> 2007 > Ocak - Pişmek ve Yanmak Davası > Güzel Müslüman
Pişmek ve Yanmak Davası
251.jpg
Makale Tavsiye EtMakale Yazdır

Güzel Müslüman
Ahmet Taşgetiren
2007 - Ocak, Sayı: 251, Sayfa: 003

İnsan hayatın neresinde bulunursa bulunsun, en önemli meselesi, birinci meselesi, Yarattan'ı ile ilişkisini sağlıklı tanzim etmektir. Genç yaşlı, kadın erkek, amir memur, işçi işveren, anne, baba, evlad.... Hayatın hiçbir alanı, hiçbir safhası, Allah Teala ile ilişkiden kopuk olarak tanzim edilemez. İnsan olmak bunu gerektirir. İnsan bunu yaptığı ölçüde insandır. İnsanlık kalitesi, bununla birebir bağlantılıdır.

Bu, Müslümanlık demektir.

Güzel insan, aynı zamanda güzel Müslümandır.

***

Bugün İslâm dünyasının en önemli zarureti şudur:

-Güzel müslümanlar olmalıyız. İslam'ı güzel yaşamalıyız. Ve toplum içinde güzel müslümanlar bulunmalı.

İslâm aslında güzeldir.

El - Cemil'den gelmiştir. "Cemali Seven"in ölçüleridir.

İslâm güzeldir ama, her "Ben müslümınım" diyenin, İslam'ın güzellikleriyle donanma oranı farklıdır. Bazan insanın kusurları Müslümanlığını gölgelemeye başlar ve sanki "Müslüman'ın güzelliği"nde sorun varmış gibi bir sonuç doğar.

Onun için "Toplum içinde güzel müslümanlara ihtiyaç var" demek, abesin ifadesi değildir.

Özellikle günümüzde...

İnsanlığın derin savruluşlar yaşadığı bir zamanda "Güzel Müslüman", tutunup kurtulunacak Rabbani bir sütun gibidir evren içinde...

İnsan insandan ümit kesmeyecekse, insan klasiği tarzında, yani insanın eskimeyen değerleri ile yaşayan sembol simalara ihtiyaç vardır.

Yüreğine bak, yüreğini tanzim et.

Davranışlarına bak, davranışlarını tanzim et.

Dünyayı ukbayı algılama tarzına bak, dünya ve ukba görüşünü tanzim et.

İzine bak, adımlarını tanzim et.

Haline bak, halini düzenle.

Din, "Et - ta'zim li - emrillah, v' eşşefekatü li - halkillah - Allah'ın emrini yüceltmek, Allah'ın yarattıklarına karşı şefkat beslemek" şeklinde tarif edilmiştir.

"Allah'ın emrini yüce bilmek, yüceltmek" demek, insanın kendi cirmini idrak etmesi demektir.

Bunu idrak eden, insan benini en çok iğfal eden "kendi kendine tapınma - gurur" illetinden kurtulur. "Emri - işi" Yüce bir Varlığa bağlar. Müslümanlık, hayatın o Yüce Varlığa bağlı olarak tanzim edilmesi olarak telakki edilir. Din, Allah emrine inkıyad, boyun eğme, bağlanma, sarılma, demek olur.

Buradan yola çıktığınızda da, Allah'ın yarattığı her şeye karşı şefkat, merhamet, rahmet, re'fet, ülfet, meveddet dünyasına varırsınız.

İşte bu "Güzel müslüman" demektir.

Allah adamı.

Gönül adamı.

Sevgi adamı.

Rahmet insanı.

Allah dostu.

Ben derim ki, her beldede böyle bir gönül insanı olmalı.

Bir tür sütun.

Savruluşlarda tutunulacak.

Bir tür kandil.

İnsanlar bakınca gönülleri ışıyacak.

İnsanlar bakınca arınma duygusu uyandıracak.

İnsanlar bakınca onlara Allah'ın sevdiği insanı hatırlatacak.

İnsanlar bakınca kişiliği ile "Allah'ı unutma" diyecek.

Aslında Müslüman yurtları, böyle kandillerle ışıyarak geldi. Yine kandillerle ışıyarak gidebilirse, dünya için İslâm yurtları bir umut olur.

Aslında bugün, cihan çapında kandillere ihtiyaç var.

Çünkü cihan çapında karardı insanın içi. Rabbani iklimden koptu insan ve zulmetler kapladı insanın yüreğini.

2007 Yılı "Mevlânâ yılı" olarak kabul edildi.

Bir Allah dostunu çağırıyor dünya... Yüreğini ışıtmak için.

"Gel, gel, gel" demişti Mevlana... "Ne olursan ol gel, bizim dergahımız ümitsizlik dergahı değil." Şimdi ona "Gel, gel, gel" diyor dünya, onun "Güzel bir müslüman" olduğunu bilerek...

O kandil, Muhammed (s.a.)'in ışığı ile yandı, durdu hep.

O kandil, Kur'an'ın nuru ile beslendi asırlar içinde.

Onun gibi binlerce gönlü Muhammed (s.a.)'in ışığı besledi asırlar boyu, Kur'an'ın nuru aydınlattı.

Mevlânâ, Mevlânâ... Daha çok Mevlânâ..

Doğu'dan Batı'ya... cihanşümul bir ışık huzmesi gibi...

Muhammed(s.a.)'in alemini taşıyarak ellerinde, yüreklerinde... Kur'an'ın ölmez ışığını taşıyarak...

Mekke - Medine'den yola çıktı, çiçekler açtı, Semerkan'da, Belh'te, Buhara'da, Bağdat'ta...

Semerkand'dan yola çıktı çiçek açtı Konya'da, Yozgat'ta, İstanbul'da...

Bağdat'tan yola çıktı, çiçek açtı Kurtuba'da, Endülüs'te, Avrupa - Amerika'da...

Yüreğinizde bir kandil varsa, onun ışığı ülke ülke, gönül gönül akıyor...

Güzel müslüman.

Allah dostu.

Gönül insanı...

İnsanoğlunun kalbini yeniden keşfetmesi için bir öncülüğe ihtiyacı var.

Sonsuzluk kervanı, peşinizde ben...

Üç ayakla seken topal köpeğim.

Bastığınız yeri taş taş öpeyim.

Bir kırıntı yeter kereminizden.

Sonsuzluk kervanı peşinizde ben.

Beyninde bin türlü felsefi dünya dönüp duran bir şair, Necip Fazıl, yüreğine düşen bir ışıkla, bir Allah dostu bakışıyla vuruldu ve bambaşka bir insan oldu.

Şöyle sokaklarda süzülen bir insan.

Bakınca "İşte bu Allah dostu olmalı" diyeceğiniz bir sima...

O, yaşadığı her beldeye Rahman'ın kutlu bir armağanı gibi olacak ve rahmani bir esinti taşıyacak... Bir dirilik, bir ahsen-i takvim urucu, bir alay-ı illiyyin yücelişi...

İrtihal-i dar-ı beka eyleyen bir Allah dostunun yerini dolduramayan topluma ne kadar yazık.

Bağrında hala Allah dostlarının sımsıcak damar atışını taşıyan topluma ne mutlu.

Mevlânâ'dan:

"Ey baş, onun lütfuyla baş oldun, ey ayak onun keremiyle ayak kesildin de kılavuzluğa düştün.: Kibirle nasıl oluyor da baş kaldırıyorsun, tembellikle nasıl oluyor da ayak çekiyorsun.

"Ey baş, yere baş koy, eğer gökyüzü gerekse sana, ey ayak, balçığa az saplan ovaya gitmeyi diliyorsan."

"Allah’a toprak olana melekler secde eder. Ona kara bir kul kesilene güzelim gökyüzü köle olur."

"Nerede İsmail'in boğazı ki hançerine şükretsin."

"İçteki kiri su değil, ancak gözyaşı temizler."

"Hiçbir ayna tekrar demir olmadı. Hiçbir ekmek varıp harmanda buğday olmadı. Hiçbir üzüm artık koruk olmadı. Hiçbir olmuş meyve yeniden turfanda hale gelmedi. Piş olgunlaş da bozulmaktan kurtul."

"Dünya nedir? Hakk'tan gafil olmaktır."

"Adalet nedir? Meyve ağaçlarını sulamaktır. Zulüm nedir? Dikenleri sulamaktır."

"Aşk davaya benzer, cefa çekmek de şahide. Şahidin yoksa davayı kazanamazsın."

"Ecel verileni almadan önce, verilmesi gereken her şeyi vermek gerekir."

"Gündüz gibi ışık saçmak istiyorsan, geceye benzeyen nefsini yakmalısın."

"Dua ve ibadet Allah ile olmaktır. Allah ile olan kimse için ölüm de ömür de hoştur."

"Bir şeyi bulunmadığı yerde aramak, onu aramamak demektir."

"Sağlık esenlik çağında herkes dosttur. Ama dert çağında, gam vaktinde Allah'tan başka eş dost nerede?"

"Doğum ağrısı gebeye göre ağrıdır, ama ana karnındaki çocuğa göre, zindandan kurtuluştur."

"İnanç azlığından meydana gelen derde acımak gerekir, çünkü o derdin dermanı yoktur:"