> 2003 > Ekim - Durdum Divânına > Altınoluk'tan
Durdum Divânına
212.jpg
Makale Tavsiye EtMakale Yazdır

Altınoluk'tan
Altınoluk
2003 - Ekim, Sayı: 212, Sayfa: 001

Aziz okuyucu,

Üç ayların içindeyiz... Kutlu günleri - geceleri yaşayarak Ramazan'a doğru yol alıyoruz. Bu günler - geceler, bir mü'min için şahsiyeti üzerinde yeniden yeniden düşünmek fırsatları sunuyor. Bu iklimden, Ramazan Bayramı ile çıkarken, neredeyse bir yıllık kalb erzakını yüklenmiş insanlar olmak mü'minlerin ana hedefi olmalı...

Biz Altınoluk olarak, kişiliğimizin her dokusuna tekabül eden İslam umdesini tek tek yoklamayı bir yayın çizgisi kabul ederek geliyoruz. İslam'la kişiliğimiz arasındaki ilgiyi, kendi kişiliklerimizden başlayarak yokluyoruz, sorguluyoruz, ve yeniden inşa iradesi yüklendiğimiz her defasında, içimizden içinize bir mesaj taşımaya karar veriyoruz.

Şimdi sayınız ki verilen önem ve hayatla içiçelik açısından Müslüman'ı hemen her din mensubundan ayıran namazlarımıza baktık, baktık ve dedik ki: Bu namazların içi daha bir itina ile dolmalı... Şayet Müslüman kişiliğinin kök hücresi namazsa, onun genlerinde Rabbin rızasına en uygun bir sıhhat oluşmalı...

Öyleyse önce kendi yüreklerimize, sonra tüm Altınoluk okuyucularının yüreğine seslenelim:

-Gelin bir namaz kılalım...

Biliyoruz ki bu Muaz bin Cebel (r.a.)'in sahabilere yönelik “Gelin bir saat iman edelim” çağrısı gibi bir şey. İman ki, kesinti olmaz, saatle, dakika ile, günle sınırlanmaz, ama Muaz sanki bir iman terbiyesinin zaruretini vurgulamak istercesine, “seçilmiş bir iman saati”ne çağırıyor insanları...

Tıpkı onun gibi, söylemek doğru mu bilinmez ama “rutinleşmiş, alışılmış” namazlar içinden itina edilmiş, özen gösterilmiş, diri diri bir namaz bulabilmek için ne mümkünse yapalım demek bu...

-Durdum divanına...

Bir irade, his, karar yoğunlaşmasına çağrı...

Kimin divanına duruyoruz hayatımızda?

Nasıl bir duruşumuz var hayatta?

Belki tüm bunlar “namazdaki duruşumuz”la ilgili.

Çünkü namazdaki duruşumuz, Rabbimizle ilişkimizin rengini belirliyor.

Ve o ilişki, hayatına renk veriyor insanın...

“Dinin direği” olan, yani o gerçek hüviyeti ile icra edilmezse, belki bir “din çöküntüsü” yaşayacağımız bir ibadetten söz ediyoruz.

Bir dergi, kapağından “namaz çağrısı” yapar mı?

Elbet yapar ve yapmalı...

Altınoluk böyle bir dergi.

Kendi nefsinin yakasına yapışıyor ve soruyor Altınoluk:

-Namazı namaz gibi kılıyor musun arkadaş? Namazlarının kaçta kaçı şuur yüklü?

Bu sorgu gereksiz mi?

Belki İslam'ın her hayat disiplini için böyle bir yakın plan çalışması – bir sorgulama yapılmalı...

Din önemli bizim için... İnsan için olmazsa olmaz bir şey din. Dini doğru anlamak ve yaşamak insanın olmazsa olmazı...

Onun için tüm derinliklerine ulaşılması gerekiyor dini zaruretlerin...

 Okuyucularımızdan bu sayımızı namazlarını bir imbikten süzme hassasiyeti ile okumalarını istirham ediyoruz. Biz, birbirini inşa eden, arındıran eller olma niyazıyla buluşuyoruz sizlerle... Onun için gelin bugün namazlarımızı koyalım önümüze...

Miracınızı tebrik ediyoruz, gelmekte olan Ramazanınızı tebrik ediyoruz, selam sana kutlu ay... Gel ve dol içimize...

*   *   *   

Hediye kitabımız Üsve-i Hasene ile buluştunuz mu? Sayfalarına girdiniz mi? Rasulullah Efendimiz'in burcu burcu kokusuna yöneldi mi hassasiyetleriniz? Bugünler ihmal edilecek günler değil... Altınoluk evlerinize Üsve-i Hasene taşıyor. Buluşun onunla bir an önce...

Sizleri Altınoluk'la başbaşa bırakıyoruz, saygılar sunuyoruz. Allah'a emanet olunuz.