"Dr.Sedat Cereci" Makaleleri
Yazarın makale sayısı: 18
Gösterilen makaleler: 1 ile 15 arası
Bir Dünya Minyatürü - Dr. Sedat Cereci
Sedat CERECİ'nin Amerika Gezi Notları... Ürettiği pek çok şey gibi kendisi de bugünün ve geleceğin efsanesi: "aya ilk adım" efsanesi, Kennedy efsanesi, Vietnam efsanesi, Hollywood efsaneleri, Elvis Presley efsanesi ve hepsi bir arada Amerika Efsanesi. Amerika Birleşik Devletleri de Eski Mısır gibi, Antik Yunan g.....
1997 - Kasim, Sayı: 141, Sayfa: 047
Mısır Gezi Notları - Dr. Sedat Cereci
Afrika kıtasında, ama muhayyilemizdeki Afrika görüntülerine pek de benzemeyen bir ülke Mısır. Evet çöl var, develer var, koyu tenli insanlar var, sıcak var fakat yine de farklı. Afrika'yla Avrupa arasında bir yerde Mısır. Tıpkı Türkiye'nin konumu gibi. Biraz kendisi, biraz değil. Biraz yerli, biraz yabancı. Biraz içten, biraz sonradan görmüş.....
1997 - Haziran, Sayı: 136, Sayfa: 038
Bir Başka Ülke - Dr. Sedat Cereci
Van Gölü 27 Haziran 1994 de bizi hırçın dalgalar ve ürpertici bir çehre ile karşılamıştı. Gölün akıl almayacak derecede yükselip, deliler gibi bir o yana bir bu yana savrulan suları, yürekleri kasvete bürüyen kara gökyüzünün altında şiddetli rüzgâr tarafından kamçılandıkça, mahzun kıyılar ne yapacağını şaşırıyor, zayıf ve naçar bir halde dev dal.....
1996 - Mart, Sayı: 121, Sayfa: 049
Orası Hangi Fm? - Dr. Sedat Cereci
Uluslararası bir haber ajansı bile olmayan Türkiye'nin yüzlerce radyosu var. "Eski İstanbul Darülfünunu'nun konferans salonundayız. Orada yerli ve yabancı büyük davetli kalabalığı toplanmıştır. Salonun pencereye yakın bir köşesine, geniş bir masa üzerine iri boyda bir sandık büyüklüğünde simsiyah bir alet.....
1994 - Mart, Sayı: 097, Sayfa: 040
Pakistan Notları: "Cive Pakistan! Ama Lütfen Temiz Cive" - Dr. Sedat Cereci
Türkler Pakistan'ı ve Pakistan halkını çok severler. Pakistan halkının da Türkler'e muhabbeti çok büyük. Tarih, bir muhabbet çağlayanı akıtmış Pakistanlılar'ın yüreğine. Türk deyince Osmanlı, Türkiye deyince İstanbul anlıyor Pakistanlılar. Bu arada Türk ve Pakistan hükümetleri de, ABD politikalarının imkân verdiği ölçüde dost ve kardeş olmaya ça.....
1994 - Ocak, Sayı: 095, Sayfa: 040
Düşüncede Susmak Mevsimi - Dr. Sedat Cereci
Az düşünüyoruz Düşüncemiz bir sükut mevsiminde, uyku halinde Çok insan taşıdı zemin çok sözler yankılandı boşlukta Heybeti insanı ürküten burçlar örüldü, görkemli yapılar süsledi şehirleri Nice büyük imparator mermer caddelerden yürüdü, gururla, azametli Nice şehirleri Nice büyük insan, dolu dolu ömürler yaşadı küçücük zaman parçaları iç.....
1993 - Ocak, Sayı: 083, Sayfa: 021
Batının Eremediği Huzur - Dr. Sedat Cereci
Batı, yine kıvrandırıcı bir sancının içinde. Tekrar yeni bir sistem arayışında. Rönesans'la başlayan, antik Yunan ve Roma esintileriyle dolu laik süreçten sonra doyumsuz Batı, tekrar Ortaçağa, tekrar kiliseye ve kuşatılmış özgürlüklere dönme eğiliminde görünüyor. Avrupa'da, gittiğiniz her ülkede, kaldığınız otellerin bütün odalarında bir İncil b.....
1992 - Kasim, Sayı: 081, Sayfa: 040
Radyoya Bir Şans Verin - Dr. Sedat Cereci
Türkiye'de özel televizyon yayınlarına imkân tanıyan yasanın ne zaman çıkacağı konusundaki tartışmalar süredursun, yasalardaki boşluklar televizyonların boş kanallarını çoktan özel yayınlarla doldurdu bile. Özel televizyon yasasının niteliği devletin yetkili kişileri, konunun uzman kişileri ve kamuoyu tarafından sürekli konuşuluyor, tartış.....
1992 - Mayis, Sayı: 075, Sayfa: 035
Yeterince Amerikalılaştık mı? - Dr. Sedat Cereci
Anavatan Amerika Birçok buluşun ve çağdaş ürünün olduğu gibi, televizyonun ana vatanı da Amerika Birleşik Devletleri'dir. ABD'de 1920'lerde deneme yayınlarıyla başlayan televizyon çalışmaları 1930'larda gelişmiş, 1939'da da programlı yayınlara başlamıştır. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra daha fazla gelişen televizyon yayınlar.....
1992 - Subat, Sayı: 072, Sayfa: 018
"Bas Bakalım Düğmeye" - Dr. Sedat Cereci
Şimdi televizyon var. Önceleri, sohbetle başlayan, muhabbetle yoğunlaşan akşamlarımız vardı. Sonraları radyolu akşamlarımız oldu. Eğlenceli, öğretici, zevkli. Şimdi televizyonlu akşamlarımız var. Daha yalnız ve daha sıkıntılı. Televizyon artık gündüzleri de var. Gün boyu televizyon, ömür boyu televizyon. Televizyon ilk ola.....
1991 - Aralik, Sayı: 070, Sayfa: 012
Sedat Cereci'nin Moskova-Petersburg Gezi Notları... - Dr. Sedat Cereci
Çelişkiler Uzaya ilk insanı gönderen ülkenin vatandaşı olmak ve aç oturmak. Dünyanın en güzel şehirlerini kurmak ve oralarda mutsuz, huzursuz yaşamak, insanlığı sarsan bir ideolojinin odağı olmak ve iflas etmek... Sovyetler Birliği şimdi çelişkilerin ülkesi. Yıllarca, dünyanın siyasi kutuplarından birisi, ask.....
1991 - Kasim, Sayı: 069, Sayfa: 033
İletişim Üzerine Bir Ses - Dr. Sedat Cereci
Ses, bir mesaj taşıyıcıdır. Bir özlü sözü olan, sese yüklenip salıverir boşluğa. Dört bir yana ulaşır söz. Yeni bir sahip bulur başka illerde. Yalın ses çoktan tarih oldu. Dellallar masallarda, nostalji yoğun filmlerde kaldı şimdi. Ses, doğallığından sıyrılıp, teknolojinin kanallarından geçerek yayılıyor boşluğa artık. Yayılırk.....
1991 - Ekim, Sayı: 068, Sayfa: 030
İletişim ve Müslüman - Dr. Sedat Cereci
İletişim, insanla başlayan serüvenin bir araya getirici, örücü, çoğaltıcı ve yayıcı mekanizması, bundan sonraki yüzyılların soluk kadar, su kadar ihtiyaç duyulan temel yapı taşı. İletişimin en basit şekli yüzyüze olanıdır, insan oğlu öteden beri bu en kolay ve en etkili fakat etki alanı en kısıtlı iletişim (ürünü uygulaya gelmi.....
1991 - Haziran, Sayı: 064, Sayfa: 041
Medya Savaşları - Dr. Sedat Cereci
Yirmibirinci yüzyılın başlarında dünyanın tanık olacağı bir savaş, dünyayı sansasyon ağlarıyla ören bir televizyon şirketinin anında görüntüleriyle ulaşmayacak insanlara belki de. Böyle bir savaşta, savaş bölgelerinin çok uzağında yaşayan insanlar (CNN'le (Cable News Network) ilgilenmeyecek. Çünkü o tarihlerde CNN çoktan demode.....
1991 - Mart, Sayı: 061, Sayfa: 014
Düşüncenin Uykusu - Dr. Sedat Cereci
Zaman sınırsız değildir. Çağlar da sayılı, saatler. günler misali. İlk, orta, yeni derken "Son Çağ" yaşanır bir de. Asrın son şaheseri, mevsimin son yağmuru, günün son saati gibi zamanın da bir "Son Çağ"ı vardır. Yaşadığımızdır belki de o çağ. Çok insan taşıdı zemin, nice sözler yankılandı boşlukta. Nice kaleler inşa edildi, nic.....
1990 - Kasim, Sayı: 057, Sayfa: 035
1 2 Sonraki Sayfa >