> 2014 > Ocak - Mü’min Ahlâkı > Bir Yıl Biterken
Mü’min Ahlâkı
335.jpg
Makale Tavsiye EtMakale Yazdır

Bir Yıl Biterken
Ali Büyükçapar
2014 - Ocak, Sayı: 335, Sayfa: 046

Ömür sermayesinin azaldığı bir yılı da geride bırakıp yeni vakitlere erişiyoruz. Zaman, sırlarını kime gösterir acaba? Her anımızı kuşatan bu gizemli perdeyi hangi el aralar da olup bitenleri bizlere anlatır?

Ne olup bitiyor?

Ete, kemiğe bürünüp insan olarak görülen bizlerin evveli ve sonu hakkında düşünmemesi mümkün mü? Yüreği kuşatan o ürperti, bitmeyen sızı gönüllerde derin yaralar açıyor. Eyvah ki eyvah bir yıl daha geçti. Nereye gidiyoruz, akıbette nelerle karşılaşacağız.

Zaman algıları üzerinde çokça durmakta yarar var. Saniyelerle başlayan ölçüm asırlara kadar sürüp giderken kendi hayatımızın kısalığı yapılacak işlerin çokluğu Kur’ân-ı Kerim hakikatlerinin ne kadar doğru olduğunu ortaya çıkarıyor. Miladi yıl olsun hicri yıl olsun saydığımız zaman artık binlerle ifade edilen rakamları telaffuz ediyor, kıyamet diye bir sonu da dile getiriyoruz.

Zamanın hesabı nasıl verilecek?

Bunun cevabını her yılı bitirirken bir daha gözden geçirmek gerekiyor. Elde avuçta ne var, daramızı aldığımız da geriye ne kalıyor?

Zaman hususunda da dudakları uçuklatacak bir ayetten bahsetmek istiyorum. Meâric Suresinin dördüncü ayetinin meali şöyle: Melekler ve ruh O’na, miktarı elli bin yıl olan bir günde yükselip çıkarlar. Ayette geçen elli bin yıl ifadesini ele alıp incelediğimizde insan ve Allah katında zaman denilen o sırrın süresi ile ilgili farklar bulunduğu ortaya çıkıyor.

Bilinen insanlık tarihi sekiz bin yıl öncesine gidip Sümer medeniyetinin yazılı kaynaklarından söz ederek başlıyor. Hz. Adem ve ondan sonra gelen Peygamberlerin zamanı hakkında elimizde ne kadar da az bilgi var. Hz. Nuh ve tufan olayı onu takip edip gelen Hz. İbrahim ve Mezopotamya bölgesi hakkında da çok malumatımız yok. Peygamberler tarihini incelediğimizde tarih ilminin gerçekleri bizleri Hz. Muhammed (s.a.v.)’in hayatı ile karşılaştırıp objektif bilgiler veriyor, eldeki yazılı vesikalar hakikatleri aydınlatıyor, diğer peygamberler için buna imkan var mı?

Zamanın bu gün için kıymeti nedir?

Müslüman vakitlerden söz etmemiz gerekiyor. Müslümanın yirmi dört saati ya da müslümanın bir ayı yada bir yılı gibi bazı evreleri ortaya koymak şart. Beş vakit ifadesi ne hoş bir anlatım! Evet müslüman için bir gün de beş vakit sırrı tecelli ediyor, abdestle başlayan bu ibadet beden fiilleriyle insanı yüce Mevla’nın o elli bin yıl diye tarif edilen muazzam vakit hazinesinin önüne getirip nasibini almaya çağırıyor.

Ay boyunca tutulan Ramazan orucu, sene de bir defa yapılan Hac ibadeti o güzellikleri daha farklı alanlara taşırken zekatla mal, mülk zaman imtihanına tabi tutuluyor. Kurban, fitre ile ömür zaman karşısında bir daha muhasebe edilirken alınan her nefeste dile getirilen tevhit umutları yeşertiyor.

Kur’ân-ı Kerim’de zaman mefhumu üzerine farklı ayetlerde durulmuş bazı surelere zaman adları bile verilmiştir. Dünya, ahiret ayırımını bitirdiğimiz tevhit anlayışını gönüllerimize ışık yaparak zamanın nimetlerini toparlayabiliriz.


Geçmişle geri kalma
Müstakbele hem dalma
Hal ile dahi olma
Mevla görelim neyler
Neylerse güzel eyler.

(Erzurumlu İbrahim Hakkı)