> 1988 > Aralik - İslâm Farkı > Sanat Edebiyat
Makale Tavsiye EtMakale Yazdır

Sanat Edebiyat
M. Fuad Başar
1988 - Aralik, Sayı: 034, Sayfa: 033

SU ÜSTÜNDE HÜNER SATMAK

Ebru Ustası Mustafa Düzgünman İle Sohbet...

"Gönül gamla dolu ise, tekneye gel tekneye,
Ferahlanmak ister isen, tekneye gel tekneye,
Tekne safa kaynağıdır, hem renklerin cümbüşü,
Unut gitsin bu dünyayı, tekneye gel tekneye."

M. Düzgünman

Günümüzün en büyük ebrû üstadı Mustafa Düzgünman'ın 'tekneye gel tekneye' çağrışına uyarak Üsküdar'daki evine, arkadaşımız Ali Toy'la beraber gittik. Üstad bizi ebrû atölyesi olarak kullandığı katta karşıladı. Ebrû teknesi, boyalar, ebrûlar arasında bize şipşirin yerler göstererek oturttu. Kendisi ile röportaj yapacağımızı söyleyince daha bir keyiflenerek "Sorun da söyleyeyim" deyip, bir yandan ebrû yaparken sorularımızı cevaplandırdı.

M. Fuad BAŞAR Üstadım, kısaca hayat hikayenizi anlatır mısınız?

DÜZGÜNMAN 1920 yılında Üsküdar'da dünyaya geldim. Gençliğimde baba mesleği olan aktarlıkla uğraşmakla beraber, eski tarz ciltçilik ile de uğraşıyordum. Ebrû yapmayı, annemin dayısı olan hezârfen Necmeddin Okyay'dan öğrendim. O da hezârfen Edhem Efendi'den öğrenmiştir. Halen aktarlıkla meşgul olmaktayım.

M. Fuat BAŞAR Okuyucularımız için ebrûnun yapılışını ana hatlarıyla anlatabilir misiniz?

DÜZGÜNMAN Efendim, ebrûculuk, yoğun bir sıvı üzerinde, suda erimeyen boyalarla şekiller elde edip kağıda almak suretiyle icra edilir. Suyu yoğunlaştırmak için genellikle kitre zamkı kullanılır. Boyalar desteseng (=el taşı) ile mermer üzerinde iyice ezilip ana kaplara alınır. Bütün renkler 5 ana rengin karışımından elde edilir. Boyaların teknede yayılması istenirse içine sığır ödü ilave edilir. Kabarcıklı görünüm elde etmek için neft katılır.

M. Fuad BAŞAR Hocam, boyalar tekneye nasıl atılır? Su ilavesi gerekir mi?

DÜZGÜNMAN Boyalara bir miktar su ilavesi zarurîdir. Tekneye boya atmak için at kuyruğu kılından yapılmış fırçalar kullanılır. Elde tutulan fırça diğer elin ikinci veya üçüncü parmağına vurularak 20-30 cm. yukarıdan boya atılır. Suyun sathına düşen boya, içindeki öd miktarına bağlı olarak yayılma gösterir. İkinci, üçüncü, dördüncü sırada atılacak boyalarda daha fazla öd bulunmalı ki önceki boyaların arasında yayılabilecek kuvveti bulsun.

M. Fuad BAŞAR Bu şekilde yayılan boyalara müdahale konusunda neler söyleyebiliriz?

DÜZGÜNMAN Atılan boyalar içindeki öd miktarına göre yayılırlar. Hiç müdahale edilmeden alınan ebrûlara "Battal ebrû" denilir, ebrûnun ilk şekli budur.

M. Fuad BAŞAR Boyalara şekil vermekle hangi çeşit ebrûlar elde edilir?

DÜZGÜNMAN İnce bir tel ile öne-arkaya şekil verilirse "Gelgit ebrûsu" elde edilir. Bu hareket pek düzenli bir şekilde olmayıp şuraya buraya tel yürütülürse "Şal ebrûsu" ortaya çıkar. Ebrûnun ayrıca "Hatip, Çiçekli, Taraklı, Kumlu, Bülbül Yuvası, Hafif Yazılı v.b." çeşitleri vardır.

M. Fuad BAŞAR Efendim, elde edilen ebrûların kullanılma sahaları nelerdir?

DÜZGÜNMAN Ebrû öncelikle hüsn-i hatt levhalarının süslenmesinde kullanılır. Kitap cildi ve yan kağıtları olarak da ebrû çok güzel bir malzemedir. Hafif ebrûlar, üzerine yazı yazılmak için hazırlanır. Ayrıca ferman kutusu ve çerçeve kaplamak için de ebrûdan istifade edilir.

M. Fuad BAŞAR Son zamanlarda ebrû sanatına ilgi nasıl?

DÜZGÜNMAN Efendim, Necmeddin Okyay hocadan bu sanatı öğreneli yarım asra yakın bir zaman geçti, ilk sıralarda ebrû alabilmek için pek iyi kağıt bulamazdık. Şimdi her şey bol. Hatta son dönemlerde ilgi de bol. Öyle ki ecnebi ülkelerde bile bu sanata büyük bir meyil var. Hele Amerika'da teknik ebrûculuk yapılıyor. Lakin ebrûda estetiği sağlamak zordur. Yine Türk ebrûculuğuna yaklaşamıyorlar.

M. Fuat BAŞAR Üstadım, ebrûda estetik hakkında neler söylemek istersiniz?

DÜZGÜNMAN Ebrûda estetik arama yönünden en iyi örnek battal ebrûdur. Umumî bir estetik kriteri aranırsa şunları söylemek gerekir: Evvela ebrûda renk ahengi olmalıdır. Birbirini açmayacak renkler ebrûyu öldürür. Çok fazla sayıda renk de kullanılmamalıdır ki ahenk temin edilebilsin. Ortaya çıkacak motifler de ahenkli ve homojen dağılım göstermelidir. Bunları sağlamağa çalışırken hattatların kullanacağı kağıtların renkleri de hesaba katılmalıdır. Boya hudutlarında tırtıklanma ve bulanıklık olmamalı; ebrû zemîninde beyazlıklar mümkün oldukça az olmalıdır. Çiçekli ebrûlarda, çiçekler gerçeğe en yakın şekillerde ve dengeli olmalıdır.

M. Fuat BAŞAR Ebrû sanatında modernleşme mümkün müdür? Ebrû-resim denemeleri hakkında fikirleriniz nelerdir?

DÜZGÜNMAN Efendim, ebrû her şeyden önce bir kâğıt bezeme sanatıdır. Çeşitli renk kombinasyonu ile sonsuz sayıda ebrû elde etmek mümkündür. Soyut resim elde etmek uğruna ebrû sanatımızı katletmenin alemi yoktur. Hele hele fayansa, tahtaya, cama ebrû almakla bu sanat ileriye götürülmüş olmaz. Sizler gibi birkaç genç talebemin, bu sanatı eslaftan aldığımız şekliyle devam ettirmesini isterim.

M. Fuat BAŞAR Ali TOY Efendim, ilginizden dolayı şükranlarımızı sunarız.

Bu koca san'at devinin elini öperek ayrılmak üzere vedalaşırken, elimize bir "Hatib-i Mütenevvia" ebrûsu tutuşturdu. Ebrûname'sinden iki kıt'a ile bizi uğurladı;

"Besmeleyle tezgâh açıp, ebrû yapan kişiyiz,
Fırça ile üstünde hüner satan kişiyiz,

Üstâdımız Özbek Şeyhi, hem Necmeddîn Hoca'dır,
Büyüklere boyun kesip, Hakk'a tapan kişiyiz.

Şuûnât-ı ilâhîdir, sıratından ayân Hak,
Nakş-ı Sun'un pertevinden, hubb-i Rahmân âşikâr,
Rü'yetullah sırrıdır bu, müsennâdır her varak."

İSLÂM DÜNYASINDAN KESİTLER

Ahmet Varol, Altınoluk'un "İslâm Dünyası" bölümünü hazırlayan genç bir araştırmacı. Bugüne kadar, değişik İslâmî dergilerde benzeri hizmetler vermiş. İslâm dünyasını tanıyor. Bunun yanında, İslâm dışı dünyanın, müslümanlara karşı hesaplarını da biliyor. Bu geniş perspektif, Ahmet Varol'a ciddi değerlendirmeler yapma imkanı veriyor.

İşte, "İslâm Dünyasından Kesitler" kitabı, Ahmet Varol'un İslâm dünyasının çok değişik alanlarıyla ilgili ciddi değerlendirmelerini ihtiva ediyor.

"Misyoner çalışmaları, İslâm alemindeki Sovyet politikası, İslâmî hareketler karşısında ABD politikası" gibi konular, Ahmet Varol'un pencere açtığı araştırma alanları... Her birinde gerçekten çarpıcı bilgi ve değerlendirmeler var.

Varol'un kitabında, ayrıca geniş bölümler halinde "Afrika'da İslâm" konusu işleniyor. Güney Afrika, Sudan, Moritanya, Uganda, Senegal, Kenya, Kongo müslümanları... Türkiye müslümanları için bütün bu yöreler bilinmezlikler diyarı değil mi?

Ahmet Varol'un hacmi küçük, ama gerçekten geniş kapsamlı bu eserini okumak lâzım. Vakit geçirmeden...

İSLÂM ANSİKLOPEDİSİ

22 yıllık maraton başladı

Türkiye Diyanet Vakfı'nın, uzun süredir hazırlık çalışmalarını sürdürdüğü İslâm Ansiklopedisi'nin ilk fasikülü geçtiğimiz ay piyasaya sunuldu.

Ansiklopedi'nin iki ana gayesi olduğu belirtiliyor: Birincisi, topluma, dinî konularda doğru bilgi vermek... İkincisi de, İslâmi konularda araştırma yapmak isteyenlere yardımcı olmak. Bu amaçla, hem dinî ilimler, hem de Türk-İslâm tarihi, kültür, medeniyet ve sanatı, Ansiklopedi'nin madde kapsamını oluşturuyor. Ansiklopedi kadrosunun, her madde üzerinde titiz bir çalışma yaptığı biliniyor. Bu titizliğin, Ansiklopedi'nin fizik görünümüne de yansıyacağı, ilk fasikülün ortaya koyduğu bir sonuç.

İlk fasikülü 4 forma olarak yayınlanan Ansiklopedi, ileriki sayılarda 3 formaya inecek. Vakıf yönetimi şimdilik aylık olarak yayınlanacak olan İslâm Ansiklopedisi'nin ilerde daha kısa periyotlarla piyasaya sunulmasına çalışıldığını bildiriyor. Ayrıca Ansiklopedi'nin toplam 22 cilt olarak planlandığı da bir başka not... Her yıl bir cilt verileceği belirtildiğine göre 22 yıllık bir hizmet maratonu başlıyor demektir. Allah tamamına erdirsin... Niyazımız bu.

TÜRKİYE YAZARLAR BİRLİĞİ ÖDÜLLERİ DAĞITILDI

Türkiye Yazarlar Birliği'nin gelenekleştirdiği "yılın yazarları, fikir adamları ve sanatçıları" değerlendirmesi bu yıl basında yapılmış ve sonuçlar çeşitli yayınlarla ilan edilmişti. Yapılan değerlendirmeler sonucunda hikaye dalında Ali Haydar Haksal "Sesim Bana Yetmiyor'" isimli öykü kitabıyla yılın hikayecisi, Erdem Bayazıt "Risaleler" adlı şiir kitabıyla yılın şairi. Alev Alatlı "İşkenceci" adlı romanı ile yılın romancısı seçilmişti. Ayrıca araştırma-inceleme dalında İlhan Kutluer, tercümede Prof. Dr. Mustafa Fayda, basın alanında Sedat Ergin (Haber), Enver Ören (yönetim), Türk müziğinde Ahmed Hatipoğlu. TV yapımlarında Mustafa Karakaya, radyo programlarında Osman Oktay, üstün hizmet alanında ise Orhan Şaik Gökyay yılın yazarları, fikir adamları ve sanatçıları seçilmişlerdi.

Türkiye Yazarlar Birliği'nin yılın hikayecisi seçtiği Ali Haydar Haksal, 1951 Bingöl doğumlu. Yüksek öğrenimini Erzurum'da A.Ü. Edebiyat Fakültesinde yapan Haksal Mavera, Yönelişler ve Yedi İklim'de öykülerini yayınladı. Yedi İklim'in sahipliğini de yapan Haksal'ın yayınlanmış kitapları; Evdeki Yabancı, Sesim Bana Yetmiyor, Sarıldığım Soğuk Bir Ceset (Hikaye), Gelişigüzel (hatıra).

Risaleler adlı şiir kitabıyla yılın şairi seçilen Erdem Bayazıt ise 1939 Maraş doğumlu. DTCF Türk Dili ve Edebiyatı bölümü mezunu olan Bayazıt öğretmenlik, kütüphane müdürlüğü, Sanayi Bakanlığı insan gücü Eğitimi Dairesi Başkan Yardımcılığı gibi resmi görevlerde bulunmuş. Mavera dergisinin ve Akabe yayınlarının kurucularından olan Bayazıt 1972'de ilk şiir kitabı "Sebep Ey"i yayınladı. 1981'de Afganistan'a yaptığı yolculuk anılarını "İpek Yolundan Afganistan'a" adlı eserde toplayan yazarın ikinci şiir kitabı "Risaleler"dir.

Türkiye Yazarlar Birliği "yılın yazarları" ödüllerini Ankara'da düzenlenen bir törenle sahiplerine verdi.