> Yazara Göre Listeleme > F > Fuat Akpınar > Yolculukta Önceliklerimiz ve İnceliklerimiz-2
Fuat Akpınar
Gösterilen makaleler: 1 ile 14 arası
Makale Tavsiye EtMakale Yazdır

Yolculukta Önceliklerimiz ve İnceliklerimiz-2
Fuat Akpınar
2013 - Ekim, Sayı: 332, Sayfa: 026

Yolumuz; hakikat’in bizatihi kendisi olan ve kendisinden başka hiçbir ilah olmayan, en doğruyu beyan etmiş olan, Rahman ve Rahim sıfatları ile merhameti mahlukatını kuşatan, en çok seven ve sevilmeye layık olan mülkün ve hesab gününün yegane sahibi Halık-ı Zülcelal velkemal Hazret-i Allah (c.c.)’ı kalb ile tanıyıp idrak ederek sırat-ı müstakim üzere bir hayat sürdürme gayretinde olmaktır.

Kalbin ve zihnin sayısız ilahlarla işgali ve onlarla meşguliyet devam ederken, sadece dil ile Kelime–i tevhid söyleme merasimi icra etme yolu değildir bizim yolumuz.

Önceliğimiz; Tevhid sırrının habercisi ve icracısı, bundan dolayı Kur’ani ifade ile alemlere rahmet olan, bize çok düşkün olan, sıkıntıya düşmemiz kendisine çok ağır gelen, mü’minlere çok şefkat ve merhametli ve içimizden biri olan Peygamber efendimiz (s.a.v.)’in sünnet-i seniyye’sini tetkik ederek ve ona uyarak, onun kalb alemindeki bir olan Allah (c.c.) telakkisini; bilmek, anlamak ve idrak etmek gayreti olmalıdır.

Görebildiğimiz - göremediğimiz, bilebildiğimiz- bilemediğimiz, göklerin, yerin ve her ikisi arasındakilerin Rabb-i Allah (c.c.)’dan başka ilah olmadığını, yaradılan hiçbir şeyin ve isminin Allah olmadığını, kendisinden başka ilah olmadığına şehadet edenin yine kendisi olduğunu, hamdin, şükrün, hükmün ve dönüşün O’na olduğunu, gerçek dost, sahip, vekil ve yardımcının O olduğunu, kulunu koruyan muhafaza eden, bağışlayan ve afv edenin O yüce Allah (c.c.) olduğunu asla unutmamaktır önceliğimiz.

Dünyada yarattığı bütün kullarına sonsuz merhameti muktezasınca nimetlerini veren, rahmet etmeyi kendi zatına yazan, geceyi ve gündüzü yaratan, rüzgarı ölü toprağa hayat bahşeden yağmurların müjdecisi olarak gönderen, Rabbimizden bir öğüt, gönüllere şifa, hidayet ve rahmet olan Kur’an-ı indiren ve hikmeti öğreten Er-Rahman olan Allah (c.c.)’ı tanımanın gayreti önceliğimiz, rahmete ermek için sonsuz ikram sahibine muhatap olmanın yollarını sünnete ittiba ile oluşturmak ise inceliğimiz olmalıdır.

Dünyada haddi aşarak nefislerine zulmedenlere ‘Allah (c.c.)’ın rahmetinden ümit kesmeyin çünkü Allah (c.c.) bütün günahları bağışlar, şüphesiz ki o çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir’ müjdesiyle kullarının günahlarını rahmet yağmurlarıyla pak eyleyip, merhamet edenlerin en merhametlisi olduğunu beyan eden, ahirette ise merhametini ve nimetlerini yalnız ve yalnız mü’minlere ikram edecek olan Er-Rahim olan Allah (c.c.)’ı tanımanın gayreti önceliğimiz, Rabbimizin bu ismi şerifinden hissedar olarak kullarının şahıslarımıza karşı yanlış ve kötülüklerini gönül deryamızın derinliklerinde eriterek onlara af ile muamelede bulunup, ikram edip, nezaketle ve leyyin ifadelerle doğruyu hatırlatarak, merhamet örnekliği tevzi etmek ise inceliğimiz olmalıdır.

Direksiz yükselttiği göklerde ve her türlü nimetleri bitirdiği yerde olan tüm mahlukatın kendisini tesbih ettiği, mülkün gerçek sahibi ve dilediği gibi tasarruf eden, bütün kainatın mutlak hakimi ve tek hükümdarı, mülkü dilediğine veren ve dilediğinden alan, her türlü hayır elinde olup dilediğini aziz dilediğini zelil kılan, El-Melik olan Allah (c.c.)’ı bilme gayreti önceliğimiz, doğru yola iletmesi için zalimler topluluğundan olmamak, vesvese veren insanların ve cinlerin şerrinden o El-Melik olan Allah (c.c.)’a sığınmak ve asla ben demeden benim demeden secde ile Malik-ül Mülk olanı tesbih etmek inceliğimiz olmalıdır.

Akıl ve ilim sahibi her insanın hayran hayran seyrettiği kainat kitabındaki muazzam ahenk ve intizam karşısında, her türlü noksanlıktan münezzeh bütün kemal sıfatlara sahip El-Kuddus olan Allah (c.c.)’ı kalben tanımak önceliğimiz, hata gaflet ve her türlü günah kirinden tövbe ve istiğfar ile temizlenip Ümmet-i Muhammed (sav)’in arınması için göz yaşı pınarımızı çağlayana dönüştürüp El-Kuddus olan Allah (c.c.)’a layık olma sevdamız inceliğimiz olmalıdır.

Kullarını selamet yurduna çağıran, Allah (c.c.)’dan gereği gibi ittika edenler için hazırladığı esenlik ve huzur yeri olan cennetine davet eden, iman edip salih amel işleyenlerin selam yurdu cennetlerde ebedi kalacağı müjdesini veren, kendisi selam olan ve kendisinde selamet olan, kendisi her türlü eksiklikten beri olup başkalarını selamete ulaştıran, melekleri ile birlikte Peygamber (s.a.v.)’e salat ettiğini beyanla iman eden mü’minleri de tam bir teslimiyetle salat ve selam etmeğe davet eden Es-Selam olan Allah (c.c.)’ı hakkıyla anlamak önceliğimizdir elbette.

Es-Selam olan Allah (cc)’ın rızasını kazanmak yani selam yurduna dahil olmak için ayetlerine inanmak, salih ameller işlemek, sabretmek, namazı dosdoğru kılmak, verilen rızıklardan hayra harcamak, çirkinlikleri güzellikle yok etme gayretinde olmak, Peygamber efendimiz (s.a.v.)’e layık-ı veçh ile slat-ü selamda bulunmak ve sulh, sükun, huzur ve emniyet için mü’minler arasında selamı yaymak şuur ve gayretiyle demeliyiz ki; ‘Ya Es-Selam olan Allah (c.c.)’ım dünyada selam isminin gölgesinde yaşamayı, karşılaştığımız her mahlukatına selamet sunmayı ve onların selamına layık olmayı, mahşer yolculuğuna selametle çıkarak Dar’us-Selamda konaklamayı nasip eyle’ söylemi dua ve hal olarak vazgeçilmez inceliğimiz olmalıdır.

Not: Bu yazı Muhterem Osman Nûri Topbaş Hoca­efendi’nin Gönül Bahçesinden ve Eserlerinden, Esma-i Hüsna (Vuslat Tura­bi)’den istifade ile hazırlanmıştır.