Makale Tavsiye EtMakale Yazdır

Takdim
Altınoluk
1989 - Aralik, Sayı: 046, Sayfa: 001

ALLAH TEÂLÂ BUYURUYOR:

"Faiz yiyen kimseler (kabirlerinden),tıpkı şeytan çarpmış kimseler gibi kalkarlar..........

Allah fâizi mahveder, (fâize karışan malın bereketini giderir) sadakaları çoğaltır. (İçinde,sadaka verilen malları bereketlendirir)." (Bakara,275-276)


Aziz okuyucu,

Bir süredir sizlerden gelen mektuplarda, Altınoluk'ta "Faiz" konusunun işlenmesi isteniyordu. Herkes faiz olayının bir yönüyle ister istemez karşılaşıyor ve inancı ile yaşadığı gerçekler arasında seçim yapmak ihtiyacı hissediyordu. İslâm'ın hükmü net olarak neydi? Faiz, İslâm şeriatının teessüs ettiği zamandaki gibi, bugün de, azıyla-çoğuyla yasak mıydı? Yoksa, enflasyondu, şuydu buydu gibi zamane hadiseleri, faiz yasağını belirli alanlara münhasır mı kılmıştı? Şöyle bir işlem faize girer miydi? Ya da böylesi? O kadar soru vardı ki... Müslüman sorularla bunalıyordu. Şartlarını İslâm'ın belirlemediği bir sosyal yapı içinde, müslümanın problemlerle karşılaşması ve bunların halli için sürekli İslâm'ın kapısını çalması kaçınılmaz. Ancak İslâm bütün bu sorulara nasıl cevap verecekti? Ya da İslâm cevap verse bile bu, İslâmî bir sosyal vasatta yaşamayan müslüman tarafından nasıl uygulanacaktı? İşte faiz de böyle bir zorluklar dünyasıydı. Belki de herkes, İslâm'ın faiz yasağının kapsamını biliyor, ama, yine de gönlünü ferahlatacak fetvalar arıyordu. Fetvaları belki buluyor ama Rasûlullah'ın "Sen kalbine danış" tavsiyesini hatırlayınca, yine kalbinde karıncalanmalar hissediyordu. Ne faizli, ne de faizsiz diyebileceğimiz bir karmaşa, bizzat müslümanın hayatına da etki ediyordu? Ne olacaktı bunun sonu?

Altınoluk, meseleye bir yönünden yaklaşmak ihtiyacının artık hayatîleştiği düşüncesiyle bu sayının hazırlığına başladı. Niyetimiz faiz konusunu bitiren bir sayı hazırlamak değildi. Ancak belirli sorular üzerinden yürümeyi, bugünün ihtiyaçlarına daha muvafık bulduk. Amacımız "İslâm'ın faiz yasağı"nın boyutlarını belirlemek ve bu alanda meydana gelen fikrî hercümerce, kendini sınayabileceği bazı değer ölçüleri sunmaktı. Çünkü ortada faizli ve hayatı yönlendiren bir müesses nizam ve yasağı sadece müslümanın gönlü için bir anlam ifade eden İslâmî hüküm vardı. Bir yanda müeyyideleriyle hayat, diğer yanda inanç dünyası... Müslüman, günlük hayatın inançlarını kemirdiği azap verici bir ortamı paylaşmak zorundaydı. Öyleyse ona, bir kere daha yolunu ışıtacak, İslâm'ın ölümsüz ölçülerini hatırlatma görevini yerine getirmeliydik. Şu soruları araştırdık:

İslâm, faizi neden yasaklamıştır? Faiz nasıl bir şeydi ki İslâm onu yasaklamıştır? Yasağını sosyal, ekonomik, kültürel, özetle insanî sebepleri nelerdir? Faiz yasağına yol açan sebepler, yalnız cahiliye dönemi toplumu için mi geçerliydi, yoksa bugün de İslâm'ın bu alandaki hükmünün gerekliliğini gösteren şartlar mevcut mudur? Faiz, ekonominin ve hayatın olmazsa olmaz bir rüknü müdür? Toplumların bu alandaki şartlanması, tabiî bir fikrî vetire midir, yoksa, hakim düzenin telkini midir? Faizsiz bir ekonomi ve toplum hayatı ilim açısından mümkün müdür? Yani faizli yapıya alternatif bir sistem düşünülebilir mi? Faiz, sermaye birikimi sağlamanın bir teşvik unsuru olarak kabul edildiğine göre, faizsiz bir düzende, yani İslâmî bir toplum sisteminde sermaye birikimini sağlayacak usuller nelerdir? Faizli bir toplum yapısı içinde müslüman ne yapabilir?

İşte böyle bir çerçeve içinde, sahanın otoritesi ilim adamlarımıza başvurduk. Gerçekten doyurucu cevaplar aldık. Sunduğumuz yazılar içinde "Şu işlem faizli mi, şu değil mi" gibi sorulara cevap bulmak mümkün değil şüphesiz. "Faizin tozu" bütün hayatı etkilediği için, problem de, çözüm de sistem planında ele alınıyor bütün yazılarda. Müslüman bu değerlendirmeler içinde, kendi çözümünü bulacak. Temiz, gönlünü karıncalandırmayacak, faiz şüphesinden arınmış çözümü...İnşallah hayır kararlara zemin hazırlayacak bir sayı olmuştur Altınoluk-Aralık...

Burada bir üzüntümüzü de sizlere bildirmek zorundayız: Faiz sayısı bünyesinde düşündüğümüz bazı konular, maalesef bu sayıda yer alamadı. Mesela Doç. Dr. Celal Yeniçeri'nin "Faizsiz bir sistemde kredi kaynakları", Doç. Dr. Mehmed Erkal'ın, İslâm'da sosyal güvenlik anlayışı, Halil Gönenç hocanın tespitleri ve Ahmet Varol'un "Tavzifü'l-Emval Şirketleri" üzerine incelemesi hazır yazılarımızdı. Onları konu bütünlükleri açısından gelecek sayımızda değerlendirmek istedik. Devamlı okuyucularımızın peş peşe gelecek sayılarımız içinde, konuyu bir bütün olarak inceleme imkanı bulabilmeleri, bizim tesellimiz olacak.

Sizleri, Altınoluk'la ve değerli ilim adamlarımızın görüşleriyle baş başa bırakıyor, saygılar sunuyoruz. Allah'a emanet olunuz.