> 2011 > Şubat - Güzel Müslaman Olmak > Biz Yuvamız’da Bulduk Altınoluk’u
Güzel Müslaman Olmak
300.jpg
Makale Tavsiye EtMakale Yazdır

Biz Yuvamız’da Bulduk Altınoluk’u
Salih Zeki Meriç
2011 - Şubat, Sayı: 300, Sayfa: 011

Henüz İstanbul’un kömür dumanı ile nefes alamadığı yıllardı. Zeytinburnu Tren istayonundayız. Banliyö treni, kim bilir kaçıncı seferini yapıyor Sirkeci’ye. Eski ama yılların ve yolların eskitemediği trene doluşuyoruz bir gurup arkadaşımızla.

Cağaloğlu’na, Altınoluk Dergisinin ofisine gidiyoruz. Bizi götüren üst sınıflardan bir abimiz. Derginin nasıl basıldığını, nasıl hazırlandığını göremesek te, yine de işin mutfağını göreceğimizin verdiği bir heyecan var içimizde.

Yıl 1989. Orta ikinci sınıf talebesiyim. Türkiye’de sağ-sol davasının bittiği ama ideolojik yaklaşımların sıcaklığını koruduğu yıllar. O yıllarda İmam-Hatip öğrencisi olmanın verdiği bir bilinç var.

Sirkeci’de iniyoruz. Kaç istasyon geçtik bilmiyorum. Ama hayli uzun sürmüştü yolculuk. Trende iken kapının üst tarafındaki istasyon adları takılmıştı gözüme; Kazlıçeşme, Koca Mustafa Paşa, Unkapanı, Cankurtaran... her birinin ayrı bir hikayesi vardır mutlaka.

Hızlı adımlarla yürüyoruz. Sirkeci istasyonundan çıkıp hemen ana caddeyi soldan takip ederek bir binanın önünde duruyoruz. “Altınoluk Dergisi burası” diyor bizi götüren abimiz.

İmam- Hatip’in yurdunda kalan öğrencilere dağıtılmak üzere Altınoluk’un ve Yuvamız’ın eski sayılarından almak için geldik buraya. Yuvamız, Altınoluk Dergisinin çocuk eki. Küçük boy. İki renk. Hikayeler, fıkralar, menkıbeler, çizgi hikayeler... dopdolu bir çocuk dergisi. Yuva gibi yani. Cıvıl cıvıl.

O yaşlarda belki Altınoluk’un muhtevasını anlayacak durumda değildik. Ama beni en çok Yuvamız” cezbetmişti. Eminim ki arkadaşlarımı da. Peket paket dergi alıyoruz. Şimdi yüzlerini hayal-meyal hatırladığım abiler hummalı bir çalışma içinde işin çilesini yüklenmişler. Mütebessim bir çehre ile sıcak karşılıyorlar bizi.

Yuvamız’ın eski sayıları.. her birisi birbirinden güzel. Yurda dönüyoruz. Yurtta hocalarımız muhtelif yarışmalar yapıyorlar. Ve bu yarışmalarda derece alan arkadaşlara verilen hediyelerin yanında Altınoluk Dergisi, Yuvamız dergisi de hediye ediliyor. Öyle ki, derginin konuları, yazı başlıkları bizim okulda çıkardığımız duvar gazetelerine ilham oluyor. Yuvamız’da yayınlanan çizgi karakterler bizim için model oluyor. Onlardan kesip duvar gazetemize yapıştırıyoruz.

Anadolu’dan İstanbul’a okumak için gelmiş o küçük bedenlere “Yuvamız” ayrı ve tatlı bir yuva oluyor, farklı bir dünya sunuyor.

Bizim öğrencilik yıllarımızda, doksanlı yılların başında islami dergicilik alanında farklı ses ve renkten dergiler çıkıyordu. Kimi siyasi, kimi sosyal veya edebi konuları ihtiva eden onlarca dergi. 2010 yılından baktığımızda o dergilerin bir çoğunun isminin bile hafızalardan silindiğini görüyoruz. Şüphesiz her biri bulunduğu zaman diliminde bir boşluğu dolduruyordu ve bir derdi seslendiriyordu. Ancak Altınoluk gibi uzun soluklu olmayı başarmak ve geleceğe söyleyecek sözleri olmak ayrı bir gayret ve strateji gerektiriyordu. Ve 300. sayısında Altınoluk inşa ettiği vizyonu ile bunu başardığını gösteriyor. Altınoluk dergisi, dingin akan bir nehir gibi, emin adımlarla ve itidalli. Söylemeden önce düşünen ve söylediği sözün kime nasıl tesir edeceğini hesap ederek söyleyen bir tarzda.

Üniversiteyi bitirip Azerbaycan’da bulunduğumuz yıllarda Altınoluk hayatımızın hep bir yerlerinde olmaya devam etti. “Yuvamız” değişti, “Altınçocuk” oldu. Ve bir de “Şebnem” eklendi Altınoluk’un misyonunu gönüllere taşımaya. Azerbaycan’a sınırlı sayıda gelen Altınoluk’u okumak için arkadaşlarla sıraya girdiğimiz oluyordu.

Müslümanın gündemi nasıl yorumlayacağını, hadiselere hangi perspektifden bakacağını ve yarını nasıl öngöreceğini ve nasıl bir duruş sergileyeceğini öğretiyordu bizlere Altınoluk.

Altınoluk Dergisini elinize aldığınız zaman muhtevasından mıdır, yahut hazırlayan insanların iyi niyet ve samimiyetinden midir, farklı duygular kaplıyor sizi.  Her sayfası, her bir yazısı hatta yazı başlıkları bir iç imarın gerçekleşmesi kaygısı ile hazırlanmış.

Gösteriş ve kompleksten uzak duruşu ile özgün ve samimi bir mesaj taşıyor Altınoluk.

1989 yılında bir vesile ile tanıştığım Altınoluk ve Yuvamız dergisi, 2011 yılından geçen yıllara baktığımız zaman, bu kadar yıl içerisinde nasıl bir inşa eylemi ve istikamet kazandırma ameliyesi gerçekleştirdiğini bizzat şahsımda görmekteyim.

Altınoluk Dergisinin, nice 300 sayılarla dünyanın her bir köşesindeki insanlara bir umut ışığı ve manevi feyz ve bereket menbaı olmasının devamını temenni ediyoruz.