> 2004 > Eylul - Kişilik Erozyonu > ABD İşte Şimdi Çökecek...
Makale Tavsiye EtMakale Yazdır

ABD İşte Şimdi Çökecek...
Mehmet Lütfi Arslan
2004 - Eylul, Sayı: 223, Sayfa: 012

“ABD çöktü, çöküyor” diyenler nedense hep ilginç şeyler söylemişlerdir. Zulmün hiç bir şekilde pâyidar olamayacağına inandığımızdan bu sözleri naif bir iyimserlikle dinlemeye meyyalizdir. Çünkü hepimiz bir şekilde çöküşün olacağından eminizdir ama acaba bu nasıl olacaktır, bu konuda çok sarih bir malumatımız yoktur. O yüzden “ABD çökecek” diyenlerin delillerini neye dayandırdıkları önemlidir. Şimdilerde dünya jandarmalığı misyonu ile gözü kararmış bu ülke -herşeye rağmen- dünyanın en kaliteli beyinleri için câzibesini hâlâ koruyor. Bu böyle olduğu müddetçe “Bir üflesek yıkılır” kolaycılığındaki peşin hükümleri ancak üfürük nispetinde ciddiye almak gerekiyor. Hasılı, ne dünyanın gidişatından ne de bu ülkenin kendi iç dengelerinden haberi olanlarla tutarlı söz söyleme çabası içerisinde olanlar “Amerika çökecek” hükmünde birleşebilirlerse de bu ikisini ayırt etmenin yolu “Nasıl” sorusuna verdikleri cevapta yatıyor.

ABD’de yeni çıkan bir kitap, “ABD nasıl çökecek?” sorusuna tutarlı söz söyleme gayreti içerisinde olanların aradığı türden bir cevap sundu. Kitap, meşhur medeniyetler çatışması tezinin sahibi Samuel Huntington‘un. “Biz Kimiz: Amerika’nın Milli Kimliği’ne Tehditler” adlı kitabında Huntington bizdeki tehdit belirlemelerine uygun bir üslupta ABD için yeni tehlikeyi işaret ediyor. Buna göre yeni tehlike Amerikan toplumunun asimile edemediği başta Meksika kökenliler olmak üzere latin asıllı göçmenler.

Huntington’a göre ABD’nin milli birliğine en büyük tehlike hispanik adı verilen ve çoğunluğu Meksika’dan gelen latin asıllı göçmenlerin ABD toplumu ile kaynaşamamasından kaynaklanıyor. Bu insanlar kendi gettolarında yaşıyorlar; kendi dilleri ile konuşuyorlar (ABD nüfusunun %10’dan fazlası İspanyolca konuşur hale geldi). İngilizce öğrenmek istemiyorlar. Kendi sosyo-kültürel yapılarını muhafaza ediyorlar. Ve işin vahimi çığ gibi büyüyorlar (2050 tarihinde her dört Amerikalıdan biri hispanik olacak). Bu ise ABD’yi ABD yapan; İngiliz, beyaz ve Protestan olan ilk yerleşimcilerin değerleri, kurumları ve kültürlerinden oluşan Beyaz Amerika’yı zayıflatıyor. “Amerikano Rüyası yok. Anglo-Protestanlar tarafından oluşturulmuş bir Amerikan Rüyası var. Meksikalı Amerikalılar eğer sadece İngilizce rüya görebilirlerse bu rüyayı paylaşacaklar” diyor Huntington.

Hispanik nüfusun bir çığ gibi arttığı, kendi dillerini konuşmakta ısrar ettikleri, ABD’nin sosya-kültürel yapısına uzak durdukları...bunlar hep bilinen ve gözlenen gerçekler. Ama bu ABD için bir milli tehdit midir, bu daha çok tartışma götürür. Peki Huntington’ın “ABD çöküyor” diyenlere verdiği sağlam delil nerede? Delil tehdit olarak gösterilen noktada değil tehdidi işaret eden odağın kendisinde. Yaklaşık 40 seneyi mütecaviz bir zamandır derin ABD’ye stratejisyenlik ve teorisyenlik yapan bu zâtın bizâtihi tehdit değerlendirmesi tehdidin tâ kendisi. Nasıl mı?

Herkes biliyor. ABD 11 Eylül’le beraber güvenlik kaygılarını gerekçe göstererek toplumundaki bazı kesimlere ayırımcı politikalar uygulamaya başladı. Bunun en bariz göstergesi Müslümanların karşılaştığı muamelelerdi. Şu an gelinen noktada ABD, Müslüman ve Arap asıllılar için cazibesi kalmayan bir yer haline geldi. Sonuçta azınlık konumunda görülebilecek bu kesimlere ABD’nin sırtını dönmesi belki “taşınabilir” bir keyfiyetti. Ama ABD toplumu ile daha sıkı ilişkilere girmiş ve artık azınlık nitelemesini aşacak derecede çoğalmış “Hispanik”lerin tehdit kapsamında değerlendirilmesi ABD’nin uzun vadede katlanabileceği, taşıyabileceği bir şey değil. Hispanikleri tehdit olarak görmek ABD’nin tam anlamı ile intiharı anlamına gelecek. ABD’nin sözüne en itibar edilenteorisyenlerinden birinin gösterdiğiyeni tehditin adresi ABD’nin kendi kendini yemesine giden sürecin başladığını gösteriyor. Tıpkı bu çok bilmiş akademisyenin daha önceki tezleri ile başlamasına katkıda bulunduğu süreçler gibi...

Huntington gibilerin görmekten haz almayacağı bazı gerçekler var. Teknoloji ne kadar ilerlerse ilerlesin ABD’lilerin almak zorunda oldukları bir takım hizmetler için düşük vasıflı insan kaynağına; sıhhî olmayan, elverişsiz şartlarda, düşük ücretlerle çalışacak insanlara ihtiyacı var. Bir diğer ifade ile yaklaşık yüzelli yıl önce kölelere yaptırılan işlerin, daha “medenî”, daha “âdâbınca” cereyan ettiği bir iş nizamında çalışacak yeni kölelere... İşte hispanikler bugün bu vazifeyi görüyorlar. Neredeyse karın tokluğuna, en sefil şartlarda, bir “beyaz Amerikalı”nın dönüp bakmayacağı işlerde çalışıyor, balık istifi evlerde ikamet ediyorlar. Şartlar o kadar kötü ki Hispanik bir çalışanın işi başında ölme ihtimali bir Amerikan işçisine göre dört kat daha fazla. Beyaz Amerika, akil adamları tarafından yeni tehdit unsuru olarak gösterilen bu insanların bulunmadığı bir toplum yapısını hayal dahi edebilecek bir durumda değil. Ama kalkıyor, sayıları çığ gibi artan toplumun en dinamik kesimini karşısına alma basiretsizliği göstererek zaten küstürdüğü azınlık saflarını kalabalıklaştırıyor.

New America Foundation’da çalışan latin asıllı uzman Gregory Rodriguez, Huntington’ın değerlendirmesini rasyonel olmayan bir “istenmeyen öteki” korkusu olarak niteliyor. Her zaman var olmuş ve var olmaya devam edecek bu korkunun milli birliği tehdit eden esas unsur olduğunun altını çizerek... Aslında işin özü şu: Bugüne kadar “Beyaz Amerika”nın motoru olarak kullanılmış azınlıklar ve beyin gücü artık “hazmedilemez” bir cesâmete erişti. Huntington gibi teorisyenlerin bu meyandaki tespitleriÇağdaş Kölelik Düzeni’nin elden gitmesine yakılan bir tirad; başka bir şey değil. Kısacası, hispanikler büyük lokma çıktı. Huntington’un yeni tezi bu büyük lokmayı sindirememekten mütevellit gurultulara benziyor.

ABD nasıl çökecek diyenlere şu cevabı vermeli: ABD’yi götürsegötürse bu sindirim zorluğu götürür.