> 2007 > Ocak - Pişmek ve Yanmak Davası > Bir Hizmet İnsanı Ahmet Karakullukçu
Pişmek ve Yanmak Davası
251.jpg
Makale Tavsiye EtMakale Yazdır

Bir Hizmet İnsanı Ahmet Karakullukçu
İbrahim Arslan
2007 - Ocak, Sayı: 251, Sayfa: 053

Değerli hocamız, Ahmet Karakullukçu 1933 yılında Konya'nın Beyşehir ilçesi Doğanbey bucağında doğdu. Türkmen olduğunu söylerdi.

1939 yılında ilkokula kaydoldu. Okul hayatı ile birlikte, dedesinden Kuran-ı Kerim dersleri aldı. İlkokulu bitirdiğinde hafızlığa başladı, 10 ay gibi kısa bir sürede hafızlığını tamamladı. Kur’ân-ı Kerim ve diğer İslâmi ilimleri tahsil için İstanbul veya Konya’ya gitmek istiyordu. Bu hemen olmadı.

17 yaşında evlendi. Okuma isteği hala onu İstanbul’a çekiyordu. Yeni evlenmiş olmasına rağmen (evliliğinden 3 ay sonra), 50 liralık harçlıkla babasından müsaade alarak, İstanbul’a gitti. İstanbul’da kendisi gibi, dışarıdan gelen öğrencilerin kaldığı “Üçbaş Medresesi”’ne yerleşti. Bu medresede ikamet ederken, Emsile, Bina, Maksut, Avamil, İzhar, Kafiye kitaplarının okutulduğu cami derslerine devam etti.

Bu esnada, İmam Hatip Okullarının açıldığını öğrendi. 18 yaşına girdiği dönemde, İmam Hatip Okullarına kayıt için müracaat etti. İmam Hatip Okullarına kaydolma yaş sınırı da 18 olarak açıklanmıştı. İmam Hatip’e koydoldu. Zaten kaydolan öğrencilerin %95’i 18 yaşında ve çoğu evli olan kimselerdi. Aldıkları eğitim açısından da, henüz birinci sınıfta olmalarına rağmen, neredeyse müftü ya da vaiz olabilecek seviyede insanlardı.

İlk resmi görevine 01. 01. 1953 tarihinde İstanbul Molla Hüsrev Camii müezzin-kayyımı olarak başladı. “Kendimden fazla memleketimi ve dinimi düşünüyorum. Dinimizi düştüğü yerden alıp kaldırmak ve onu şerefle başıma taç yapmak arzusundayım” diyen hocamız, soba imkanının dahi olmadığı bu camii mahfel’inde tam 8 yıl görev yaptı. Görevi süresince, akraba ve hemşehri çocuklarını da aynı mahfelde barındırarak tahsillerine yardımcı oldu. Bundan sonraki görevine İmam-Hatip olarak, Eminönü Çandarlı Ahmet Çelebi Camii’nde devam etti.

1958 yılında, İmam Hatip Okulundan mezun oldu ve akabinde “İmam Hatip Okulları Mezunları Derneği”ni kurdu.

Önce Erdek, sonra İzmir müftülüğü yaptı. İzmir İl Müftülüğü esnasında, İlahiyat Fakültesi, İmam Hatip Lisesi, yeni açılan 50 adet camii, Kestane Pazarı Kuran Kursu ve muhtelif diğer Kuran Kursları için kaynak temininde ve dini faaliyetlerinin geliştirilmesine yönelik hizmetlerde önemli roller üstlendi.

Ardından, Çanakkale İl Müftülüğü'ne atandı. Ancak burada fazla kalmadı. Manisa Merkez Vaizliği'ne oradan da İzmir Merkez Vaizliği'ne getirildi. 1982’de buradan emekli oldu.

Hayatı boyunca, benimsediği hizmet anlayışını kendi ifadeleriyle sizlere sunmak istiyoruz;

• “Dini ve hayri hizmetleri maddeten destekleyen esnafımızdır. Onlar olmasa bu işin yürümesi mümkün değil.”

• “Din adamları bu işin telkin makamında olmalıdır . Din adamları para toplama ve parayı temin etme durumunda olmamalıdır.”

• “Hayır yapacak olan insanın illa zengin olması şart değildir. Kur’an-ı Kerimde yüzlerce yerde infak emri vardır. Bu infak emrini yalnız zenginlere ve esnafa değil, herkese yaymalıyız. Küçük miktarlarda yaymalıyız.”

• “Cenab-ı Hakk’ın infak emri filanca zaman verin diye kayıtlı değildir. Vermek hiçbir zaman ramazana mahsus değildir.

• “Verme alışkanlığına sahip olan insan zamanla daha çok verir hale gelir. Verdikçe Allah daha çok verir. Peygamber Efendimiz s.a.v buyuruyor ki:”Kesenin ağzını bağlama ki ,senin de nasibin bağlanmasın.”Öyleyse insanları zengin etmenin yolu vermekten geçer.”

• “Allah-ü Teala bana lütfetti kırk senedir hadis ezberliyorum. Binlerce hadis ezberledim. Onlardan bir tanesi de şudur: “Sizden biriniz kendi nefsi için sevdiğini; başkaları için sevmedikçe mü’min olamaz.” Demek ki kendi nefsimiz için sevdiğimizi başkaları içinde seveceğiz ki mü’min olabilelim. Bu ne demektir? Kendini mum gibi yakmak demektir. Mum nasıl yanar? Mum etrafını aydınlatayım derken, kendisini yakar bitirir. İşte bu türlü insanlara ihtiyaç vardır.”

• “En mühim iş insan kazanmaktır. İnsan kazanmak için yola çıkana Allah yardım eder.

İnzivaya çekilmeyi ahiret arzularını terketmek şeklinde anlayan hocamız, emeklilik sonrası birçok gönüllü kuruluşta görev almaya devam etti. Murat Reis Kültür ve Eğitim Vakfı, Yusuf Cevat Başcı Kültür ve Eğitim Vakfı, Doğanbey Kültür ve Eğitim Vakfı, Tatarilerin 2 Vakfı gibi gönüllü kuruluşlar bunlardan bazıları olarak verilebilir. Kendilerinin davet edildiği her hizmette bir emeği vardır.

Evli ve 3 çocuk babası olan muhterem hocamız, 24 Ekim 2006 Ramazan Bayramı'nın ikinci günü dar-ı bekaya göç etti.