"Prof. Dr.S. Mehmet Şen" Makaleleri
Yazarın makale sayısı: 17
Gösterilen makaleler: 1 ile 15 arası
İnsanın Yeniden İnşası - Prof. Dr. S. Mehmet Şen
1. Anadolu insanı, karabasanlar gibi üstüne çöken netameli mi netameli bir asrı çok şükür geride bıraktı. Diğer ülke insanları ne der bilmem de; gerçekten de insanlık tarihi boyuncu nice devletler kuran ve nice devletler yıkan Anadolu insanı, bütün tarihi boyunca geride kalan 20. Asır kadar netameli bir zaman dilimi.....
2001 - Haziran, Sayı: 184, Sayfa: 036
Gül Ülkesi - Prof. Dr. S. Mehmet Şen
1. Anadolu insanı "bakarsan bağ, bakmazsan dağ olur" der, atalarından kalma bir özdeyiş olarak. Bu bakımdan bir "Gül Ülkesi" varsa veya olacaksa, bu gül ülkesinin bahçevanı, ya da bahçevanları olmalıdır elbette. Kim, ya da kimler olacaktır, ya da kimler olmalıdır bu "Gül Ülkesi"nin bahçevanları? Bir er kişi arama k.....
2000 - Mart, Sayı: 169, Sayfa: 042
Yirmi Birinci Asrın Eşiğinde Türkiye Nerede? - Prof. Dr. S. Mehmet Şen
1. Dünyevi yarışlarla uhrevi yarışlar arasında çok önemli ve o ölçüde büyük farklılıklar vardır. Bu farklılıkların ilki; uhrevi yarışlar kişilerin kendi kendileriyle olduğu, yani uhrevi yarışta kişiler kendi kendileriyle yarıştıkları halde; dünyevi yarışlarda, kişiler diğer kişilerle, milletler diğer milletlerle, ülkele.....
2000 - Ocak, Sayı: 167, Sayfa: 037
Cömertlik Timsali Hacı Musa Topbaş - Prof. Dr. S. Mehmet Şen
1. "Bir ikindi güneşi gibi de olsa, Allah (c.c.) ömrünü uzun etsin ve sevenlerini O'nun (k.s.) bedeni varlığından mahrum etmesin diyorum; tekrar ziyaret edebilmek ve vefayı vefalıdan öğrenebilmek ümidiyle." O güzel insanı son defa ziyaret etmek nasip olduğu bir bahar Cumasından sonra noktaladığım "Sahib-ül Vefa" başlıklı yazı.....
1999 - Aralik, Sayı: 166, Sayfa: 036
Gurbet Hicrettir - Prof. Dr. S. Mehmet Şen
1. Anadolu insanının hayatında çokca etkisi olan bir olguydu gurbet. Bu nedenle olmalıydı ki, insanımız türkülerinde manilerinde ve şiirlerinde fazlaca yer verirdi gurbet olgusuna. Buna rağmen hasretini gideremez. iç yangınını söndüremez ve yüreğini serinletemezdi bir türlü. Öyle ya, türküler, maniler ve şiirler hasretlileri kavuşturmaya y.....
1999 - Kasim, Sayı: 165, Sayfa: 041
Ağaçlar Kışın Olgunlaşır ve İnsanlar da - Prof. Dr. S. Mehmet Şen
4. Ebu Cehil kıştır, Ebu Bekir ise bahar. Ebu Cehil kışında sıkışan, bunalan ve yaşama direnci kazanan Allah'ın Resulü(sav), Ebu Bekir baharında gonca gonca açılıp, bütün insanlığa terinin kokusunu taşıyan güllerini derdirmedi mi? Buna rağmen, yine de Ebu Cehil kışı olmasaydı mı diyorsunuz? Ebu Cehil kışı olmasaydı, Ebu Bekir b.....
1999 - Ekim, Sayı: 164, Sayfa: 050
Ağaçlar Kışın Olgunlaşır ve İnsanlarda Otlar İse Kışın Ölür - Prof. Dr. S. Mehmet Şen
1.Her mevsim güzeldir, anlayabilene ve her mevsim yararlıdır, görebilene. Sizler bakmayın, hikmeti mizahın içinde saklayan Nasreddin Hocamızın, kıştan ve yazdan şikayetlenmesi üzerine; "hocam sana mevsim beğendiremiyoruz" diyenlere karşılık olarak "bahara bir şey dediğim var mı?" demesine. Bahar elbet güzeldir, fakat kış olma.....
1999 - Agustos, Sayı: 162, Sayfa: 049
Mektep İnsan, Mektup İnsan ve Vakıf İnsan - Prof. Dr. S. Mehmet Şen
1. "Mektep insan" ve "mektup insan". Sakın ola, "mektep" insanlarla, "mektup" insanlar birbirleriyle karıştırılmamalı ve mutlaka "mektep" insanların dinleyicisi olmanın yolu aranmalı ve bulunmalıdır. Çünkü, "mektep" insanlar, bildiklerini ve öğrendiklerini düşünce süzgeçlerinden geçiren ve dinleyicilerin.....
1999 - Temmuz, Sayı: 161, Sayfa: 037
Vefa - Sahib-ül Vefa - Prof. Dr. S. Mehmet Şen
1- "Vefa" üzerine söz edipte, "elest bezmi"nde. Halık (c.c) ile kulları arasında yapılan o müthiş sözleşmenin akla gelmemesi mümkün müdür? Bilindiği gibi, insanın Halık (c.c)ı ile yaptığı bu ilk sözleşmede, Halık (c.c) kullarına, "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" diye soruyor ve onlardan "bela/evet, Sen bizim Rabb'imizsin" cevabını alıyord.....
1999 - Haziran, Sayı: 160, Sayfa: 042
Akademik Eğitim ve Önemi - Prof. Dr. S. Mehmet Şen
1. Biz herşeyden önce, Peygamberî (s.a.) lisanla, "beşikten mezara kadar ilim" öğrenmesi emredilen bir ümmetiz. Yine biz, Peygamberî (s.a.) lisanla "ilmin kadın, erkek her müslümana farz kılındığı" bir ümmetiz. Yine biz, "bilenlerle bilmeyenler hiç bir olur mu?" diye sorulan ve olamayacağını en veciz şekilde belirtmek .....
1999 - Ocak, Sayı: 155, Sayfa: 034
Aşk - Prof. Dr. S. Mehmet Şen
1. "Aşık mısın? Sevgiliyi taklid ederek aşkını kuvvetlendir. Ta ki senin kemendin Allah (c.c)ın rızasını avlasın" diyor Pakistan'ın manevi mimarı, büyük dâvâ adamı Muhammed İkbâl. Yani, sevgilinin izine öyle bir bas ve o izi öyle bir takip et ki onun yaptığından başka bir şeyi yapmaya elin varmasın, yani tıpkı Ebubekir (r.a) gibi ol ve se.....
1998 - Mayis, Sayı: 147, Sayfa: 041
Düşünceyi Yormak - Prof. Dr. S. Mehmet Şen
1. Düşünce nedir; ya da düşünmek nedir diye hiç düşündük mü? Gerçekten de nedir düşünmek ve sizce, düşünceyi yormak mümkün müdür? Ya da, düşünmeye ve düşünceyi yormaya ne gerek var mı, dersiniz? Bir başka ifadeyle, düşünmek yeterlidir, bu nedenle düşünceyi yormaya gerek yoktur mu, diyorsunuz? Belki de, meseleye bir başka açıdan yaklaşır ve .....
1998 - Subat, Sayı: 144, Sayfa: 018
Nasıl Bir Eğitim? - Prof. Dr. S. Mehmet Şen
Bu kısa hatırlatmadan sonra, gençliğin nasıl bir eğitimden geçmesi gerektiği hususunda düşüncelerimi aktarmak istiyorum... Aşkını, ihlâsını, güzelliğini, zenginliğini, ilim talebini ve heyecanını sürekli bir biçimde diri ve taze tutabilen, bu özellikleri diri ve taze tutabildiği ölçülerde, kelimenin tam anlamıyla "genç" kalabilecek olan;.....
1997 - Aralik, Sayı: 142, Sayfa: 031
Gençlik ve Eğitim - Prof. Dr. S. Mehmet Şen
Eskiler "tarif ilmin yarısıdır" derler ve ben, medeniyet kaybımızı, hep tarif kaybımıza bağlar ve üzülürüm. Çünkü bana göre tarif, ilmin giriş kapısıdır. Kur'an'da belirtilen "evlerinize kapılarından giriniz" emri Celili, sanki bize tarifi çağrıştırmaktadır. Ve tarif sözün başındaki selam gibidir. Peygamberî (s.a.) lisanla bize duyurulan "selamı.....
1997 - Kasim, Sayı: 141, Sayfa: 016
Bahçevan - Prof. Dr. S. Mehmet Şen
1. Adını kimse bilmezdi ve sormazdı da. Fakat yadı her yanı tutmuştu. Yörede yüzlerce bahçevan olmasına rağmen, bahçevan denilince O anlaşılırdı. O bir ölçüydü; O bir mihenk taşıydı. Onun yetiştirdiği çiçekler, onun yetiştirdiği fidanlar, onun yetiştirdiği meyveler başkaydı. Bunu herkes bilir ve çoğu insan onun gibi olmak iste.....
1997 - Haziran, Sayı: 136, Sayfa: 012
1 2 Sonraki Sayfa >