> Yazara Göre Listeleme > S > Salih Zeki Meriç > Altınoluk Sayfalarında Oruç İklimi
Salih Zeki Meriç
Gösterilen makaleler: 1 ile 15 arası 1 2 3 Sonraki Sayfa >
Makale Tavsiye EtMakale Yazdır

Altınoluk Sayfalarında Oruç İklimi
Salih Zeki Meriç
2012 - Temmuz, Sayı: 317, Sayfa: 016

‘‘Ramazan ayı bir arınma ayıdır.’’ Bu ifadeyi Altınoluk’u takip eden her okuyucu bilir. Altınoluk çeyrek asrı geçen bir zamanda okuyucusunun gönül dünyasını ilmek ilmek örmeye devam ediyor. Müslüman Duyarlılığı, İslam İnsanı, Kalp İnşâsı, Gönül Çağrısı Altınoluk’un öncelediği konular. Gaye; dünya hayatını ahiret kurtuluşu için fırsat bilen örnek insanlar yetiştirmek. Altınoluk yıllardır bu mesajı vermeye çalışıyor ve bu yönde kapak konuları işliyor.

Altınoluk Dergisi’nin her zaman güncelliğini koruyan eski sayılarına şöyle bir baktık. ‘‘Arınma ayı olan Ramazan ayını’’ ilk on yılda nasıl işlemiş Altınoluk Dergisi? Hangi konulara temâs edilmiş? O yıllarda İslam Dünyası’nın ramazan algısı nasılmış ve nasıl bir değişim geçirmiş?

Bu ve benzeri konuları yeniden dikkatlerinize sunmak ve düşünce dünyamızda bir yolculuğa çıkmak, hepsinden önemlisi Altınoluk Dergisi’nin Ramazan algımıza nasıl te’sir ettiğini görebilmek adına zaman tünelinde geriye doğru bir yolculuk yapalım istedik…

‘‘Andını Hatırla’’ Altınoluk Dergisi’nin manifestosudur. Ümmete yeni bir bilincin verilmesi çağrısıdır. Ümmetin uyanışı için yüreklere atılan bir tohumdur. Müslüman bireye, îditalli, istikametli bir ümmet bilinci sağlamaktır. Yakın çevremizden; Ailemizden başlamak üzere, halka halka yayılan ve dünyanın bütün coğrafyalarındaki insanların dertleri ile dertlenmeye aday olmayı öğretmektedir.

İlk sayının takdim yazısında Ahmet Taşgetiren Bey şu ifadelerle bitiriyor cümlelerini:

Altınoluk, deyiniz ki, safınıza girip omuzlarını size yaslayan, sizden sıcaklık, yürek bütünlüğü, sevgi ve rahmet algılayan ve size sadece bu duyguları vermeye çalışan bir ufuk yokuşudur. Deyiniz ki, gönülleri tevhid inananda buluşturan Kıble’ye bir işaret taşı olma dileğindedir. Deyiniz ki, “ümmet ufku”nu taçlandıran Kâbe’nin bir parçasını isim olarak almakla, ona layık olma cehdine girecek bir gönül eridir. Sanki dünyanın her tarafında, mü’minlerin içinde kopan “Altınoluk’ta buluşalım “ coşkusuna katılma sevincidir.

1986 yılı. Mayıs ayı. Dergi, ilk Ramazan sayısını, neşredildiğinin üçüncü ayında yapıyor. ‘‘Her Nefesi Yaşanan Yeni Bir Hayata...’’ kapak cümlesi ile buluşuyor okuyucusu ile. Derginin muhtevasında kutlu asrın güzel iklimine taşırcasına Ali Hüsrevoğlu Medine-i Münevvere Ramazanları adlı yazısında Osmanlı Ramazanlarını yaşamış, Medine’de ikamet eden bir büyüğümüzün hatıralarını yazısına konu etmiş. Ve Medine’de yaşanan Ramazan günlerini anlatmış. Ali Toy, Ramazan ayı için bir sembol haline gelen Mahyalar başlığı ile Mahya’nın tarihçesini, anlamını kaleme almış. İ. Lütfi Çakan Bey ise, Peygamberimizin Dilinden Ramazan adlı yazısı ile Efendimiz’in orucunu taşımış gönüllere.

Derginin ikinci yılı. Yani 1987. Ramazan ayı yine Mayıs ayında işlenmiş. Mustafa Çağrıcı Bey’in yazısını görüyoruz; Oruç ve Oruçluya saygı başlığı ile kaleme almış yazısını müellif. Orucun kıymet-i mâneviyyesine dikkat çekerek, oruçluya hürmet göstermek için oruca saygı göstermek gerektiğine dikkat çekmiş. Ayrıca Mustafa Eren, Oruç ve Kur’anla ilgi meseleler başlıklı yazısında soru-cevap şeklinde kısa ve öz cevaplarla okuyucuya bilgiler vermiş. Bu sayının kapak cümlesi; Kur’anla Düşünmek, Kur’anla Yaşamak olarak verilmiş. Kur’an ayı olan Ramazan ayında dopdolu bir Kur’an sayısı hazırlanmış. Abdurrahman Gürses Hoca ile yapılan Kur’an Saatleri başlıklı röportaj bu gün hala tazeliğini korumakta. Ahmet Maraşlı, Kamil Yılmaz, İ. Lütfi Çakan Hocalar da Kur’an’ın bir hayat düsturu olduğunu ve Kur’anla donanmanın gerçek kurtuluş olacağına vurgu yapmışlar.

1988 yılında dolu dolu bir Ramazan sayısı hazırlanmış. Kapak yazısı şöyle: Ramazan, Zekât, Şefkat. Ramazan ayı bir infak ayı. Fakiri, yoksulu, öksüzü doyurma ayı. Veren için de alan için de bir fırsat ayı. Veren verdiği ile kazanacak alan da aldığı ile. Bu sayıda derginin büyük bir kısmı kapak konusu çerçevesinde hazırlanmış. Ahmet Taşgetiren, Müslüman’ın Zenginliği başlığı ile gerçek zenginliğin köşe taşlarını belirliyor. Takvanın ölçüsü infaktır diyor. Sadaka minnetsiz olmalı diyor ve infakın gizli olması gerektiğine, her müminin infak edecek bir şeyleri olabileceğine dikkat çekiyor. Abdulhalim Toprak, Kur’an ve Oruç, Ali Dedeoğlu, Zekât Malı Artırır yazıları ile derginin kapak konusuna vurgu yapıyorlar.

1989 yılı Ramazan sayısı yine Kur’an vurgusu ile çıkıyor okuyucunun karşısına; ‘‘Kur’ân Ölçüsünde Kimliğimizi Netleştirmek’’ ifadesiyle kimlik hatırlatması yapılıyor. Ahmet Taşgetiren, kişiye özel İslam siparişi niteliğinde bir tahlille giriyor yazısına ve çarpık İslam anlayışına dikkatleri çekiyor. Allah inancı ve din alt başlığında iman meselesine değiniyor. Ahiret İnancının önemine dikkat çekiyor.

1990 yılının Ramazan ayı sayısını, İslam Günleri serlevhası ile sunuyor okuyucusuna. Mehmet Emre Hoca ile Ramazan öncesi bir sohbette sünnet kavramına ve hassasiyetine vurgu yapılıyor. Mustafa Eriş Bey, Ramazan Günlüğümüz başlığı ile çıkıyor okuyucunun karşısına. Ramazan ayına özel bir sünnet olan Mukabele’yi anlatıyor Ali Osman Yüksel Bey. Hasan Kamil Yılmaz Bey, yine ramazanda ifa edilen ve bir iç arınma eylemi olan İtikâfı ele alıyor. Ve bu ayın önemli bir parçası olan Teravih namazlarına yer veriyor Hasan Aksoy.

1991 yılının Nisan ayında Ramazan ayını ‘‘Topyekün Tevbe Zamanı’’ olarak takdim ediyor Altınoluk dergisi. Bütün ibadetlerin özünde olması gereken bir şuur; Tevbe. Her ilahi huzura çıkıldığında nedamet hisleri ile dolup taşmak. Bu sayıda, Merhum M. Sami Ramazanoğlu (k.s.) Tevbe’yi Hakka hicret olarak tanımlıyor M.Yaşar Kandemir, Efendimiz (s.a.v.)’in Ramazan Hayatına yer veriyor kendi yazısında. Ahmet Taşgetiren, Tevbe İklimi diyor, topyekun biatimizi yenileyelim diyor, aracısız, randevusuz…

1992 yılında Ramazan’a dair birkaç yazı mart sayısında yayınlanıyor. Merhum Üstad M. Sami Ramazanoğlu (k.s.)’nun Bedenin Zekâtı başlığı ile veriliyor. Sadık Dana imzası ile İnfak konusu ele alınıyor. Doksan iki yılının önemli siyasi olaylarından Cezayir’de İslami Selamet Cephesinin seçimleri kazanması gündemde olduğu için, Cezayirli Müslümanların zaferi dosya olarak takdim ediliyor. Modern Sistemlerin tıkanmasını ele alıyor Ahmet Taşgetiren. Ramazan ayının bir Rasulullaha sevgi ve muhabbet ayı olması bakımından Yaşar Kandemir ve Hayreddin Karaman Hocaların Şemail’le ilgili yazıları da dikkat çekiyor.

1993 yılına gelindiğinde, bir niyetle çıkıyor Altınoluk Dergisi sevenlerinin karşısına: Yeniden İslam’a diyor. Bu ifade bir akit tazelemesi, bir bilinç kuşanması, bir toparlanma çağrısı. Toparlanın! Yola devam diyor adeta. Derginin muhtevasında direkt Ramazan ve oruçla alakalı olarak Sünnette Bayram başlığı ile İ. Lütfi Çakan Hoca kaleme aldığı yazı önplana çıkıyor. Diğer yazılar kapak konusuna destek mahiyetinde yeniden bir İslami şuurlanma çağrısı yapıyor.

1994 yılının Ramazan sayısında Servette Tevbe başlığı ile çıkıyor Altınoluk dergisi. Bir infak ayı olan Ramazan ayı, herkesin bir manada serveti ile sınandığı bir ay. Kim ne kadar infak edebiliyor? Sevdiği şeyleri infak etmede ne kadar mahir? Dergi bu mübarek ayda yine infaka çağırıyor okuyucularını.

Yasemin Doğru, Oruç Ne Güzeldir başlığı ile Ramazan’ın manevi güzelliklerini okuyucuya taşırken Hasan Kamil Yılmaz, Oruç-Takva ilişkisine yer veriyor sayfasında. Basri Doğan ise, Marifet kavramını izah ediyor.

1995 yılında Altınoluk Dergisi, yine bir çağrı yapıyor; Allah’a Koşun! Bu kutlu ayda bütün ümmete yapılan bir çağrı. Rahmet ayı olan Ramazan’da nefs engelini aşarak, bu kutlu ayı da fırsat bilerek Allah’a koşun diyor.

Sabri Akdeniz’in yazısı Ramazan ve İnsan başlığı ile okuyucuya sunuluyor. Ömer Çelik, Kur’ana Karşı görevlerimiz başlığı ile sunuyor Kur’an ayında Kur’anla ilgi yazısını.

On yıl sonra. Yani 1996. Altınoluk Dergisi neşredilişinin 10. Yılında. Bir dergi için 10 yaş önemli bir tecrübe. On yıldır binlerce okuyucuya bir gündem taşıyorsunuz. Onların yüreklerine, gönüllerine hitap ediyorsunuz. Sizin mesajınızı her ay bekleyen, okuyan ve o istikamet üzere düşünce geliştiren binlerce insan var. Bu büyük bir mesuliyet.

1996 yılının dergisinin bütün yazı başlıkları manevi bir eğitime alıyor insanı adeta. Dergi Mahmud Sami Razamanoğlu (k.s.)’nun vefatının sene-i devriyesine tevafuk ediyor. Kapak konusu olarak Diri Bir Kalp İçin İslam Tasavvufu’nu işliyor. Ahmet Taşgetiren Bey, takdim yazısına şu cümlelerle giriş yapıyor:

‘‘Aziz okuyucu,

Altınoluk’un bu sayısı, Ramazan’ın tam ortasına doğuyor. Önü Bayram’a çıkıyor. Bugünler, Muhterem Üstazımız Mahmut Sâmi Ramazanoğlu Hazretlerinin ahirete irtihallerinin 12’inci sene-i devriyelerine rastlıyor. (12 Şubat 1984).

İşte böyle bir tevafuklar meşheri içinde biz de Altınoluk’u “kalb diriliği” üzerine yoğunlaştırdık. Kalb diriliği ve tasavvuf üzerine...

Ramazan, kalbi Allah zikri ile doyurma ayı... Kur’an ayı. Bayram, kalbi Allah zikri ile dirilenlerin, sevinç günleri. Tasavvuf bir kalb ilmi. Ve Mahmud Sâmi Ramazanoğlu, bir kalb tabibi... Bizler de diri bir kalbin talebkârı isek, işte bizim mevsimimiz, işte bizim dergâhımız...

Bu sayımızın oluşturduğu iklimde, şöyle biraz konaklayabilirseniz, belki, ümit ederiz, diri bir kalbe açılan kapılara rastlayabilirsiniz.’’

On yılın kısaca özeti işte böyle. Altınoluk bu ay 317. Sayısı ile okuyucusunun karşısına çıkıyor. Uzun soluklu bir yürüyüş bu. İnşallah mahşerde yüz aydınlığı olabilecek bir yürüyüş. Altınoluk Dergisi’nden enerjisini alan yirmiye yakın dergi var bu gün. İngilizce, Arapça, Fransızca, Rusça, Azerice ve daha başkaları.

Biz, yayınlandığı ilk on yılda Ramazan ayına nasıl yer vermiş penceresinden baktık Altınoluk Dergisine. İslam’ın diğer bütün konuları da Altınoluk Dergisi’nde bir iç duyuş hassasiyetiyle ele alınmış. Kalp eğitimi, Tasavvuf, Ümmet Hassasiyeti, Hizmet Şuuru, Aile, Ahlak, Medeniyet gibi önemli konular en güzel bir şekilde ele alınmış ve okuyucunun gönül dünyasına sunulmuş.

Altınoluk gök kubbede hoş bir sada bırakmaya devam ediyor. Gönül Çağrısı diyor, Hizmet diyor, Huzur diyor. Rabbimizin kitabında ne varsa hepsini gündemimize taşıyor…