> 2007 > Ocak - Pişmek ve Yanmak Davası > Önemli Olan Muhabbet ve Gönül Genişliği
Pişmek ve Yanmak Davası
251.jpg
Makale Tavsiye EtMakale Yazdır

Önemli Olan Muhabbet ve Gönül Genişliği
A. Yasin Demirci
2007 - Ocak, Sayı: 251, Sayfa: 015

Abbasi halifesi Me'mun'un oğlu Ali saraylarda varlık içinde yaşayan bir gençtir. Dünyalık anlamında her şeye sahiptir. Sarayının balkonundan dışarıyı seyrettiği günlerden bir gün kızgın güneş altında gün boyu çalışan bir adam dikkatini çeker. Büyük bir şevkle çalışan adam namaz vakitleri geldiğinde Dicle nehrinin kenarında abdestini alıp namazını kıldıktan sonra yoğun iş temposuna geri dönmektedir. Birkaç gün boyunca adamı gözlemleyen halifenin oğlu bir gün adamı yanına çağırtır. Adamın, hanımı, iki kız kardeşi ve annesiyle beraber yaşadığını, günlerini genelde oruçlu geçirdiğini, o gün ne kazandıysa onunla orucunu açtığını öğrenir. Adamın hikayesini dinleyen emir ona mutlu olup olmadığını sorar. Adam, Allah'a hamd ederek ailesiyle birlikte son derece mutlu olduğunu söyler. Rivayet olunur ki halife Me'mun'un oğlu Ali bu hadiseden sonra babasının sarayını ve sahip olduğu tüm maddi imkanları terk etmiştir. Yıllar sonra marangozluk yaptığı bir dükkanda vefat etmiş olanarak bulunur.

Bu kıssa bana Ashab-Kefh'in hikayesini hatırlatır. Onlar da saraylarda, köşklerde yaşadıkları halde gönüllerinde büyük bir darlık, huzursuzluk hissediyorlardı. Çünkü küfür yanı başlarındaydı. Bu yüzden maddi imkanlarını ve saraylarını terk ederek, Kur'an- Kerim'de anlatıldığı gibi bir mağaraya sığındılar:

(İçlerinden biri şöyle demişti:) "Mademki siz, onlardan ve Allah'tan başka taptıkları putlardan ayrıldınız, o halde mağaraya sığının ki, Rabbiniz rahmetinden size genişlik versin ve işinizi rast getirip kolaylaştırsın." Kefh 16

Buradan da şunu anlıyoruz ki darmış gibi gözüken yerler, halis bir iman, muhabbet, meveddet ile genişliyor, sıkıntılara, geçim zorluklarına, belalara tahammül çok daha kolaylaşıyor.

Engelli ve Gönlü Yaralı Kardeş Bu Müjdeler Sana

Cenâb-ı Allah, bazen insanın, gözünü, ayağını vs. herhangi bir uzvunu alır. O kimseye aczini, zaafını, fakrını hissettirmek ister. Ama onun karşılığında âhirette pek çok şey verir. İşte bu anlamda Allah Resulü engelli, gönlü yaralı kardeşlerimiz için çok güzel müjdeler veriyor:

“Peygamber Efendimiz'in haber verdiğine göre, Allah Teâlâ şöyle buyuruyor: “Ben kulumun -iki gözünü kast ederek- iki sevgilisini almakla imtihan ettiğimde o buna sabrederse, iki göze bedel olarak ona Cennet'i veririm.”

Bir diğer hadisi şerifte Ebu Musa (r.a.), Resûlüllah (a.s.) Efendimizden ciğerparesini kaybedip de sabredenler için güzel bir müjde veriyor:

“Bir kimsenin çocuğu öldüğü zaman Allah (c.c.) meleklerine:

“Kulumun yavrusunun canını kabzettiniz mi?” der.

Melekler: “Evet” derler. Allah (c.c), “Ciğer paresini aldınız öyle mi?” der.

Melekler: “Evet” derler. Allah (c.c) “Kulum ne söyledi?” der.

Melekler “Sana hamd ederek, “Biz Allah içiniz ve O’na dönücüleriz” dedi.

Allah (c.c) “Kulum için cennette bir köşk bina edin ve adını Hamd Köşkü koyunuz.” diye nida eder.

Demek ki, musibete sabretmek, kaza ve kadere rıza göstermek lazım...

Malın da, evladı iyalin de birer emanet olduğunu günü geldiğinde emanetin verileceğini bilmek gerekiyor.

La-Tahzen / Üzülme :

İyi bir yemek günün mutluluğudur. İyi bir gezi haftanın, iyi bir evlilik ayların, mal-mülk senenin mutluluğudur. Sağlam bir imana sahip olmak ise dünya ahiret mutluluğu demektir.

La-Tahzen / Üzülme :

Hastaneleri ziyaret etki Allah'ın sana verdiği sağlık afiyetin kıymetini bilesin. Hapishaneleri ziyaret et ki özgürlük nimetinin farkına varasın.

La-Tahzen / Üzülme :

Mümin bir kul giden dünyalığın ardından üzülmez. Çünkü o kalıcı olan değildir.

La-Tahzen / Üzülme :

Rahman’ın sonsuz merhametini bir düşün. Ki O bir köpeğe su veren cimrilerin cimrisini, yüz kişiyi katletmiş olanı dahi affedebilendir. Yeter ki nasuh bir tövbe ile O'na dönülebilinsin.