"Salih Zeki Meriç" Makaleleri
Yazarın makale sayısı: 42
Gösterilen makaleler: 1 ile 15 arası
Bayramın Ardından - Salih Zeki Meriç
Bu bayram içime hüzün bıraktı Gitti arkasından baktım acıyla Gözlerim adeta hayale aktı Buruk bir sevincin ihtiyacıyla Bu bayram içime hasret ateşi Alev alev düştü, yaktı kavurdu Bayram sabahında doğan güneşi Diyardan diyara attı savurdu .....
2014 - Ekim, Sayı: 344, Sayfa: 023
Bir Muhabbet Medeniyeti - Salih Zeki Meriç
Peygamber Efendimizin bir ismi de Habîbul­lah’tır. Allah’ın kendisini tesmiye ettiği isimlerinden biri. Bunu onun kendi beyanından öğreniyoruz. ‘‘Ben Habîbullahım, övünmek yok’’ diyor Efendimiz. (Tirmizî, Menâkıb, 1, nr. 3616) Habîbullah yani Allahın sevgilisi. Allahın muhabbetine mazhar, insanların en şereflisi Efendimiz. Muhabbet duyanı.....
2014 - Ağustos, Sayı: 342, Sayfa: 050
Allah Diyelim - Salih Zeki Meriç
Ne zaman başın dara düşerse, Allah de! Ne zaman çıkmaz bir yola girdiysen Allah de! Ne zaman gönlün daraldı ise Allah de! Ne zaman mahzun oldun ise Allah de! ‘Allah’ her derdin ilacı. Her darlığın sonundaki ferahlık. Her hüznün ardındaki sevinç. Allah; her harfi ayrı bir mana.....
2014 - Haziran, Sayı: 340, Sayfa: 052
Ah İnsan! - Salih Zeki Meriç
Zulme tarih konulur mu? Ne zaman başladı zulüm? Ne zaman son bulur? Hâbil’in suçu neydi mesela? Kâbili hangi duygu sürükledi zâlimliğe? Ey İnsan, küçük bedeninle büyük cürümler işledin, farkında mısın? Zulümle âbâd olamayacağını bile bile. Hem kardeşine kıydın hem kendine. İnsanlık onurunu, fıtratın getirdiği o güzel duyguları y.....
2014 - Nisan, Sayı: 338, Sayfa: 050
Peygamber (s.a.v.) Aşkı İle Büyüyen Bir Muhabbet Medeniyeti - Salih Zeki Meriç
Rasûlullah Efendimize olan muhabbetin tezahürleri, ona iman eden ümmetinin farklı duyuş ve hissedişlerine göre muhtelif şekillerde olmuştur. Efendimizin kendi ifadeleri ile ‘‘Ben Habîbullah’ım’’ hadîs-i şerifinde mana bulan ‘‘Allahın en çok muhabbet duyduğu insan’’ olmasından dolayı asr-ı saadetten beri O’na ve O’na ait olan her şeye fa.....
2014 - Ocak, Sayı: 335, Sayfa: 054
Bu Zamanda İman elde taşınan ATEŞ GİBİ... - Salih Zeki Meriç
İman, İslam dairesi içerisine girmek için birinci şarttır. İnsan Rabbinin birliğini ve tekliğini, Efendimizin O’nun kulu ve Resulü olduğunu dil ile ikrar ve kalp ile tasdik ederek iman dairesi içerisine girmiş olur. İman’da asıl olan kalbin tasdikidir. İman, görünmeyen ancak hakkında bilgi sahibi olunan, varlığını tecellileri ile göst.....
2013 - Aralık, Sayı: 334, Sayfa: 048
Rahman ve Rahim Olan Allah'ın Gazabı - Salih Zeki Meriç
Birçoğumuz Cuma veya sâir zamanlarda camilerde yapılan vaazları dinlerken, kullanılan dilin keskinliğinden, İslam’ın şefkat dilinin kullanılmamasından yakınırız. Onlarca müjde ayeti, yüzlerce cennetle ilgili ayet varken sürekli cehennemden ve oradaki insanların çektikleri azaplardan bahsedilmesini doğru bulmayız. Bu yaklaşımda haklı olduğumuz ka.....
2013 - Kasım, Sayı: 333, Sayfa: 046
Bevvâbîn-i Nebî: Rasûlullah’ın Hizmetkârları - Salih Zeki Meriç
Allah Rasûlü Efendimiz buyuruyor; “Evimle minberim arası, Cennet bahçelerinden bir bahçedir” (Tecrid-i Sarih Tercümesi, IV, 268). “Benim şu mescidimde kılınan bir namaz, Mescid-i Haram dışında, diğer mescitlerde kılınan bin namazdan daha hayırlıdır” (Tecrid, IV, 249). Rasûlüllah’ın Cennet Bahçesi diye tarif .....
2013 - Eylül, Sayı: 331, Sayfa: 054
En Güzel İsimlerinle Sana Dua Ediyoruz; Ya Rab! - Salih Zeki Meriç
"Esmâ-i Hüsnâ”, Yüce Rabbimizin, Allah, Rahman, Rahîm, Gafûr, Rezzak, Kuddûs, Selam… gibi birbirinden güzel isimleridir. Esmâ-i Hüsnâ tabiri bizzat Kur’ân’a aittir ve dört yerde geçer. Bu konudaki ayetlerden birisinin meali, “En güzel isimler Allah’ındır. O hâlde bu isimlerle O’na dua edin”1 şeklindedir. Allah Rasûlü (s.a.v.) de,.....
2013 - Ağustos, Sayı: 330, Sayfa: 052
Yedi Tepe Yedi Kandil; Ramazan - Salih Zeki Meriç
Yedi tepe’de yedi kandil. Kollarını açmış sema’ya. Kubbelerinden taşan duâlar, âminler, Fatihalar. İstanbul, camileri ile güzel. Ramazan ayında her biri nûr halesi. Yedi tepe üzerine kurulu yedi muhteşem camisi ile İstanbul’da kutlu bir şehrâyin başlıyor. Bu Ramazan her birine, özel zaman ayırmalı, her birinde bir teravih, her birinde bir sabah .....
2013 - Temmuz, Sayı: 329, Sayfa: 020
Facebook’ta Mahremiyet - Salih Zeki Meriç
Modern hayatın bizden alıp götürdüğü en önemli değerlerimizden birisi mahremiyet duygusudur. Batılılaşama hevesi ile başlayan değer erozyonu her şeyimizden bir parça götürdü. Dinimizden, örfümüzden, kültürümüzden, benliğimizden aldı. Batı ile bizim kültürümüz arasında başta mahremiyete yaklaşım farkı var. Zira mahremiyet Batı kültüründe “doku.....
2013 - Mayıs, Sayı: 327, Sayfa: 053
Bir Hayat İki Fotoğraf - Salih Zeki Meriç
Kış geldi. Ben buradayım diyor. Kışla beraber sanki daha çok ölüm haberleri almaya başlıyor insan. Yaprakların bir bir dökülmesi gibi dalından, sırası gelen gidiyor. Varoluş ve yok oluş hep yaşanıyor. Geçen gün Eyüp camiinden kaldırdık cenazesini bir tanıdığın. Yüzler acıyla dolu, gözler nemliydi. Sözün bittiği yerdi. Herkes tarifini .....
2013 - Şubat, Sayı: 324, Sayfa: 050
Zikir ve Huzur - Salih Zeki Meriç
Bütün ibadetlerin ortak özelliği kulun Rabbini hatırlayarak o ibadeti edâ etmesidir. Bir hatırlama ve o hatırlamanın neticesinde bir yakınlaşma vardır. Mesela namaz bir hatırlamadır, oruç bir hatırlamadır, Hac ve zekât bir hatırlamadır. Allah için yapılan bir infak O’nu hatırladığımız için yaptığımız bir ibadettir. İçinde Allah’ın hat.....
2012 - Kasım, Sayı: 321, Sayfa: 028
Benlik Duygusundan Vazgeçebilmek - Salih Zeki Meriç
'Ben ondan daha hayırlıyım. Beni ateşten yarattın Âdemi ise çamurdan’’ (el-Araf, 12) dedi şeytan. ‘‘Ben’’ diye başladı itirazına. Allah, meleklerden, kendi ruhundan yarattığı Âdem’e yine zatını tazim için secde etmelerini istedi, melekler de secdeye kapandılar. Ancak benliğinden geçemeyen şeytan kibre, gurura kapıldı, kendince itiraz etti ve ebe.....
2012 - Eylül, Sayı: 319, Sayfa: 048
Kendi Günahına Ağlamak - Salih Zeki Meriç
Önce kendinden mesulsün. Rabbin, önce seni sana soracak. Kabir hayatıyla başlayacak sorular; Rabbin kim, Peygamberin kim? Dinin ne? Sorular arka arkaya gelecek; aldığın nefesten, attığın adımdan, yediğin lokmadan, baktığın yerden, kulak verdiğin sesten, zerre kadar hayır ve zerre kadar şer’den sorulacaksın. Her şey karşına çıkacak. Hiç.....
2012 - Ağustos, Sayı: 318, Sayfa: 021
1 2 3 Sonraki Sayfa >