> 2002 > Nisan - Din'in Neresindeyiz? > Hazret-i Esma -radıyallahu anha-
Din'in Neresindeyiz?
194.jpg
Makale Tavsiye EtMakale Yazdır

Hazret-i Esma -radıyallahu anha-
Mustafa Eriş
2002 - Nisan, Sayı: 194, Sayfa: 056

Rasulullah'ın Baldızı

Hazret-i Esmâ radıyallahu anhâ Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem efendimizin baldızı... Hz. Âişe annemizle baba - bir kardeş... Hicret esnâsında hizmetteki firâseti, becerisi ve iş bilirliği ile meşhur bir hanım sahâbî... "Zâtunnıtakayn" lakabı ile tanınan ve dünyada iken cennet kuşağı giyebilme müjdesine nâil olan bir İslâm hanımefendisi... İlk müslümanlardan... Hz. Ebû Bekir (r.a.)'ın büyük kızı...

O, hicretten yirmi yedi yıl önce 595 m. senede Mekke'de doğdu. Babası Hz. Ebû Bekir (r.a.)'dır. Annesi Cahiliye karanlığında kalan Kuteyle'dir. Babası vasıtasıyla İslâmla şereflenen Esmâ (r.anhâ) ilk onsekiz müslüman arasında zikredilmektedir.

Hz. Esmâ (r.anhâ) baba ocağında İslâm'ın güzellikleriyle yetişti. Gür bir imana sahipti. Edeb, hizmet ve firâset gibi güzel ahlâkı hayatı boyunca ona kılavuz oldu. Akıllı, iş bilir ve becerikliydi.

O hicret esnasında gösterdiği firasetli hareketiyle tanındı. Bir gün Resûl-i Ekrem (s.a.) efendimizin öğle sıcağında evlerine geldiğini gördü. Derhal kapıya koştu ve babasına: "İşte Resûlullah (s.a.) geliyor!" dedi. Hz. Ebû Bekir (r.a.) da: "Babam anam ona fedâ olsun. O önemli bir hadise olmadıkça bu saatte gelmezdi." dedi ve hemen karşılamaya çıktı. İçeri buyur etti. Efendimiz eve girdi ve: "Yanındaki kimseler dışarı çıksa!" buyurdu. Ebû Bekir (r.a.) da: "Yâ Resûlallah! Onlar iki kızımdır. Sır saklamasını bilirler. Bizi gözetleyen yabancı kimse yok." dedi. Bunun üzerine Efendimiz: "Allah Teâlâ'nın hicrete izin verdiğini birlikte Medine'ye gideceklerini" söyledi. Hz. Ebû Bekir (r.a.) kendisini refikliğe kabul ettiği için sevincinden gözyaşlarını tutamadı. Derhal hazırlığa başladı. Kızları Hz. Âişe ile Hz. Esmâ da babalarına yol azığı hazırlamada yardımcı oldular. Deriden bir torbaya azık koyup bir kırbaya da su doldurdular. Azık torbasını ve su kabının ağızlarını bağlamak için bir parça ip aradılar, fakat bulamadılar.

Esmâ (r.anhâ) babacığının işâreti üzere belindeki kemeri çıkardı iki parçaya böldü. Bir parçasıyla azık torbasının, diğer parçasıyla da su tulumunun ağzını bağladı. İki Cihan Güneşi Efendimiz, Esmâ'nın bu candan alâkasını ve samîmî davranışını seyrediyordu. Son derece memnun oldu ve: "Ey Esmâ! Allah bu kuşağının karşılığında sana cennette iki kuşak versin" diye dua buyurdu. Efendimizin bu iltifatından sonra Esmâ (r.anhâ) "zatünnıtakayn = iki kuşaklı" lâkabıyla anıldı.

O, hicrette hayatını hiçe sayan bir fedakarlık gösterdi. Gece yarısı evden ayrılan Resûl-i Ekrem (s.a.) ile babacığını müşrikler takip etmekteydi. Sabah gün ışıyınca Ebû Cehil ve avânesinden bir grub Kureyşli kapılarının önüne geldi. Esmâ (r.anhâ) dışarı çıktı ve müşrikler gürühuyla karşı karşıya geldi. "Baban nerede Ebû Bekir'in kızı?" dediler. Esmâ da: "Bilmiyorum." diye cevap verince Ebû Cehil kin, nefret ve gazabından ona şiddetli bir tokat vurdu. Esmâ'nın kulaklarındaki küpeler yere düştü. Fakat o hiç telâşlanmadı. Bu uğurda her şeyi göze almıştı. Gerekirse ölecek, ama Rasûlullah (s.a.) ile babasının nereye gittiklerini söylemeyecekti. Müşrikler ondan bir şey öğrenemeyeceklerini anlayınca daha fazla vakit kaybetmemek için oradan ayrıldılar.

İki Cihan Güneşi Efendimiz ile Hz. Ebû Bekir Sıddık (r.a.) Medine-i Münevvere'ye ulaştıktan bir müddet sonra Mekke'ye adam gönderdiler. Her iki ailenin de orada kalan fertlerini Medine'ye getirttiler. Esmâ (r.anhâ) ile havarim dediği ashâbından Zübeyr İbni Avvam (r.a.)'ı evlendirdi. Her ikisi de birbirine denkti. İkisi de İslam'a gönül vermişti. Hz. Zübeyr dünyada iken Cennetle müjdelenmiş bir iman eriydi. Hz. Esmâ'da dünyada iken "Cennet kuşağı" giyebilme müjdesine nail olmuş bir hanımefendiydi.

Gelecek Sayı: Esma'nın Yiğitliği