"Mehmet Niyazi Özdemir" Makaleleri
Yazarın makale sayısı: 18
Gösterilen makaleler: 1 ile 15 arası
Ertuğrul Faciası - Mehmet Niyazi Özdemir
Dünyada olup bitenleri çok yakından  takip eden Sultan II. Abdulhamid Japonya’nın güçlendiğini görüyordu. Rusya ve Avrupa’nın sonu gelmez düşmanca tavırlarına karşı Japonya ile ilişkilerini kuvvetlendirmek istiyordu. Bunun için Osmanlı donanmasından bir eğitim gemisini Japonya’ya g.....
2003 - Temmuz, Sayı: 209, Sayfa: 050
Fatih ve Fetih - Mehmet Niyazi Özdemir
II. Mehmed’in ikinci kere tahta çıktığında, genç olmasından Karaman Beyi yararlanmaya kalktı; Aydın ve Menteşe beyliklerinin varislerini de yanına olarak Osmanlı topraklarına girdi. Bunun üzerine harekete geçen Osmanlı ordusu Akşehir’e geldi. Yaklaşan Osmanlı ordusunun ihtişamını fark eden İbrahim Bey paniğe kapıldı; elçi göndererek .....
2003 - Haziran, Sayı: 208, Sayfa: 054
Eşref Bey ile Lawrence Karşı Karşıya - Mehmet Niyazi Özdemir
Cembele savaşında ağır yaralanmasına rağmen sağ kalan Eşref Beyi ve diğer üç kişiyi Mekke’deki Curu’le Kışlası’na götürdüler. Ertesi gün kışla kumandanı Mahmud Gaysuni, Eşref Beyin yanına geldi. — Sizi bir müşteşrik ziyaret etmek istiyor. Kimin geleceği Eşref Beyin kalbine damladı. — Bu.....
2003 - Mayis, Sayı: 207, Sayfa: 018
Hasan Zeytunî Efendi’nin Şehadeti - Mehmet Niyazi Özdemir
İngiliz Hükümeti'nin büyük Arap Krallığı vaad ettiği Şerif Hüseyin Osmanlı'ya karşı isyan etmişti. Bağdat yolu hariç onun isyanı Yemen'le olan bağımızı koparmıştı. Eğer bu isyanın önüne geçilmezse, devletimizin bütün güney kesimleri kopup gidecekti. Bunun önüne geçmek, aynı zamanda aylardan beri açlıkla boğuşan Yemen'deki Yedinci Kolordu'ya para.....
2003 - Nisan, Sayı: 206, Sayfa: 048
Irak’taki Kanlı Son Günlerimiz - Mehmet Niyazi Özdemir
Doğu Anadolu yaylasının güneyinden başlayan Basra Körfezine kadar uzanan, doğuda İran dağlarıyla, batıda Suriye çölünün arasında kalan bölgeye Irak denmektedir. Dicle ve Fırat’ın suladığı bu verimli topraklar, bilhassa toprak altı zenginlikleri Batı’nın emperyalist devletlerinin dikkatini çekti. Daha Sultan II. Abdülhamid döneminde b.....
2003 - Mart, Sayı: 205, Sayfa: 044
Şuaybe’deki Kanlı Günler - Mehmet Niyazi Özdemir
Birinci Dünya savaşı’nda Filistin cephesi hariç ciddi bir yenilgimiz yok. Başarısız Sarıkamış harekatımız var, ama Rusya’da sosyalist ihtilalin patlak vermesiyle, sonuçlarını derleyemediler; hatta 1877 de elimizden çıkan bazı toprakları Birinci Dünya Savaşı’nda geri aldık. Gün gün, cephe cephe bilinmesi gereken bu savaş, maales.....
2003 - Subat, Sayı: 204, Sayfa: 048
Tuna Nehri Akmam Diyor... - Mehmet Niyazi Özdemir
Aralık ayının onu gelince, nemli bakışlarımda Gazi Osman Paşa kaplan gibi duruşuyla canlanır. Fakirliğe, güçsüzlüğe çekilmiş bir kılıç sanki. Tokat'da doğan memleketimizin bu yürekli evlâdını fâtihalarla anmamak mümkün mü? 31 Mart 1877'de İngiltere, Almanya, Rusya, Fransa, Avusturya ve İtalya arasında Londra protokolü imzalandı. Buna g.....
2003 - Ocak, Sayı: 203, Sayfa: 046
Bu Toprakları Vatan Yapan Savaş - Mehmet Niyazi Özdemir
Hıristiyanların doğuda Türklere karşı kalesi sayılan Bizans, Malazgirt Savaşı’ndan sonra bir daha belini doğrultamadı, Batı aleminin güvenliğinin sağlanmasını Haçlı seferlerine bırakmak zorunda kaldı. Her geçen gün artan Türk tehlikesine karşı ülkesini koruyamayacağını anlayan İmparatoriçe Odakya, kendisine teşkilatçı, yiğit, bilgili bir a.....
2002 - Aralik, Sayı: 202, Sayfa: 046
Cengaverin Doğuşu - Mehmet Niyazi Özdemir
Macar Kralı II. Layoş (Lajos) Şah İsmail’in oğlu şah Tahmasb’la Osmanlı’ya karşı gizli bir antlaşma yapmıştı. Ayrıca Layoş Osmanlı’ya tabi olan Eflâk ve Boğdan üzerinde hak iddia ediyordu. Osmanlı’nın bir zaaf anını kolladığı aşikâr olan Loyoş’u hizaya getirmek için Macaristan’a sefer düzenlemeye karar v.....
2002 - Kasim, Sayı: 201, Sayfa: 050
Bavulundan Kefeni Çıktı - Mehmet Niyazi Özdemir
Seyitlerin önündeki kader savaşını kazanan gönüllülere Edirne’nin yolu açıldı. Akşama doğru Edirne’ye yakın mesafedeki İstanbul Boğazı’na suvariler geldiklerinde ulu Selimiye’nin minarelerini görenlerin bazıları atlarından atlayıp, toprağı öptüler. Kafkas ve Kıyık tabyalarındaki uzun menzilli topların onları tehdit edişin.....
2002 - Ekim, Sayı: 200, Sayfa: 044
Kaht-ı Rical - Mehmet Niyazi Özdemir
Devlet adamı veya yönetici yokluğunu ifade eden "Kaht-ı Riceb" deyimi çok eskidir. Sonradan ünlü olan bu Osmanlı deyimi önceleri Naima'nın "Ben bu makama lâyık değilim nihayet kaht-i rical olmağla beni nasbettiler" cümlesinden de anlaşılacağı üzere tevazuun bir ifadesi idi. Yakın dönemlerde bugün anladığımız.....
2002 - Eylul, Sayı: 199, Sayfa: 007
Gönüllüler Edirne'ye İlerliyorlar - Mehmet Niyazi Özdemir
Bulgarlar Muradlı Tepelerinden sökülüp atılınca, İstanbul kurtuldu diye hükümet ve paşalar rahat bir nefes aldılar. Onların kanaatine göre, ordumuz Enez-Midye hattına kadar ilerlemeli orada durmalıdır. Çünkü Londra barış andlaşmasında ondan ilerdeki yerleri, Edirne de dahil olmak üzere Bulgaristan'a bırakıyorduk. Daha ileri gitmeye karşıydılar. .....
2002 - Eylul, Sayı: 199, Sayfa: 047
II. Balkan Savaşı'nda Zenci Musa - Mehmet Niyazi Özdemir
Londra Andlaşması'yla Enez-Midye hattı sınır kabul edilmişti. Hükümet Muradlı Tepeleri'nden İstanbul'u tehdit eden Bulgar toplarından bir an önce kurtulmak istiyordu. Hükümet, Başkumandan vekili Ahmed İzzet Paşa'ya Londra Andlaşması'nda kabul edilen sınıra ordunun yürümesini bildirdi ise de Ahmed İzzet Paşa bu isteğe uymakta endişe etti. A.....
2002 - Agustos, Sayı: 198, Sayfa: 022
Zenci Musa -2- - Mehmet Niyazi Özdemir
Çölde top tüfek sesleri başlayınca, Eşref Bey'in çadırındaki subaylar da telaşlandılar; kendilerinde top olmadığından baskına mı uğradıkları endişesine kapıldılar. Bunun üzerine Fuad Bey "Eşref Bey Avakın tâburuyla baskın yapıyor" diyerek durumu açıklamak mecburiyetinde kaldı. Subaylar. "Bize niçin hab.....
2002 - Temmuz, Sayı: 197, Sayfa: 035
Zenci Musa - Mehmet Niyazi Özdemir
Son dönem tarihimizde pek çok efsanevî şahsiyet vardır; islâmî zihniyetle dizayn edilen Osmanlı Devleti'ni ayakta tutabilmek için katlanmadıkları fedakârlık, göze almadıkları tehlike yoktur. Hepsinin amacı "Biz ölebiliriz, fakat bu ümmet yaşasın" idi. Hayatlarının baharlarından itibaren belki bir gün kendile.....
2002 - Haziran, Sayı: 196, Sayfa: 023
1 2 Sonraki Sayfa >