> 2002 > Nisan - Din'in Neresindeyiz? > Cevabi Mektup
Din'in Neresindeyiz?
194.jpg
Makale Tavsiye EtMakale Yazdır

Cevabi Mektup
Vildan Erkan
2002 - Nisan, Sayı: 194, Sayfa: 057

Geçen ayki Ahmet Ağabey'imin ebeveynin evladına mektubunu okuyunca O'na, anne ve babama bu  vesileyle evladını gerçek mânâda yetiştirebilmiş anne ve babalara hitaben bir mektup yazmak geldi içimden.

Bu mektubu gönül postasına atarken yeni şeklin hayırlı olmasını diliyor, ne müşkilatınız varsa Rabbimden gidermesini niyaz ediyorum.

Saygılarımla

Canım annem ve babam;

İnsan; arkadaşını, evini, arabasını, hayatını idame ettirmesini sağlayacak hertürlü şeyi hür iradesiyle seçerken anne ve babasını seçme hakkına sahip değildir. Benim bu dünyaya gelmem gerektiğinde Rabbim sizleri vasıta olarak annem ve babam seçmiş. Şükürlerin en güzeli, güzellerin en güzeli o Rabbe olsun.

Hatice anamızın izinden yürümeye çabalayan, seccadesinin üzerinde, gözündeki yaşlarla oturan annem. O seccadede "secde" terbiyesinin altında büyüttün beni. Daha namaz farz olmadan "gece namazı"nın aşkını koydun gönlüme. Rabbıma el açmayı senden öğrendim. "Anlat" dedin. "İçinden ne geçiyorsa anlat Rabbına. İste O'ndan herşeyin iyisini iste, güzelini iste ama en önemlisi hayırlısını iste." Ve ben her el açışta, avucumda mis kokan güllerle döndüm o kapıdan.

Boğazımdan geçen her lokmanın "helal" olması için çabalayan babam. Hayatta kimseye güvenesi gelmiyor insanın. Buna rağmen "babana bile güvenme"" Sözüne inanmıyorum ben. Sana tüm kalbimle inanıyor, güveniyorum. Çünkü "doğruluk" adına ne varsa bildiğim" hepsini senden öğrendim.

"Allahü Teâlâ'nın kalplere aşina olduğunu unutma. Ellerin, kalplerin, gözlerin sırrını bildiğini düşün ve kalbini Allah'ın nazar edeceği hale getir. Temiz tut."" Öğüdünü altın harflerle kazıdınız dimağıma. "Allah'ı görüyormuş" gibi bir hayat bahşettiniz bana. Çünkü O'nun her daim beni gördüğünü öğrettiniz.

"Rabbine götürebileceğin, seni Rabbine götürebilecek sevgiler olsun gönlünde" dediniz, sahte sevgilerin gönlüme girmesine engel oldunuz, sevginiz ve öğrettiğiniz Allah ve Resulü'nün sevgisiyle.

İnançlar saldınız yüreğime. Ayağımı sabit kılan, tevhidle şekil verip, Allah dostlarının gölgesinin altına yerleştirdiğiniz inançlar...

Güvendiniz bana her zaman. Sizi utandıracak işler yapmayacağımı bildiniz. Çünkü utanma (hâyâ) duygusunu siz öğretmiştiniz.

Size ve Rabbime verdiğim sözden çıkmamaya gayret ettim. Gücüm yettiğince istediğiniz noktayım. Hatam kusurum elbet olmuştur, olacaktır da. Bunlar için evvel Rabbim'den sonra sizden af diliyorum.

Çoğu zaman birbirimize sıkı sıkıya sarılıp öpmedik yanaklarımızdan. Belki sık sık sevgi sözcükleri fısıldamadık  kulaklarımıza. Ama benim her başarımda göğsünüz kabardı. Umut dolu bakışlarınızla öptünüz alnımdan. Ve ben de hürmetle öptüm ellerinizden.

Her namaz sonrası dualar ettik birbirimize. Şükürler ettik Rabbimize. Bana sizleri, size beni bahşetti diye. Bütün bunlar sevgimizi anlatmaya yetti de arttı bile.

Şimdi sizlere bir kez daha teşekkür etmek istiyorum;

Kendimi ve çevremdeki herşeyi öğrenmeye çalıştığım küçük yaşlarda, Rabbimi ve O'na nasıl kulluk edeceğimi öğrettiğiniz için,

En mutlu anımda da, en mutsuz anımda da hep yanımda olduğunuz yanımda olmasanız bile varlığınızı hissettirdiğiniz için,

Bana kızarken bile içinizdeki sıcak hisleri gözlerinizle dışarı aksettirecek kadar beni çok sevdiğiniz için,

Maddi yada manevi her türlü tehlike ve zorlukta bana gerçekten yardım edecek, koruyup teselli edecek kucağın size ait olduğunu bildiğim için,

Benim için dua ederken Mevlâ'ya açtığınız her el, döktüğünüz her damla yaş ve samimiyetiniz için,

Bana herşeyi ama herşeyi öğrettiğiniz, annem ve babam siz olduğunuz, beni besleyip büttüğünüz, daha saymadığım sayamadığım birçok şey için.

ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM!