Mü’min Ahlâkı
335.jpg
Makale Tavsiye EtMakale Yazdır

Kibir
Sâdık Dânâ
2014 - Ocak, Sayı: 335, Sayfa: 031

Allah Teâlâ ve Tekaddes hazretleri buyuruyor:

“Allah büyüklük taslayan her zorbanın kalbini mühürler.” (Mü’min/35)

“Hiç şüphe yok ki Allah onların gizlediklerini de açıkladıklarını da bilir. O büyüklük taslayanları (kibirlileri) sevmez.” (Nahl/23)

Rasûl-ü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem buyurur:

Ucub, yani bir insanın kendisini beğenip, diğerlerini beğenmemesi, yetmiş senelik ibâdetini ifnâ ve imhâ eder. (Cami’s-sağir)

Mûsa aleyhisselâm Allahu Teâlâ’ya münacaat etti:

– Ya Rabbi! Mahlûkatın içinde en çok öfkelendiğin kimdir? Allahü Teâlâ buyurdu:

“Yâ Mûsâ! En çok öfkelendiğim kimse, kalbi kibirli, dili haşin, imânı zayıf, eli cimri olandır.”

Rasûl-ü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem buyurur:

Alçak gönüllüleri gördüğünüz zaman onlara tevazû gösteriniz. Kibirlileri gördüğünüz zaman siz de onlara karşı kibirleniniz. Zira kibirlilere karşı kibirlenmeniz onlar için bir küçüklük, bir zillettir. Aynı zamanda onlara karşı bu davranışınızla siz de bir sadaka vermiş olursunuz.

Yine buyurdular:

Kalbinde hardal dânesi kadar kibir bulunan cennete giremez. Kalbinde hardal dânesi kadar imânı olan cehenneme giremez. (Müslim, İbni Mes’ud)

Böbürlenen mütekebbirler kıyamet günü zerreler gibi ayak altında haşrolunurlar. Herkes onları çiğner geçer. Her küçük, onların üstünde ve onlardan büyüktür. Sonra cehennemde bir zindana atılırlar. Cehennem ateşi onları kaplar. Cehennem halkının yanıp eriyen cesedlerinden sulanırlar. (Tirmizi, Amr b.Şuayb)

Gene buyurdular :

“Bize en sevimli ve âhıretde en yakın olanınız, ahlâkı güzel olanınızdır. En sevimsiz, en çok uzak olanınız da çok konuşup, hezeyan eden, ağzını zorlayıp yayarak konuşan, konuşmasında kendisini öven ve lüzumsuz sözler söyleyen mütekebbirlerdir.” (Ahmed Sa’lebe’den)

Bir defasında Mıtrab, Muhalleb’i işlemeli bir cübbe içinde kibirlenerek yürürken gördü:

– İşte bu yürüyüş, Allahü Teâlâ’nın sevmediği bir yürüyüşdür, dedi.

Muhalleb:

– Sen galiba beni tanıyamadın? dedi.

Mıtrab cevaben:

– Tanırım. Nasıl tanımam? Evvelin nutfe, âhırin ise cife; bu iki hal arasında ise karnını yarsak, bağırsaklarından bir sepet pislik çıkar, dedi.

Bunu dinleyen Muhalleb, sallanmayı bırakarak tabii halde yürüyüşle oradan ayrıldı.

Hazreti Ömer radıyallahu anh buyurur ki:

– Alçak gönüllülüğün başı, karşılaştığın her Müslümana selâm vermek, meclisde en değersiz yere oturmaya razı olmak, kendisinden iyi insan ve takva sahibi diye bahsedilmesinden hoşlanmamakdır.

Hazret-i Ali radıyallahu anh buyurmuşdur ki:

– Kişinin kendisini beğenmesi, aklının zaif olduğuna delâlet eder.

Sâdık Dânâ, Altınoluk Sohbetleri-4, s. 162-166