“-Ya Rasûlallah! Ben buraları, bu çevreyi çok iyi bilirim. Bu bölgedeki kuyuların nasıl olduğunu ve nerelerde bulunduğunu onların tatlı sulu olup olmadıkları, sularının çekilip çekilmediği hususlarını iyi bilirim. Suyu çekilmiş ve kesilmiş olanların hepsi benim mâlûmumdur!

 Ayrıca biz harp ehliyiz Yâ Rasûlallah! Burası, konak yeri, karargâh olmaya elverişli değildir. Sen bizi buradan kaldır!  Kureyşîlere en yakın olan bir suyun başına gidelim ve orada konaklayalım. Başında konakladığımız suyun gerisindeki bütün kuyuları kapatalım.

Başına indiğimiz, yerleştiğimiz suyun üzerinde bir havuz yapalım ve içini su ile dolduralım. Kureyşîlerle savaşırken biz havuzumuzdan içelim, onlar içemesinler (susuz kalsınlar)” dedi. (Vâkıdî, Megâzî, c. 1, s. 53, İbn Sa’d, Tabakâtü’l-kübrâ, c. 2, s. 15, c. 3, s. 567.)

Fahr-i Kâinat sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz, Hubab ibni Münzir radıyallahu anh’ın ileri sürdüğü bu görüş ve teklifini beğendi. Hemen Müslümanlarla birlikte kalkıp Kureyşîlere en yakın yere indiler. Başına yerleşilen suyun üzerinde bir havuz yapılarak içi su ile dolduruldu. Su içmek için havuza kaplar atılır ve çekilirdi. (M. Asım Köksal, İslam Tarihi 3/312.)

Hubab ibni Münzir radıyallahu anh’ın, Hayber, Benî Nadir, Benî Kureyza Gazvelerinde ve Taif seferleri sırasında, Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem tarafından kabul edilen benzer tekliflerine rastlıyoruz.

Onun Benî Nadir ve Benî Kureyza Gazvelerinde bu iki yahudi kabilesinin arasına yerleşmenin onların haberleşmesini engelleyeceği yolundaki teklifi, İki Cihan Güneşi Efendimiz tarafından benimsenmişti. Sonra bu görüşün Cebrail aleyhisselam tarafından da onayladığı belirtilmektedir. (İbn Sa’d, III, 567; Hâkim III, 427)

Hubab ibni Münzir radıyallahu anh sadece görüş bildirmek ve teklif getirmekle kalmamış, bizzat savaş meydanlarında çarpışarak kahramanlıklar göstermiştir.  O, Uhud Gazvesinde savaşın iyice kızıştığı bir sırada Fahr-i Kâinat sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’in etrafından ayrılmayıp, durmadan kılıç sallayan, düşmana ok atan bir kahramandır.

O, İki Cihan Güneşi Efendimiz tarafından Uhud günü düşman kuvvetlerinin sayısı ve hazırlıkları hakkında bilgi toplamakla görevlendirilen bir bahadırdır.  Uhud’da, o dehşetli günde Efendimiz’in etrafında dağ gibi sabit kalıp bedenlerini siper eden kahramanların ismini Vâkidî, Megazî adlı eserinde şöyle sıralar:

“Muhacirlerden: Hazreti Ebu Bekr, Hazreti Ali, Ab­dur­rahman İbni Avf, Sa’d İbni Ebî Vakkas,. Talha, Zü­beyr, Ebu Ubeyde radıyallahu anhüm ecmâîn.

Ensardan: Ebu Dücâne, Hubâb İbni Münzir, Âsım İbni Sâbit, Hâris İbni Sımme, Sehl İbni Huneyf, Sa’d İbni Mu’az, Üseyd İbni Hudayr radıyallahu anhüm ecmâîn

Hubab ibni Münzir radıyallahu anh firaset sahibi bir muhabbet eri idi. Medine’de düşmanın ani bir baskın ihtimaline karşı İki Cihan Güneşi Efendimiz’in kapısında nöbet tutmuştur.

O, Hendek, Hayber, Hudeybiye ve Huneyn’de bulunmuştur. Hazrec kabilesinin sancaktarlığını yapmıştır.

Hubab ibni Münzir radıyallahu anh doğru bildiği fikrini gizlemezdi. Hiç çekinmeden görüşünü söyler ve teklifini yapardı. Bu tür davranışları birkaç defa tekrar etmiş ve her seferinde hüsnü kabul görüp beğenilmişti. Hayber’de de aynı davranışını sergiledi. Şöyle ki:

O, Hayber’de İslam askerlerinin yerleştiği mevkii uygun görmedi. Hemen Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’e müracat etti. Belirlenen yer, vahiyle seçilmemişse düşmanın ok menzilinden uzakta bir yere yerleşilmesini teklif etti. Görüş ve teklifini şöyle açıkladı:

“-Yâ Rasûlallah! Burası Natat kalesine çok yakındır. Hem de, Hayber’in bütün savaşçıları orada toplanmıştır.

Ben Natat kalesi halkını çok iyi tanırım. Onlar kadar uzaklara ok atabilen ve onlar kadar oklarını isabet ettiren bir kavim yoktur.

Ayrıca onlar bizim üst tarafımızda bulunuyorlar. Bizim bütün tutum ve davranışlarımızı görebilecek, öğrenebilecek bir mevkidedirler. Biz ise, onların hareket ve davranışlarını görebilecek, öğrenebilecek mevkide değiliz. Onların okları, yukarıdan aşağı doğru hızla iner, bizim oklarımız ise onlara ulaşmaz.

Bir de, onların evlerinden çıkıp sık hurma ağaçları içinde siperlenip gizlenmeyeceklerinden de emin değilim. Burası, hurma bahçeleri arasında tehlikeli bir yerdir.Tehlikelerden, bozukluklardan uzak bir yeri karargâh edinmeyi emretseniz olmaz mı? Hiç değilse, şu kara taşlık, kayalık yeri aramızda bulunduralım. Yahudilerin atacakları oklar bize erişemesin!” dedi.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz, Hubab ibni Münzir radıyallahu anh’e:

“İşaret ettiğin görüş yerindedir!” buyurdu.

Peşinden hemen Muhammed ibni Mesleme radıyallahu anh’i yanına çağırdı ve ona:

“-Ey Mesleme! Çevreyi bir dolaş, bak! Yahudilerin kalelerinden ve bataklıkdan uzak bir yer bul! Yahudi evlerinden yapılabilecek saldırılardan emniyet ve selamette kalabileceğimiz, karargâh edinmeye elverişli bir yer araştır!” buyur­du.

Muhammed ibni Mesleme radıyallahu anh etrafı dolaşarak Reci’e kadar vardıktan sonra, geceleyin Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin yanına döndü ve:

“-Ya Rasûlallah! Karargâh edinmeye elverişli bir yer buldum!” dedi.

Rasul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efen­di­miz verdiği habere pek memnun oldu ve “Allah’ın bereketi onun üzerine olsun!” diye dua buyurdu. (M. Asım Köksal, İslam Tarihi, 6/41-42.)

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, Hayber Yahudilerinin savaşmaya hazırlandığını anlayınca, geceleyin ashabını, mücâhidleri Natat kalesinde toplanan Yahudilerle çarpışmak üzere hazırladı.

Sabır ve sebat ettikleri takdirde muhakkak zafere ve ganimete ereceklerini onlara müjdeledi. Kendilerini çarpışmaya ve harbe teşvik etti. (M. Asım Köksal, İslam Tarihi 6/43-44)

Hubab ibni Münzir radıyallahu anh bir stratejik uzman gibi çalışmış ve Hazreti Ömer radıyallahu anh döneminde 641 yılında vefat etmiştir.

Allah ondan razı olsun.

Rabbimiz o kahraman sahabinin fikir ve görüşlerinden bizlere de hisseler nasib eyleyip cümlemizi şefaatlerine nâil eylesin. Amin.