> 2002 > Nisan - Din'in Neresindeyiz? > 5 Ciltlik Kur'an Yolu
Din'in Neresindeyiz?
194.jpg
Makale Tavsiye EtMakale Yazdır

5 Ciltlik Kur'an Yolu
Prof. Dr. Hayreddin Karaman
2002 - Nisan, Sayı: 194, Sayfa: 010

Prof Dr. Hayreddin Karaman Heyetçe Yapılan Meal ve Tefsir Çalışmalarını Anlatıyor:

Bizim hedef kitlemiz din üzerinde araştırma yapan ilim adamları değildir. Biz bu tefsiri, Kur'an'ı doğru anlamak ve hayatında rehber edinmek isteyen, yeterli kültür seviyesindeki insanımız için hazırladık.

Benim içinde bulunduğum iki heyetin iki ayrı meal çalışması olmuştur.

1. Ali Özek, Ali Turgut (merhum), Hayreddin Karaman, İ. Kâfi Dönmez, Mustafa Çağrıcı ve Sadreddin Gümüş'ten oluşan altı kişilik bir heyetin, merkezi Suûdî Arabistan'da bulunan Dünya İslâm Birliği Kuruluşu'nun talebi üzerinde hazırladığı, açıklama notları da ihtiva eden "Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Açıklamalı Meali" isimli çalışma. Acilen istendiği için 1982 de yapılan baskısı, altı kişi arasında sureler paylaşılarak yapılmış ve heyetçe gözden geçirilme imkanı olmamıştı. Daha sonra heyet ikiye ayrılarak tashih ve güzelleştirme çalışmaları yaptı. Marmara İlahiyat ve Türkiye Diyanet Vakfı tarafından da yayımlanan bu meal, yapılan tenkit ve uyarılar ışığında birkaç kere daha gözden geçirilmiş, gözden kaçan aksaklıklar asgarîye indirilmiştir. Mealin bulunduğu sayfaya sığacak bir ölçüde tutulan açıklama notları mealin açıklığa kavuşması ve Kur'an'ın bir bütün halinde düşünülüp anlaşılması bakımından yararlı olmuştur. Halen hem Suûdî Arabistan'da basılarak parasız dağıtılan hem de Türkiye Diyanet Vakfı tarafından basılıp piyasaya arzedilen mealin tirajı bugüne kadar birkaç milyon nüshaya ulaşmıştır.

2. Hayreddin Karaman, Mustafa Çağrıcı, İ. Kâfî Dönmez ve Sadreddin Gümüş tarafından hazırlanan "Kur'an Yolu" isimli meal ve tefsir. Beş ciltten oluşan bu tefsirin yazım ve tashih çalışmaları tamamlanmış olup Diyanet İşleri başkanlığına teslim edilmiştir. Bu meal ve tefsirin özelliklerini Giriş'te şöyle ifade ettik:

1. Bizim hedef kitlemiz din üzerinde araştırma yapan ilim adamları değildir. Biz bu tefsiri, Kur'an'ı doğru anlamak ve hayatında rehber edinmek isteyen, yeterli kültür seviyesindeki insanımız için hazırladık.

2. Bu girişin ilgili yerinde Kur'ân-ı Kerîm'in amacını ve içeriğini, neyi bildirmek, anlatmak ve yaşatmak üzere geldiğini açıklamıştık. Aradığımız, ulaşmaya çalıştığımız anlayış ve yorum hep bu amaç doğrultusunda oldu. Daha önceleri kendimiz için veya branşımızla ilgili araştırmalarımızda ihtiyaç hâsıl oldukça birçok tefsiri okumuştuk. Bizi tatmin eden veya hedef kitlemiz için doğru/uygun bulduğumuz anlayış ve yorumu tek bir tefsir kitabının ihtiva etmediğine, bazen bunun hiçbir tefsirde bulunmadığına şahit olduk.

3. Bir yandan âyetlerin açıklanması için gerekli olanları söylemeye çalışırken diğer taraftan, içinde bulunduğumuz şartlarda vakit darlığı çeken insanımıza sıkılmadan, zorlanmadan okuyacağı ölçüde bir tefsir vermeyi hedefledik.

4. Aşağıda listesini vereceğimiz tefsir kitaplarını devamlı olarak yakınımızda bulundurduk, bunlardan başka tefsir kitapları ile diğer ilim dallarına ait eserleri de yeri geldikçe bilgi ve görüş almak veya kendimizinkini test etmek için kullandık. Ancak bu kitapların muhtevasını olduğu gibi -meselâ tercüme ederek- veya çoğunlukla almadık, deyim yerinde ise hem aramızda hem de kitaplarla müzakere yaptık, eski tefsir birikimini özetleyerek verdik, sonunda kendi kafamıza yatanı ve temel amaca uygun düşen anlayışı/yorumu tercih ettik, oluşturduk. Her âyeti tekrarlara düşerek tefsir etmek yerine, sûre içinde ve yeni bağlamında âyetin gerekli açıklamasını yaptıktan sonra daha önce yaptığımız (tefsiri daha önce geçen surelerde yapılmış olan) açıklamalara atıf yaptık, isteniyorsa daha fazla bilginin oradan alınmasına işaret ettik.

Giriş bölümünde özetlenen "sûrelerin âyet sayısı, Mekke veya Medine'de vahyedilmiş olması, nüzul sırası, bazı kelimelerdeki okuma farkları" gibi konularda tefsir kitaplarında yer alan teknik ayrıntılar ve farklı tesbitleri, amaç bakımından önemli olmadıkça aynen aktarmadık; sayım ve nüzul sıralaması konusunda da genellikle kullanılan tek listeye göre hareket ettik. Nüzul sıralaması konusundaki farklılık, bazı farklı rivayetler ile belli bir sûrenin birden değil, Mekke ve Medine'de, uzun bir süre içinde, parça parça gelmiş olmasından kaynaklanmıştır. İlgili kaynaklarda aktarılan Hz. Osman'a, İbn Abbâs'a ve Ca'fer es-Sâdık'a ait olan listeler içinden biz, daha yaygın olduğu için Hz. Osman'a ait olanı kullandık.

5. Mukayese imkânı vermek ve Kur'ân-ı Kerîm'in düzelttiği yerleri göstermek üzere gerektikçe Kitâb-ı Mukaddes'ten örnekler aktardık.

6. Diğer tefsir ve Kur'an ilimleri yanında öncelikle Kur'an'dan (özellikle kelimelerin mânasını Kur'an diline uygun olarak anlayabilmek için), sonra sahih hadislerden, umumi tarihten, Hz. Peygamber'in devrini ve hayatını anlatan eserlerden, dinler tarihinden yararlanmaya çalıştık. Ne ilham ve keşfimize, ne de peşin hüküm ve kabullerimize öncelik verdik; bizi Kur'an'ın götürdüğü yere doğru ilerlemeye çalıştık ve kendimizi ona teslim etmeye çaba sarfettik.

7. Kültür hazinemizde kelâm, fıkıh, ahlâk, tasavvuf, peygamberler tarihi, siyer gibi İslâm'ı, çeşitli yönlerden anlatan sistematik kitaplar yanında insanı ve çevresini anlatan müsbet ilim eserleri bol miktarda bulunmaktadır. Bu tefsiri okuyanlar ondan, adı geçen ilim dallarında yazılmış kitapların aktarılmış bilgilerini değil, Kur'an'ın hidayetini, müslümana vermek istediği bilgi, iman, şuur, ahlâk ve eğitimi almayı ummalı ve bunu aramalıdırlar.

8. Eskiden bizim de içinde bulunduğumuz bir heyet tarafından hazırlanmış bulunan meali, ancak diğer meallerden biri gibi kullandık ve -tefsir ile meal karşılıklı olarak birbirini etkilediği için- bu tefsiri yazarken mealini de yeniden yazdık.

9. Sureler hem yük dengesi hem de yazanların uzmanlık dalları ve konuları göz önünde bulundurularak paylaşılmış, her birinin yaptığı meal ve tefsir diğerleri tarafından okunmuş, tashih ve teklifler hazırlanmış, sonra bir arada müzakere edilerek -üslup farkları bulunsa da üzerinde uzlaşma sağlanmış- tek metin haline getirilmiştir.

Meâlden Bir Örnek
(Yûnus: 10/15):

"Onlara âyetlerimiz açık açık okunduğu zaman (öldükten sonra) bize kavuşmayı beklemeyenler: Ya bundan başka bir Kur'an getir veya bunu değiştir' dediler. De ki: "Onu kendiliğimden değiştirmem benim için olacak şey değildir. Ben, bana vahyolunandan başkasına uymam; çünkü Rabbime isyan edersem elbette büyük günün azabından korkarım."

(Zamanımızda olduğu gibi Kur'an-ı Kerim'in indiği devirde de kendi kafalarına göre din isteyenler veya Allah'ın hükümlerinin kendi arzu ve heveslerine göre değiştirilmesini talep edenler olmuştur. Halbuki Kur'an belli dönemlerdeki insanların geçici ve değişken arzularını karşılamak için değil, kıyamete kadar bütün insanlığın ruhî, ahlâkî ve manevî ihtiyaçlarını karşılamak, dünyevî ve uhrevî saadetin yolunu göstermek için indirilmiştir. Bu sebepledir ki -âyette belirtildiği gibi- Peygamber de dahil olmak üzere hiç kimsenin Kur'an'ın hükmünü değiştirme yetkisi yoktur.)