> 2002 > Nisan - Din'in Neresindeyiz? > Muhammed İkbal (1873-1938)
Din'in Neresindeyiz?
194.jpg
Makale Tavsiye EtMakale Yazdır

Muhammed İkbal (1873-1938)
Altınoluk
2002 - Nisan, Sayı: 194, Sayfa: 024

1873'de Pakistan'ın Pencap eyaletine bağlı Siyalkut kentinde doğan Muhammed İkbal mutasavvıf bir anne ve babanın oğlu olarak dünyaya geldi. İkbal çocukluk yaşlarından itibaren tam bir Kur'an aşığıydı. Devamlı Kur'an okumakta olduğunu gören babası, ona "Kuran-ı Kerim'i anlamak istiyorsan, sana indiriliyormuş gibi oku" dedi.

 Kur'an eğitimini medresede tamamladıktan sonra, Arapça ve Farsça hocasının yönlendirmesiyle İslam edebiyatıyla ilgilenmeye başladı. Lahor'da yüksek öğrenimini tamamladıktan sonra Doğu Dilleri Fakültesi'ne hoca olarak tayin edildi. Bu yıllarda Muhammed İkbal'in şiirleri de yayınlanmaya başlandı.

1905'de Londra'daki Chambrich Üniversitesi'nin felsefe ve iktisat bölümünden mezun oldu. Londra'da üç sene kadar kalan İkbal, burada Arap Dili ve Edebiyatı Fakültesi'nde hocalık yaparken, bilhassa Londra'da ilgi görmesine sebep olacak çeşitli İslâmi konularda bir dizi konferans verdi. Yine Londra'da kaldığı müddet içinde hukuk üzerine okuyan İkbal, savcılık diplomasını aldıktan sonra Almanya'ya giderek Münih Üniversitesi'nde felsefe dalında doktora yaptı. Kendisi, Londra'da kaldığı üç yıl içerisinde bir kere bile teheccüt namazını geçirmediğini, en büyük zevkinin de seher vaktinde soğuk suyla abdest almak olduğunu belirtirdi.

1908'de Hindistan'a döndüğünde, yazı ve şiirlerine hayranlık duyanlar tarafından büyük bir coşkuyla karşılandı.

Muhammed İkbal ülkesinin siyasetine de katılmış ve halkını bu konularda yönlendirmişti. Onun bu konudaki düşüncesi ise, "Siyaset; çalışmak, izzet ve şerefe davet etmektir" şeklinde idi.

Müslüman Hintli mücahitler adıyla yazdığı şiirleri Hindistan'daki müslümanların hareketlenerek İngiliz sömürüsüne başkaldırmalarında ve Pakistan'ın kuruluşunda büyük tesiri olmuştu. Bu yönüyle İkbal M.Akif Ersoy'a da benzetilmiştir.

1932'de uzun süren bir hastalık sonrasında ölümü tebessüm ve rıza ile karşılayan İkbal 21 Nisan 1938'de Allahın rahmetine kavuşmuştur. İşte bu sıralarda İkbal ölümle ilgili olan şu sözleri söylemiştir:

"Ölümü ve acıyı mutluluk ile karşılamak, müminin alametlerindendir."

İkbal yazı ve şiirlerinde müslümanları derinlemesine İslâm'ı öğrenmeye çağırırdı. Çünkü "Müslümanların izzeti ve hürriyeti, İslâm'ın asıl kaynağı olan Kuran ve Sünnet'tedir" diyordu.

Ona göre fert kendisini iyi yetiştirirse cemaattaki görevini daha iyi yapacaktır. Eğer hata yaparsa iyi yetişmiş cemaat onu ikaz edip düzeltecektir. Bu konuda bir şiirinde şöyle diyor:
"Eğer fert bir cemaata mensup olsa tıpkı bir damla iken nehir olur.
Artık onun ruhu, bedeni, açığı ve gizlisi, her şeyi bağlı bulunduğu toplumuna ait olur."

İkbal cihad ve çalışmada hayat; tembellik ve uyuşuklukta da ölüm olduğunu söylerdi. Yine ona göre insanın kendisine güvenmesi ve devamlı olarak nefsini zorluklara karşı kuvvetli olabilecek şekilde hazırlaması kişiye mutluluk vermektedir. Kişinin kendisine güvenmesi konusunda şöyle diyordu:

"Başkalarının nimetlerinden kendi rızkını arama. İsterse güneşin kaynağından gelmiş olsun. Hiç kimseden su bile isteme. Allah'a güven ve çalış. Bu şerefli İslâm ümmetinin yüzünü utandırma. Bir gün Hz. Ömer at üstünde giderken elinden kamçısı düştü. O, etrafindakilerden hiç birinden kamçısını vermelerini istemeyip, bizzat atından inerek kendisi almıştı.

Safer Ayı ve Duâlar

Safer ayı hicri ayların ikincisidir. 14 Nisan Pazar günü Safer ayının 1. gününe denk gelmektedir. Bu ayda yeryüzüne belaların indirildiği rivayet edilmiştir. Bu ayda yapılması güzel olan dualar ve kılınması tavsiye edilen namazlar vardır.

Bu ayda;

* Hergün; "Allâhümme bârik lenâ fî şehrissafer. Vahtim lenâ bisseâdeti vezzafer." duası okunur.(1)

* Selam ayetleri, Safer ayı boyunca hergün en az birer defa okunur.

*  Safer ayının ilk ve son Çarşamba gecesi gece yarısından sonra, yeryüzüne nazil olacak belalardan Allah'ın izniyle muhafaza olmak için sabah namazından önce dört rekat nafile namaz kılıp birinci rekatta, Fatiha'dan sonra on yedi Kevser suresi, ikinci rekatta Fatiha'dan sonra beş İhlas suresi, üçüncü de Fatiha'dan sonra bir Felak suresi, dördüncü de bir Nâs suresi okuyup selam verilip dua edilecektir.

 Yine Safer son Çarşambasının gecesi veya gündüzü iki rekat namaz kılıp birinci ve ikinci rekatta Fatiha'dan sonra onbir İhlas suresi okunacak, namazdan sonra yedi defa istiğfar edip, el kaldırıp onbir defa Salat-ı Münciye ve sonralarında "İnneke alâ külli şey'in kadîr" okunmalıdır. 

1. Duanın tamamı için bakınız : Ramazanoğlu Mahmut Sami, Dualar Ve Zikirler, sy. 123-126.