> 2003 > Ekim - Durdum Divânına > Namaz Islâh Eder
Durdum Divânına
212.jpg
Makale Tavsiye EtMakale Yazdır

Namaz Islâh Eder
M. Sâmi Ramazanoğlu
2003 - Ekim, Sayı: 212, Sayfa: 030

Allah Teâlâ buyuruyor:

«Habibim! Kitabdan sana vahy olunan âyetleri sen ümmetine tilâvetle delâlet ettiği ahkâmı tebliğ et ve namazı vaktinde edâ et. Zirâ namaz fenâ şeylerden, münkiratdan seni nehyeder. Zâtıma yemin ederim ki Allah’ın zikri her şeyden büyükdür. Ve Allah Teâlâ sizin cümle ef’alinizi bilir.» (Ankebût, /45)

Namaz mü’minleri fuhşiyatdan, münkiratdan nasıl nehyeder?

Fahr-i Râzi’nin beyanına nazaran, huzûr-ı kalble Hak Teâlâ Hazretlerinin emrini yerine getirmek ve rızâsını tahsil etmek için namaz kılan kimseye hidâyet ve tevfik-ı ilâhî erişerek nefis ve şeytan gibi iki düşmanın teşvik ve tahrikine kapılmayarak fenâ şeylerden masun ve mahfuz kalır.

Bir de namaz, mü’minin en güzel takva libâsı olduğundan günde beş kere bu libas ile tezeyyün eden bir kimse necâset kabilinden olan fuhşiyyatı kendine münasib görmez. Çünkü Cenâb-ı Hakk’ın beytine, mescide girip «ALLAH» derken dışarı çıkıp da «Hay huy» demenin kendine lâyık olmadığını tefekkür ve idrâk eder. Nitekim makbûl namaz kılmağa devam eden kimselerin halleri salâha yüz tutacağı inkârı gayr-i kabil bir hakikattir.

Ezcümle namaza devam eden kimseyi sonunda kılmış olduğu namazı menhiyyâtdan men’edeceğine dâir -sallallahu teâlâ aleyhi ve sellem- Efendimizden şu hadîs-i şerif rivâyet edilmişdir;

Ensârdan bir delikanlı beş vakit namazı Resûlullah -sallallahu teâlâ aleyhi ve sellem- ile berâber kıldığı halde menhiyyata dahi musırr olduğu haber verildiğinde Resûlullah -sallallahu teâlâ aleyhi ve sellem-: «Yakında onu namaz fuhşiyyatdan nehyeder» buyurmuşlar ve çok geçmeksizin o delikanlı tâib ve müstağfir olmuştur.

Şu halde namaza devam eden kimseyi namaz elbette islâh eder.

Eğer bir kimse namaza devam ettiği halde ıslâh-ı nefs edememiş ise o kimsenin kılmakda olduğu namaz ındellah şâyân-ı kabul olamıyor demektir. Nitekim -sallallahu teâlâ aleyhi ve sellem- buyurmuşlardır ki;

«Bir kimsenin kıldığı namaz kendisini menhiyyâtdan men’ etmezse o kimse için Cenâb-ı Allah’ın rahmetinden uzaklaşmasından başka bir fâide vermez.» (Câmiussağîr)

Binaenaleyh namazda huzura, ta’dil-i erkâna, taharete, âdâba ve sair erkân-ı salâta riâyet ve dikkat etmekliğimiz lâzımdır.

– Sallallahu Teâlâ aleyhi ve sellem- Efendimiz Hazretleri şöyle buyurmuşlardır:

* «Her şeyin bir alâmeti vardır. İmanın alâmeti ise namazdır.» (Menâvî)    

* «İnsan ile küfür arasında yalnız terk-i salât vardır. Yani, namazı terk etmek insanı küfre yaklaşdırır.» (Menâvî)

*  *  *

Ebû Hüreyre -radıyallahu anh-’den rivâyet edildiğine göre: Bir adam mescide gelib rukû ve secdelerinde ta’dîl-i erkâna riâyet etmeden bir namaz kıldı, Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- de onu gözetliyordu. Adam namazını bitirip geldi selâm verdi ve Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-:

«Git tekrar kıl, çünkü sen namaz kılmadın» buyurdu. Adam gidip tekar kıldı, Resûlullah ta’dîl-i erkâna riâyet edinceye kadar, onu üç def’a geri çevirdi.

İmam Ebû Yûsuf’a göre ta’dil-i erkân farzdır. İmam-ı Â’zam’a göre vâcibdir. Ta’dil-i erkânına riâyet edilmemiş namazın iâdesi lâzım gelir.

Yine Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-’den rivâyet olunduğuna göre:

«Hırsızların en kötüsü namazdan çalandır.» Yani rukûunu, sücûdunu tamam yapmayarak çalandır diye buyurmuşlardır.

Hazret-i Ali -radıyallahu anh- buyurmuşdur:

Huşû’ olmayan namazda, lüzumsuz şeylerden kaçınılmadan tutulan orucda, tertile riâyet edilmeden yapılan kırâetde, günahlardan sakındırmayan  amelde, sehâvet bulunmayan malda, sıkı bağlılık bulunmayan uhuvvetde, ihlâs olmayan duâda hayır yokdur. ¸

(Mahmud Sâmi Ramazanoğlu Musâhabe-3, s.85-90)